|
Munzura sefer olur
zafer olmaz
Devletin
Alevilere ait tüm
güzellikleri ve
tarihsel köklerini
yok etmek icin
Dersime yaptirmayi
düsündügü bir dizi
barajlarin aslinda
ülkenin kalkinmasi
amacli degil,de
Dersimlileri
Degerlerinden
uzaklastirmak icin
yapilan bir
girisimdir
sehylü
islamcilarin Dersimi
yok etmek icin
yaptigi seferleri
tarihimize
baktigimizda
görüyoruz.
Sehylü
islamcilarin Devami
olan tarikatlar
cumhuriyeti
atalarinin
basaramadiklarini
basarmak icin
1924,de kurulan
Diyanete
baktigimizda ülke
nufusunun ücte biri
olan Alevilerin
inancini inkar
ederek kendini
göstermistir.
"1934" yilinda
özel Tunceli
kanunlarini
cikardiklarina tanik
oluyoruz.
Özel tunceli kanunu
ardinda 3 yil
Dersimlileri asi ve
eskiya gösteren
binlerce yazitlar ve
propagandalar
yapildi Dersimi yok
etmek icin "1934,den
1937" yili aralari
askeri yiginak
yaptilar.
"1937" yilinda
Devlet Tarafindan
Dersimde yasiyan
Alevilere karsi imha
harekati baslatildi.
"On binlerce cocuk
yasli insan
inanclarindan
dolayi" Gah
süngülenerek Gah
yakilarak
sigindiklari
migaralarda
dinamitleterek
katletmistir Devlet.
"On binlerce
Dersimliyide
sunnilerin yasadigi
bölgelere sürgün
ettirip asimile"
olmasina sebep
olmustur.
Alevileri
Öldürmekle
bitiremiyecegini
anliyan katillerler
Alevileri asimile
etmek icin
akademisiyenlerini
devreye koydular.
Beyaz asimile ile
Alevilerin
cocuklarina okulda
mecburi din Dersleri
ile asimile ederken
bir taraftanda
Alevilerin yogun
olarak yasadigi
yerlede bir dizi
fiziki katliamida
Gah,Malatyada Gah
marasta Gah corumda
Gah Sivasta Gah
gazide Devletin bu
katliamlari
yaptigina tanik
oluyoruz.
Alevilerin
sunnilesmesi icin
Devlet her türlü
baski ve inkarla
karsi karsiya
birakmistir Alevi
Toplumunu..
Ama yine
basaramadilar
Alevileri yok
edemediler simdide
Alevileri yok
etmenin yeni bir
katliamini sahneye
koymak istiyorlar.
Alevileri
köklerinden koparmak
icin Alevilere ait
Dergahlari, ziyaret
ve ocaklarimizi ya
müze yapiyorlar yada
sular altinda
birakarak Alevileri
köklerinden koparmak
istiyor Devlet ve
Diyanet..
Alevileri imha
etmek icin öncelikle
diri olan damari
kökünden koparmak
gerektigini ve bu
damarin Dersimde
yasadigini bilen
Devlet Dersimi sular
altinda birakip
Alevileri
ziyaretlerinden
ocaklarindan
koparmak icin tüm
zamanlarin en büyük
imhasina
hazirlaniyor
Bu katliamla
birlikte Alevileri
köklerinden koparmis
olacaklar.
Bizi yok etmek icin
bin yildir ugrasan
bu mantiga karsi
sabrimiz kalmadi
Degerlerimize uzanan
kanli ellere karsi
Dersim Derneklerinin
Munzur özgür aksin
sesine sesimizi
katiyoruz.
Alevi toplumuna
ait degerleri sular
altinda ve müze
yapmak istiyen
inkarcilara karsi
Birlikte hareket
etme bilinci ile.
GAH taraftarlarini
ve Tüm duyarli
canlari bu etkinlige
Destek vermelerini
istiyoruz..
Sevgi Bizim
dinimizdir Baska
Dine inanmayiz
sevgi ve bilgeligin
oldugu her yerde boy
veririz.
Icinde sevgi ve
bilgelik tasiyan hic
bir sey Alevilige
yabanci degildir.
icinde sevgi tasiyan
her kesi dünyada esi
olmuyan doga
harikasi "Munzurun"
cigligina duyarli
olmasini bekliyoruz.
BU EVREN
HEPIMIZIN
HEPIMIZ BU EVRENIN
COCUKLARIYIZ
Genç
Aleviler
Harekatı...GAH
23.
Subat.2007
Seyhül-Islam'larin
Hinzir pasalarla
Birlikteligi
Seyhül-Islam'larin
yüzyillardir,
varlikligimizi bile
kabul etmeyip
kücümseyerek dinsiz,
kafir, rafizi
diyerek haklarinda
ölüm fetvalari
cikardiklari
Alevileri ne
hikmetse bu gün
"tanimaya ve
müslüman
kardeslerimiz"
demeye basladilar.
Acaba, aradan ne
gecti de birden
degismeye
basladilar?
Bize göre bu sürecin
üzerinde her Alevi
canin sapkasini
önüne koyup
düsünmesi gereken
bir sürectir..
AABF--Bagli
kurumlarda kafa
karisikligi
yaratmaya calisan
Devlet ve Diyanetin
tasaronlugunu yapan
cagin Hinzir
pasasaligina soyunan
paravan örgüt olan
cem vakfi ve Benzeri
paravan Alevi
vakiflarina
Alevilerin Dikkat
etmeleri
gerektiginin altini
ciziyoruz.
Alevi toplumunu
varligindan bu güne
kadar inkar
eden,katleden,iftiralar
atan,asimile
eden.müslüman
olmadigimiz icin 21
yüz yilda dünyanin
gözü önünde
saatlerce yanmamizi
izliyenler simdi
Alevi dostlarimi
oldular..?
Devletin tüm
imkanlarini kullanan
Diyanet
hokkabazlariyla
akademisiyenleriyle
Alevileri asimile
etmek icin icimizde
bir avuc cikar ve
öbür dünya masallari
karsiliginda
Toplumsal
degerlerimizi
karsitlarimiza
pazarliyanlar Alevi
edap- Erkanina göre
"Düskündürler"
Düskün,lerin
ardindan gidenlerde
ayni katagorideler,
Düskünler cemiyeti
olan cem vakfinin..
Seyhül-Islam'larin
istemleri
dogrultusunda
degerlerimizi
basitlestirmek icin
Berlinde yaptigi
ceme Alevilerin
varligini inkar eden
mantigin bekcileri
katilmakla
birlikte.Alevi
degerlerini
savunduklarini idia
eden bazi
sasirmislarda cem
vakfinin böl parcala
semsiyesi altina
gittiklerini
görüyoruz.
Alevi
Toplumu kendi
kurumlarini kendi
imkanlariyla
yaratmistir.
Varligimizi
degerlerimizi temsil
eden cem evlerimizi
yasal olarak kabul
etmiyen Devlet ve
Diyanet Alevilerin
örgütlenmesini bölüp
parcalamak icin
diyanetin Alevi
dedeleri olarak
piyasaya sürdükleri
kimliksizlerin Alevi
dedeleri olmadigini
bir avuc cikar
karsiliginda
Aleviligi yok etmek
icin özel görev
yaptiklarini
algiliyoruz.
Toplumsal
degerlerimizi inkar
eden her kesin
dikkatine...
Bin
yildir tafinizdan
ugradigimiz
katliamlar bin
yildir tafinizdan
ugradigimiz
iftiralar bin yildir
tarfinizdan asimile
ve inkarlara karsi
uyanan Alevi
toplumunu icimizdeki
bir avuc hinzir
pasalar ve siz
karanliklarin
efendileri nasilki
yüz yillardir pir
sultani öldürmeyi
basaramadiniz..?
Bundan
sonrada yok
edemiyeceksiniz bu
degerleri ve
Degerlerin sahibi
olan Alevi
Toplumunun bu
uyanisi
karanliklarin
korkulu rüyasi
olmaya devam
edecektir.
"inancimizdan dolayi
dilimizden dolayi
kültürümüzden dolayi
farkliligimizdan"
dolayi yasadigimiz
cografyada bin
yildir egemen islam
tarafindan yok
sayilmayi Dünya
Halklari nezdinde
karanliklara hizmet
eden mantigi mahküm
edecegiz ...
Bu Gercekten
kacamiyacaksiniz..
Devlet diyanet
paravan vakiflar is
birligi
Alevi Toplumunun
kendi imkanlariyla
yarattigi kurumlari
ve imkanlari yok
etmek icin
Devlet,Diyanet ve
paravat alevi
vakiflarinin bu
ugraslarini bosa
cikarmak icin Alevi
Toplumunu Toplumsal
Degerleri etrafinda
birlik ve
beraberlige
cagiriyoruz.
INKARA KARSI
VARLIGINI HAYKIR
ASIMILEYE INKARA
HAYIR
CEM EVLERI TOPLUMSAL
DEGERLERIMIZI TEMSIL
EDEN KURUMLARIMIZDIR
SAHIP CIKALIM...
DEGERLERIMIZ
ETRAFINDA BIRLESELIM
Genç
Aleviler
Harekatı...GAH
|
10.Temmuz.2006
Alevi
Yolu
sitesinin
Alevi
Birliğine
karşı
tutumunu
kınıyoruz..
Sitenizi
yakından
takip
ediyoruz ,
sizin
Alevilik
diye bir
sorununuz
yok.
Yalınızca
„Derin
devlete"
hizmet etmek
için Alevi
şahsiyetlerini
katillerinize
ihbar edecek
kadar özel
bir görev
yaptığınızı
görüyoruz.
Hacı Bektaş
belediye
başkanı
derin
devletin
uşaklarından
Selman
Pakoğlu
it’ini nasıl
"Alevilerin
piri olan
Gazi Metin"ile
aynı kefeye
koyup
değerlendirirsiniz?
Selman
Pakoğlu
Hınzır
paşaların
yolunda
yürüyor
"Gazi
Metin,de Pir
Sultanın"
Yolunda
yürüyor,!!
AABF ve
ABF,ye
karşı olan
düşmanca
tutumunuzdan
dolayı bir
gün Alevi
toplumu siz
ihanetçileri
tükürerek
tükürüğünde
boğacaktır.
Sakın
unutmayın
yakın bir
zaman sonra
gerekli
cevabı
Alevilerden
alacaksınız.
Sığındığınız
o katillerde
sizi Alevi
toplumunun
öfkesinden
kurtaramayacaktır!!.
Yüzlerce
yıldır
İslam’ın
hakim olduğu
coğrafyada
hapsedilen
Aleviler
değişen
dünya
koşulları
ile
hapsedildiği
coğrafyadan
"evrenin"
her yerine
dağıldık..
Yüzlerce
yıldır
İslamcılar
tarafından
yasaklanan
"inancımızı
Dünya
Halklarına
tanıtmak
için
Aleviler
evrende
Semah
dönüyorlar"
Medeni dünya
Halkları (
insanı )
merkezine
alan "Alevi
değerlerini
tanıdıkça"
İslam
tarafından
katledilen.
Alevi
toplumuna
ait
değerlerin (
insanlığın )
kendisinin
değerleri
olduğunu
dile
getirmektedirler.
"Ancak
İslam’ın
Alevi
toplumuna
ait
değerlere
yeni
katliamlar
ve
asimileler
yaşatmaması
içinde orta
çağ
ilkelliğine
çareler
aramaktalar".
Siz işe
yüzlerce
yıldır
ecdatlarımızı
Alevi
olduklarından
dolayı
katleden
gerici
İslam’la
bireysel
çıkarlarınız
temelinde
işbirliği
içindesiniz.
Bu duruşunuz
bir
ihanettir;
bu ihanetin
bedelini de
Alevi
toplumu
kesinlikle
sizden
soracaktır.
Alevi „ edep
erkanına „
göre siz
(
Düşkünsünüz
) önce
kendinizi
işlediğiniz
suçtan
arındırın,da
ondan sonra
pirlerimizi
ve Alevi
liderlerini
eleştiriniz.
sizlerin
ardınızda
ancak sizin
gibi
ihanetçiler
yürür
Gazi Metin
Pirimizin
ardında
milyonlarca
can var.
AABF ve ABF’nin
kitlesi keza
ortada Alevi
toplumunun
sorununu
gerçek
anlamda bu
kurumlar
savunmaktalar.
Neden
Alevilerin
içine girip
bu söylemden
öteye
gitmeyen
suçlamalarınızı
Alevi
kitlelerine
aktarmıyorsunuz,
kapalı
kapılar
arkasında
atıp
tutuyorsunuz
?
"Su tv
Düzgün tv
hakkında
"sitenizdeki
suçlamalarınızı
okuduğumuzda
sizler Alevi
değil
Anadolu
Halklarını
katleden
mantığın
savunucularısınız;
ırkçı,
milliyetçi,
gerici
güçlerle
birlikte
koro halinde
bu
düşüncelere
sahip
insanlarla
yürümektesiniz.
Cem tv, ye
olan
övgülerinizde
İzzetin
Doğan gibi
Türk - İslam
sentezcisiyle
Alevileri
Türkleştirmeye
çalışan
devlet
memurluğunu
yapan,
yaşamı
boyunca
ihanet
etmekten
başka
Alevilere
bir şey
vermeyen
tiplemelerle
ne kadarda
iyi
anlaşıyorsunuz
değil mi ?
Sarılın
birbirinize
alçaklar
Alevilere
kötülük
yapanlar
elbette bir
gün hesabını
da
verecekler.
Bu sefer
kaybedeceksiniz
Alevi
toplumu ve
Anadolu
Halkları
sizin gibi
Halklara
düşman
çıkarlarınız
için kendi
değerlerini
satanlara
son sözü
elbet
söyleyecektir..
Genç
Aleviler
Harekatı..GAH
|
Yakın
bir zaman
sonra AABF
nu
kongresini
yapacak.
Her Alevi
canın
bu kongrede
mutlak katkısı
olmalıdır.
Alevi
Hareketını
bölmek icin
Derin Devlet
is baısnda.
yüz
yıllardır
kafir,
Dinsiz.düsük,ahlaklı
olarak itham
ettikleri Alevileri
bugün niye
Siz,de
müslümansınız.
Hatta
Türkiyenin
yüzde doksan
dokuzu
müslümandır
diyorlar.?
Dersimde
Alevi
oldukları
için
Katledilen
on binlerce
Aleviyi
unutmadık.
Malatyada.
Marasta,
çorumda
Gazi
mahlesinde
Devlet Taraıfndan
katledilen
Alevileri
unutmadık.
Sivasta
islam
bayraklarıyla
tekbir
sesleriyle
camiden
çıkıp
Alevileri
yakanlar bu
gün
Alevilerde
müslüman
kardeslerimizdir
demektedirler.
Bu gün
gülerek
Alevileri
çagırıyorlar
sefkat
gösteriyorlar
Dedelerimize
sus payı
olarak (aylık
)
vereceklerini
vaad
ediyorlar.
Gelisen
Alevi
Hareketını
bölmek için
içimizden
çagın
Hınzır
pasalarınıda
yanına
alarak Alevi
toplumunun
sesi olan
Alevi
hareketini
parçalamak
için
Devlet
kolları
sıvadı.
Cem
evlerimizi
ibadet
yerleri
olarak
görmüyen
Devlet Cem
evlerimize
cümbüs evi
diyenler
Kendileri
gibi olmamız
için
bize Arap
milliyetçiliginin
dinsel kılıflı
(kuran)
ideolojisini
dayatıyorlar,
oysa kuran
kendi dısında
bir din ve
yasam biçimi
tanımıyor,
hepsi batlıdır
(sapkınlıktır)
diyor Allahı
kendi
tekelinde
görüyorlar..
Alevilerin
kendi inançsal
ve kültürel
özüne
dönmelerinden
korkuyorlar.
çünkü
hem kendi
kanlı
tarihleri ortaya
çıkacak
hem,de yüz yıllarca
insanları
içine
sokarak kandırdıkları
illüzyonları
bozulacak.
Evet ne
dogu ne batı,
onların
muhtesem
yalan ve
üllizyonlarını
bozacak. Tek
felsefe ve
yasam iksiri
Aleviliktir.
Bu yüzden
din ve
diyanetini
hokkabaz ve
kravatlı
ulemalarını
içimizdeki
hınzır
pasalarla
birlikte
üzerimize
geliyorlar,
bizleri
tekrar
uyusturarak
hayal
alemine
sürüklemek icin.
Fakat bu
arap büyüsü
artık
tutmuyacak
çünkü
geçmisimizi
ve
erenlerimizin,
devrin
tahribatından
korunmak için
sifreleyerek
devrettikleri
o, hakikat
aleminin sırlarını
çözmeyi
ögrendik artık.
Bu Toplumsal
uyanıs,
bu özedönüs
hareketıyle
baslayan
Alevi
dirilisi
kendini bir
çok
alanda
göstermeye
basladı.
Hic kimse
bizi bu
dirilis
ruhundan
vaz geçiremez.
Lakin kimi
Dedeler bu
gerçegi
göremiyecek
kadar
özünden uzak
ve özüne
yabancı.
Kimi
Devletin
ortaya
sürmüs
oldugu sus
payı
olan paradan
pay almak için
kimi mevki
ve post kaygısında,
kimide derin
kıs
uykusundan
uyanmak
istemiyor.
Sii ve sunni
sarlatanların
Aleviligi
asimile etme
konusunda
birer köprü
vazifesi
gördüklerinin
farkında
bile
degiller.?
fakat gerçekler
er yada gec
onlarıda
uyandıracaktır.
bizi
milliyetlere
dinlere,
ırklara
ve sınıflara
bölmek
istiyorlar.vicdan
ve
merhametten
yoksun;
görevi
sadece insan
ögütmek olan
bu
kandegirmenlerinin
çarkı
bu yoldan
bizleri
tüketmek
istiyorlar.
Bunu
yaparken de
kah dini,kah
ideolojiyi,kah
parayı,kah
payendeligi,kah
metalastırılmıs
sehveti
önümüze
koyuyorlar.Toplumca
bunları
red edelim.
Her ne arar
isen
kendinde
ara,
kudüs'te
Mekke'de,Hac'da
degildir.
Her
ne varsa bu
alemde,hepsi
mevcuttur
Ademde....
okunacak en
büyük kitap
insandır...
Ilimden
gidilmiyen
yolun sonu
karanlıktır.....
Sevgi bizim
dinimizdir
baska dine
inanmayız...
Derin
felsefi ve
batini
kökleri olan
Aleviligi
her hangi
bir dine
payanda
yapmanın
anlamı
ve geregi
yoktur.
O sevgi ve
bilgeligin
oldugu her
yerde
yeserir; boy
verir.icinde
sevgi ve
bilgelik tasıyan
hiç
bir sey
Alevilige
yabancı
degildir....
Alevi
toplumu yüz
yıllardır
ilk kez bu
derece sesli
düsünme sansını
elde etmis
toplum
olarak bu
sansımızı
elimizden
almaya
çalısan
karsıtlarımıza
karsı
Avrupa Alevi
Birlikleri
Federasyo'nun
vermis
oldugu
mücadeleyi
destekliyoruz.
Alevi
toplumunun
birligini
bölmek icin
Derin
devlete karsı.
Kendi
Degerlerimiz
Etrafında
Birleselim...
Genç
Aleviler
Harekatı...GAH
|
Alevilerin
Birlik
Sorunu
Alevilerin
Sivas
olaylarindan
sonra
icine
girdikleri
toplumsal
ve
kültürel
süreci
anlamak
icin, 80
yillik
Cumhuriyet
tarihindeki
yerini
ve
gecirdigi
sosyo-psikolojik
evreleri
yakindan
irdelemek
gerekir.
Bu
yapilmadigi
taktirde,
Alevilerin
kurumlasma
sürecinde
yasadiklari
sorunlarin
kaynagina
isik
tutmak
ve
saglikli
bir
örgütlenme
yaratmak
mümkün
degildir.
Irili
ufakli
yüzlerce
Alevi
kurumunu
bu
baglamda
Alevi
toplumunun
icsellesmis
ve
bastirilmis
olan
sosyo-psikolojik
sorunlarinin
yansidigi
birer
ayna
olarak
ele
alabiliriz.
Bu
durum,
ister
Türkiye
boyutu
olsun,
isterse
Avrupa
boyutu,
bütün
ciplakligiyla
ortadadir.
Cumhuriyet
tarihine
Aleviler
acisindan
baktigimizda,
bir
birini
takip
eden üc
ayri
„durumalistan"
söz
edebiliriz.
Bunlari
sirasiyla
söyle
formüle
koyabiliriz:
Sempatiyle
gelen
umut,
hayal
kirikligiyla
gelen
sukunet
ve yasal
sinirlari
zorlayan
toplumsal
tepki.
Baska
bir
düzlemde
sunlarda
söylenebilir:
Islam
paradigmasi,
ulus-devlet
paradigmasi
ve
degisen
dünya
kosullarinda
ortaya
cikan
küresellesme
süreci.
Simdi bu
evreleri
ana
hatlariyla
irdeleyelim:
1.
Sempatiyle
gelen
umut
Anadolu
topraklarinda
kücük
bir
beylik
olarak
ortaya
cikan
Osmanli,
sürec
icerisinde
diger
beylikleri
de
kendine
baglayarak
bir
devlete
dönüsmüs
ve
giderek
balkanlara
dogru
acilmaya
baslamisti.
Sinirlarini
hizla
genisleten
Osmanli
devleti
bir
imparatorluga
dönüsürken
sarilacagi
güclü
bir
paradigmaya
ihtiyac
duymaktaydi.
Arap
ülkelerini
de
sinirlari
icine
katan
Osmanli
Imparatorlugu,
kendine
özgü bir
paradigma
yaratamadigi
icin
sonunda
Islam`i
bir
paradigma
olarak
benimsemek
zorunda
kaldi.
Imparatorlugun
basina
gecen
her
padisah
bu
yoldan,
hem
dünyevi
yetkeyi(erki)
hemde
ilahi
yetkeyi
birlestirerek
"Allahin
yeryüzündeki
gölgesi"
konumuna
yükselmekteydi.
Bu durum
padisahlara
kendi
üzerinde
hicbir
erk
tanimama
hakkini
vererek
sinirsiz
bir
otorite
olmalarini
mesrulastirmaktaydi.
15.yüzyildan
sonra
Osmanlida
saltanatla
hilafetin
birlestirildigine
tanik
oluyoruz.
Ortacagda
Bizans
imparatorlugunda
da
benzeri
bir
zihniyet
hakimdir;
onlarda
hristiyanlikla
kralligi
birlestirerek
"kutsal
savaslar"
devrini
acmislardi.
Osmanli
Imparatorlugu
Islam
paradigmasina
sarildigi
nisbette
Islam
seriatinin
akidelerini
de
toplumun
yönetilmesi
ve
denetlenmesi
hususunda
bir arac
olarak
görmekteydi.
Ruhban
sinifini
temsil
eden
Seyhül
Islamlar
artik
padisahlarin
birer
kapikulu
gibi
calismakta
ve
onlarin
cikarlari
dogrultusunda
dini
fetvalar
vermekteydiler.
Hristiyan
devletlerin
uyarilari
karsisinda
Anadoludaki
hristiyan
cemaatlarina
pek
dokunmayan
Seyhül
Islamlar,
Alevilere
kan
kusturmakta
bir
sakinca
görmemekte
ve
ihtiyac
duyuldugu
nisbette
"katli
vaciptir"
türünden
fetvalar
vermekteydiler.
Islamin
disinda
diger
kitapli
dinlere
mensup
olan bir
cok Rum,
Ermeni,
Sirp vs.
kökenli
insanlarin
devletin
en üst
kademelerinde
yer
aldiklarini
görmek
mümkündür.
Sadrazamlarin
bir cogu
Balkan
ve
Makedon
kökenliyli.
Sünni
Kürtlere
de
devlet
erkinde
ve
ruhban
tayfasinda
önemli
mevkiler
verilmisti.
Hatta
kimi
Seyhül
Islamlar
Kürt
kökenliydi.
Seyhül
Islamlarin
Aleviler
hakkindaki
fetvalari
da
ilgincti:
Eger bir
Alevi
Müslüman
olmak
isterse,
önce
hristiyan
dinine
gececek,
daha
sonra
ise
Müslüman
olabilecekti.
Bir
Alevi
icin
dogrudan
Müslümanliga
gecmek
dinen
mümkün
degildi.
Dislanma,
horlanma,
sömürü
ve
baskilar
karsisinda
dönem
dönem
Alevilerin
Anadoluda
ayaklandiklari
devirler
oldu. Bu
ayaklanmalari
bastirmak
icin
Osmanli
Imparatorlugu
kimi
zaman
hristiyan
batidan
parali
asker
bile
takfiye
etmekteydi.
Celali
isyanlari
ve Sah
Ismail`in
Anadoluya
yönelme
cabalari
böyle
bastirilmislardi.
1789
da
Franda`da
ortaya
cikan
devrim
dalgalari
(Fransiz
Ihtilali)
Avrupanin
oldugu
kadar
Osmanli
Imparatorlugunun
da
kaderini
degistirmisti.
Batida
monarsi
ve
krallik
yerini
yavas
yavas
ulus-devletlerine
birakmaktaydi.
Kapitalizm,
gelisebilmesi
icin
ulus
devletlerine
ihtiyac
duyuyordu.
Osmanli
Imparatorlugu
sinirlari
icerisinde
kalan
Balkan
halklari
pes pese
ulusal
bir
mücadele
vererek,
bagimsizliklarini
ilan
etmeye
basladilar.
Balkanlardan
geri
püskürtülen
Osmanli,
önce
Balkanlardaki
hakimiyetini
daha
sonra
ise
Afrika
ve yakin
Asyadaki
egemenligini
kaybetti.
Üc kita
üzerinde
hakimiyet
kurmakla
övünen
Osmanli,
cagin
ihtiyaclarina
cevap
veremedigi
icin
hizla
bir
yenilgi-kaosuna
sürüklendi.
Bu
yenilgi
esasen,
Araplardan
devraldiklari
Islam
paradigmasinin
ümmetcilik
zihniyetinin
degisen
cag
karsisindaki
yenilgisiydi.
Osmanlinin,
babadan
ogula
gecen
saltanat
ve
hilafet
anlayisina
son
darbeyi
ise
Osmanlini
son
subaylarindan
Atatürk
ve
yandaslari
vurdu.
Atatürk,
halifelik
ve
saltanati
ortadan
kaldirirken,
yerine,
batidan
esinlenerek
laik ve
parlamanter
temele
oturan
bir
ulus-devleti
getirmek
istiyordu.
Cumhuriyet
böylesi
bir
cabanin
ürünü
olarak
dogdu.
Osmanlidan
kalma
hilafet
ve
saltanatta
böylece
miyadini
doldurarak
tarihe
karisti.
Yeni
kurulan
devlet
erkinde
artik
seriat
kurallarina
yer
yoktu.
Bu
durum
karsisinda
en cok
rahatlayanlar
süphesiz
ki
Aleviler
olmustu.
Seyhül
Islamlarin
ve din
softalarinin
Aleviler
üzerindeki
seriat
baskisi
da son
bulmustu.
Aleviler,
tarihlerinde
ilk defa
rahat
soluk
almanin
cosku ve
heyecanini
yasamaktaydilar.
Yeni
Kurulan
Cumhuriyetin
Birinci
dönem
parlamentoda
Lazlarin,
Kürtlerin,
Zazalarin,
Alevilerin
ve
Sünnilerin,
kendilerini
temsilen
mebuslar
gönderdiklerine
tanik
oluyoruz.
Cumhuriyetin
kurulusunu
selamlayan
ilk
devlet,
Sovyet
Sosyalist
cumhuriyetleri
oluyor
ve Lenin
Atatürkle
sicak
iliskiler
kuruyor.
2.
Hayal
kirikligiyla
gelen
sukunet
Fakat,
her
ulus-devleti
gibi,
Atatürk`ün
kurdugu
devlette,
yerel ve
kültürel
farkliliklari
millet
ideolojisi
icerisinde
eritme
yoluna
giderek
tek
ulus,
tek
millet,
tek
bayrak,
tek dil
yaratma
cabasi
veriyor.
Sünni-seriatci
kurum ve
kuruluslarin
yanisira
Alevi
dergah
ve
tekkelerini
de
yasakliyor.
Muskacilik,
büyücülük,
fetvacilik
gibi
dini
yaptirimlar
kalkarken
Alevilerin
cem
törenleri
de
yasaklaniyor.
Dergahlardaki
kimi el
yazmalari
ve
yapitlara
el
konuyor.
Aleviler
üzerinden
müftü ve
imamin
dini
baskisi
kalkiyor
fakat
bunun
yerini
yer yer
jandarma
dipcigi
aliyor.
Ve
Aleviler
Cumhuriyetten
umduklarini
bulamiyorlar.
Yeni
kurulan
Cumhuriyet,
batidan
ithal
edilmis
olan
ulus-devleti
ideolojisi
ekseninde
Anadolunun
yerel
kimlik
ve
kültürlerini
kucaklamakta
yetersiz
kaliyor.
Anadolunun
kendi
dokusu
üzerine
yükselen
bir
yapiyi
insaa
edemiyor.
Ulus
devlet
modeli
Anadoluya
uymuyor.
Kültürel
farkliliklar
kaynastirilamadigi
icin
kismen
yerel ve
etnik
kimliklere
dönüs
basliyor.
Dersim,
tarihten
gelen
otonomisini
korumak
istedigi
icin
önce
sert bir
sekilde
uyariliyor,
daha
sonra
ise
esine
ender
rastlanan
bir
katliamla
tarümar
ediliyor.
(devlet
kaynaklarina
göre 40
bin,
yabanci
kaynaklara
göre ise
70 bin
insan
öldürülüyor)
Alevilerin
devlete
olan
güvenleri
tamanen
sarsiliyor
ve kendi
gelenek
ve
inanclarini
gizli
gizli de
olsa
sürdürmeye
devam
ediyorlar.
Atatürkün
kurdugu
CHP
gittikce
güc
kaybediyor
ve 50
lerden
sonra da
iktidardan
düsüyor.
Mendereslerle
birlikte
Türkiye
Amerikan
güdümüne
giriyor.
Amerikanin
Sovyetlere
karsi
baslattigi
„yesil
kusak"
projesiyle
birlikte
dincilik
kisveli
mandacilik
hizla
yayiliyor.
Amerika
60
yillarda,
Türkiye`de
olasi
bir halk
ayaklanmasini
bastirmak
icin
gizli
bir güc
olan
Kontr-gerillayi
kuruyor
ve
basina
da Albay
Türkesi
getiriyor.
68´li
yillarda
bütün
avrupaya
yayilan
ögrenci
hareketi
Türkiye`de
de
yansimalarini
buluyor.
Bunun
Türkiye`de
de
sosyal
bir
harekete
dönüsmesini
engellemek
icin
Kontr-gerilla
bütün
gücüyle
ögrenci
hareketine
saldirarak
onlari
silahli
catismalarin
icine
cekerek
provaka
ediyor.
Devrimci
hareket
Amerikan
emperyalizmine
karsi
yogun
bir
protesto
eylemi
baslatiyor.
Bu
eylemlerin
karsisina
devlet,
hem
kontr-gerilla
ve
benzeri
karanlik
gücleri
hem de
seriatci-dinci-amerikanci
cenahi
dikiyor.
(Kanli
Pazar
olayi ve
benzeri)
Corum,
Maras,
Malatya
ve daha
bir
yerlerde
pes pese
Alevi
katliamlari
yasaniyor.
MHP`nin
basini
cektigi
bu
katliamlara
devlet
göz
yumuyor
ve
bunlari
sag-sol
catismasi
olarak
gösteriyor.
Amac;
hem
Alevilere
göz dagi
vermek
hem de
kendi
kimligiyle
ortaya
cikmalarini
engellemek.
Generaller
Amerikanin
emriyle
her on
yilda
Türkiye`de
yükselen
demokrat
ve
devrimci
muhalefeti
durdurmak
icin
darbeler
yapiyor.
Onbinlerce
devrimci,
demokrat,
aydin ve
sanatciyi
zindanlara
atiyor;
yogun
iskencelerden
geciriyor.
Kenan
Evren
öncülügünde
yönetime
el koyan
askeri
cunta,
irkci ve
seriatci
düsüncelerin
bir
sentezi
olan
Türk-Islam
sentezini
resmii
ideoloji
olarak
benimsiyor
ve
anayasaya
koyuyor.
Kenan
evren
gittigi
her
yerdeki
mitinglerde
Kurandan
sureler
okumaya
basliyor.
Kuran
kurslari,
imam
hatipler,
diyanet
ve sünni
tarikatlara
devlet
aciktan
destek
vererek
onlarin
devasi
boyutta
kurumlasmasinin
önünü
aciyor.
Amerikanin
dogrudan
ajanligini
yapan
Fetullahlar,
E.
Cosanlar,
Yasar
Nuriler
bu
dönemde
palazlanmaya
ve
misyonerlik
yapmaya
soyunuyorlar.
Devlet,
din
derslerini
zorunlu
hale
getirerek,
bir
yandan
Alevi
cocuklarini
sünnülestirmeye
basliyor
diger
yandan
da Alevi
köylerine
cami
yaparak
imamlar
atiyor.
Naksibendi
seyhi
olan
Esat
Cosan,
Nurculugun
Ilahiyatcisi
Yasar
Nuri
Öztürk
ve daha
bir cok
Türk-Islam
sentezinin
misyonerleri
Alevilerin
ulularindan
olan
Haci
Bektasi
Veli,
Ahmet
Yesevi,
Yunus
Emre,
Hallaci
Mansur
ve
benzeri
zatlar
hakkinda
„akedemik"
calismalar
yaparak
onlari
Islam
eksenine
oturmaya
calisan
„eserler"
yazmaya
basliyorlar.
Aleviler
yogun
bir
sünnilestirilme
propaganda
bombardimanina
tutuluyorlar.
Yogun
seriat
propagandalari
ürünlerini
vermeye
basliyor.1993
te
Seriatci
yobazlar
Sivas
senliklerine
saldiriyor
ve
ardindan
da oteli
atese
verip 37
insani
cayir
cayir
yakiyorlar.
Devlet
seyrediyor,
ilahiyatci
yobazlar
ise sucu
Aziz
Nesin`in
üzerine
yikiyorlar.
Bu
zulüm,
bardagi
tasiran
son
damla
oluyor
ve
Aleviler
yakin
tarihlerinde
ilk defa
kendi
kimliklerine
sarilarak
ayaga
kalkiyorlar.
3.
Yasal
Sinirlari
Zorlayan
Toplumsal
Tepki
Degisen
dünya
kosullarinda
kurumlasmanin
bir
ihtiyac
oldugu
bilincine
varan
Alevilerin,
Sivas
olaylarindan
sonra,
irili
ufakli
binlerce
kurum-kurulus
ve
cemevleri
kurarak
tarih
sahnesine
yeniden
ciktiklarina
tanik
oluyoruz.
Ancak,
bu
uyanistan
maddi ya
da
manevi
menfaat
saglama
pesind
kosan
icte ve
dista
bir cok
sahsiyetlerin
de
peydah
oldugu
bir
gercektir.
Henüz
kendi
mecrasini
bulamamis
olan
Alevilerin
toplumsal,
kültürel
ve
inancsal
alandaki
birikmis
ve cözüm
bekleyen
sorunlari
böylesi
bir
"yagma"
ortamina
zemin
hazirlamaktadir.
Alevi
kurumlarinin
önemli
bir
bölümü,
Alevi
inanc ve
kültürünün
anayasal
güvence
altina
alinmasini
istemektedirler.
Aleviligin
resmen
taninmasi,
cemevlerinin
inanc
merkezleri
olarak
yasal
olarak
kabul
edilmesi,
Aleviler
üzerinden
diyanet
ve
devlet
baskisinin
kaldirilmasi
vs
türünden
istek ve
talepler
bunun
dogrudan
bir
ifadesidir.
Ancak,
ne
devlet
ne de
onun
yedek
gücü
konumunda
olan
Diyanet
Alevilerin
bu hakli
taleplerine
yanasmamaktadir.
Alevilerin,
icinden
gecmekte
olduklari
tartisma
sürecinde
kendilerini
özgürce
tanimlama
sansi
tanimayan
devlet
ve
diyanet
Alevi
bellegini
yeniden
dumura
ugratmak
ve
"toplumsal
bunalima"
sürüklemek
icin cok
yönlü
araclar
kullanmaktadir.
Amac,
Alevi
toplumunun
birlik
ve
beraberlik
cabalarini
bosa
cikartmak
ve elde
etmek
istedikleri
toplumsal
haklari
engellemek.
Cem
Vakfi ve
Ehlibeyt
Vakfi
gibi
"Alevi
kurumlari"
üzerinden
Kurani
Alevilere
pompalamak
isteyen
devlet,
ancak bu
yoldan
Alevileri
Islam
paradigmasi
icerisinde
eritebilecegine
inanmaktadir.
Bu
yüzden,
kendi
ideolojisine
yakin
duran
Alevi
kurumlarina
sinirsiz
imkan ve
destek
sunmakta.
Alevileri
bekleyen
bir
ikinci
tehlike
ise
milletlere
bölünme
tehlikesi.
Fakat,
bunun da
tutmayacagi
aciktir.
Yeni
yetisen
Alevi
gencligi,
hem
islam
paradigmasini
hem de
milliyet
paradigmasini
asacaktir.
Bunun
yolu,
tarihi
mirasa
sahip
cikarak
öze
dönüs
hareketiyle
mümkündür.
Öze
dönüse
giden
yolda
Alevilerin
Yeniden
Yapilanarak
evrensel
bir
cerceveden
kendi
tarihine
ve
dünyaya
bakmasi
artik
kendini
dayatmaktadir.
Genç
Aleviler
Harekatı...GAH
|
Demokratik
Alevi
Platformu
„Degismeyen“
dünyadan
degisen
dünyaya
geciste
Alevilerin
sosyo-psikolojik
trajedisi:
Tahakkümün
sembolik
evrelerini
temsil
eden
hakim
zümre ve
siniflarin
zorba ve
tecrid
edici
baskilarindan
kendini
korumak
ve
varligini
sürdürebilmek
icin
yüzyillardan
beri
kapali
yasam
tarzina
mahkum
edilen
Aleviler,
tarihin
bu uzun
solugu
icerisinde
kendi
kendine
yetinecek
kültür
ve yasam
bicimleri
gelistirerek
bugünlere
gelebilmislerdir.
Aciyi
bal
eylemek
durumunda
kalan bu
insanlar
tarih
icerisinde
sadece
sevginin,
paylasimin,
dostlugun
ve askin
degil,
ayni
zamanda
özlemlerin,
yitirmelerin,
hüzünlerin
ve
yalnizligin
da en
derin
destanlarini
yazmislardir.
Yetistirdikleri
büyük
ozanlarinin
siirsel
imgeleri
yüregi
yanik
insanlarin
aci
cigliklariyla
doludur.
Istisnasiz
bütün
ozanlarinin
ayni
zamanda
birer
dervis
oluslari
bir
rastlanti
degildir!
Dag-bayir
gezen ve
kuslarla,
kurtlarla,
ceylanlarla;
gögün
derinliklerinde
parildayan
yildizlarla
konusan
bu
dervisler
icin
zaman
nerdeyse
durmustu.
Insanin
yasi
doganin
yasiyla
özdeslesirken
doga,
öncesiz
ve
sonrasiz
bir
mekana
dönüserek
kaddim
bir
sonsuzluk
oluvermisti
dervislerinin
belleginde.
Kusatma
icerisindeki
bütün
insanlar;
coluk-cocuk,
genc-yasli
bütün
canlar
sanki
hep
birden
birer
dervise
dönüsmüslerdi.
Sosyal
sartlarin
dayanilmaz
agirligi
karsisinda
ancak
dervise
dönüserek
ayakta
kalmak
mümkündü...!
Ve
takvimlere
vurulamayacak
kadar
uzun
olan
zaman
böyle
unutulabilinirdi
ancak.
Gerci
arada
bir
isyan ve
tepkilerde
yok
degildi
ancak
bunlar
bile
ayakta
kalmanin
birer
emarelerinden
ibaretti...
Cünkü
öte
dünyaya
oldum
olasi
inanmamislardi.....
Fakat
bir „öte
dünya“
yine de
vardi ve
bu „öte
dünyanin“
amansiz
firtinasi
bizi
kusatmakta
gecikmedi.
Adina
kuresellesme
denilen
bu
dünyanin
firtinasi
bizi biz
eden
bütün
degerlerimizi,
özlemlerimizi
ve
düslerimizi
param
parca
ederek
bizleri
atom
güllerinin
katmer
actigi
bir
dünyanin
orta
yerinde
yapayaliniz
birakti.
Ve biz
ilk defa
kökünden
ayri
düsmenin
acisini
bu denli
derinden
duyumsadik...
Ve
kaybettiklerimizi
artik
kaybedemeyecektik.....
Üzerimizde
binlerce
voltluk
neon
isiklari
asiliydi,
fakat
biz bir
birimizi
artik
görünüsten
taniyamiyorduk.
Bundan
böyle
birbirimizi
o
yüregimizin
en derin
kösesinden
süzülüp
gelen
hüzünlü
ve yanik
seslerimizden
taniyacaktik….
Su yarim
ömür
gecirdigimiz
„yeni
dünyada“
ne
yazikki
tutunabilecegimiz
yeni
seyler
yaratamamistik.
Umut
edip
gittigimiz
yollar
ise bizi
sürekli
bir
cikmaza
ve
kisirdöngüye
ugratmisti.
Sanki
bilge
insanlarimiz
bizim bu
durumumuzu
önceden
sezinlemis
gibi
bize
karsilasacagimiz
zorluklarin
üstesinden
gelebilmenin
anahtar
kavramlarini
teslim
ederek
zamanin
dipsizliginde
kaybolup
gitmislerdi.
Onlar
artik
yoktu
fakat
onlarin
biraktiklari
sözler
bizlere
yol
gösterecekti!
Bu tufan
sehrinde
temel
siarimiz
söyle
olacaktir:
1. Gelin
Canlar
bir
olalim....
Bizi
milliyetlere,
dinlere,
irklara
ve
siniflara
bölmek
istiyorlar.
Vicdan
ve
merhametten
yoksun;
görevi
sadece
insan
ögütmek
olan bu
kandegirmenlerinin
carki bu
yoldan
bizleri
tüketmek
istiyor.
Bunu
yaparken
de kah
dini,
kah
ideolojiyi,
kah
parayi,
kah
payandeligi,
kah
metalastirilmis
sehveti
önümüze
koyuyorlar.
Biz
bunlari
reddediyoruz!
2.
Yetmis
iki
millete
ayni
nazar
ile
bak….
Milliyetci
ve irkci
yaklasimlar
yüzyillardan
beri
üzerinde
yasadigimiz
dünyayi
kan
gölüne
cevirdi
ve halen
de
cevirmektedir.
Irk,
din,
dil,
deri,
cinsiyet
ve
kültürel
ayrimciliga
dayanan
savaslardan
karli
cikanlar
daima
para
babalari,
tahakküm
baronlari
ve din
tacirleri
olmustur.
Kalabaliklari
olusturan
genis
kitlelerin
payina
ise bu
savaslardan
sadece
gözyaslari
ve
acilar
kalmistir.
Bir avuc
azinligin
mutlulugu
icin
yapilar
bu
savaslari
reddediyoruz.
3.Eline,
beline,
diline
sahip
ol….
Icinde
yasadigimiz
kapitalist-emperyalist
toplumsal
düzen
etik
degerlerden
yoksun,
sadece
cikar ve
menfaatlerine
kilitlenmis
egosentrik
bireyler
yaratmaktadir.
Düzen,
sadece
akil
fukarasi
degil
ayni
zamanda
duygu ve
deger
fukarasi
insan
tipi
üreterek
devasi
bir
makinaya
benzeyen
duygusuz-sevgisiz
sistemine
entegre
etmektedir.
Bir kez
entegre
olan
insan
ise
kendi
modelini
hayatin
her
alaninda
yeniden
üretmektedir.
Yardimlasma,
paylasim,
dayanisma
gibi
duygular
yerini
cikar ve
menfaat
üzerine
kurulmus
birlikteliklere
birakiyor.
Bu da
insanlarin
bütün
ferdi ve
toplumsal
degerlerden
soyutlanarak
birer
„bitirim“
,
„menfaat
abidesi“ne
dönüsmesine
yol
aciyor.
Maddi ya
da
manevi
menfaata
dayanmayan
bir
dayanisma
ve yasam
ruhu
ancak
insanin
kendine
ve o
evrensel
anlamdaki
insana
saygi ve
muhabbet
duymasiyla
olanaklidir.
Kendi
beninde
bütün
benleri
birlestiren
insan
ancak bu
evrenselligi
yaratmaya
adaydir.
Hicbir
firtina
ve
deprem
karsisinda
yikilmadan
ayakta
kalan
sihatli
ve
saglam
bir
kisilik
ancak
etik
degerle
mümkündür.
Sevgi ve
evrensellik
eksenli
etik
deger
insani
hem
sürülesmekten
hem de
kisilik
parcalanmasindan
koruyarak
güclü
bir
bireye
dönüstürür.
Ancak
güclü
bireyler,
icsellestirilmis
toplumsal
ve ilahi
mabutlarin
önünde
egilmeyi
reddeder.
4.
Her ne
arar
isen
kendinde
ara,
Kudüs`te,
Mekke`de,
Hac`da
degildir....
Aleviler
bugün
yogun
bir
ilahi
kisveli
arap
milliyetciliginin
propaganda
bombardimaninin
altindadir.
Bilge
insanlarimizin
yarattigi
insan ve
doga
merkezli
yüce
degerleri
cöllestirmek
istiyorlar.
Bunun
icin de,
bin bir
surete
bürünmüs
din
adamlari
ve
hokkabazlariyla
üzerimize
geliyorlar.
Duyumsamadigimiz,
hissetmedigimiz
ve bize
yabanci
olan
somut
putlara
oldugu
kadar
hayali
putlara
da
karsiyiz!
Isteyen
istedigine
tapsin
fakat
bizden
uzak
olsun
onlarin
mabutlari.
5. Benim
Kabem
insandir...
Insani
yüce bir
deger
olarak
görmeyen
hic bir
düsünce,
dogasi
geregi,
insana
da saygi
duymaz.
Cani
istedigi
zaman
onu
atese
verip
yakmakta
ya da
kursuna
dizmekte
hicbir
sakinca
görmez.
Alevi
felsefesi,
insani
tanri
katina
cikarirken,
tanriyi
da insan
seviyesine
indiriri.
Büyük
insan
Nesimi`nin
dedigi
gibi:
„Gah
cikarim
gök
yüzüne
seyreylerim
alemi,
gah
inerim
yer
yüzüne
alem
seyreyler
beni“
6. Her
ne varsa
bu
alemde,
hepsi
mevcuttur
Ademde….
Insan
soyunun
tarihler
boyu
ortaya
koydugu
bütün
yaratilar,
insan
dogasinin
sinirsiz
ve
sonsuz
derecede
gelisme
ve
degismelere
acik
oldugunu
göstermektedir.
Bu
yaratilar
insanin
mutlu ve
huzurlu
yasayacagi
bir
dünyanin
kurulusu
dogrultusunda
kullanildigi
taktirde
insan
hayali
cennet
tasariminin
boyundurugundan
kurtulup,
cenneti
bu
dünyada
tesis
edebilir.
O zaman
insanin
ne
cehennem
korkusu
ne de
cennet
kaygisi
kalir.
Üstelik
önünde
egilecegi
bir
mabuda
da
ihtiyac
duymaz.
7.
Okunacak
en büyük
kitap
insandir…
insan
hem
filogenetik
(soy)
bakimindan
hem de
ontolojik(varlik)
bakimindan
büyüleyici
bir
varliktir.
Okyanuslarin
derinliklerinde
baslayan
tek
hücreli
canlilardan
günümüzün
insanina
kadar
uzanan
uzun bir
evrim
cizgisinin
bütün
izlerini
mevcudiyetinde
tasir.
Makro
kosmosun
oldugu
kadar
mikro
kosmosun
da
aynasidir.
Insan bu
iki ucu
bir
birine
baglayan
bir
halkadir.
Cok
uzaklardan
gelip
cok
uzaklara
giden
bir
varliktir
insan ve
onun
hareket
ettigi
mekan
dogadir.
8.
Ilimden
gidilmeyen
yolun
sonu
karanliktir….
Her
insan
dünyaya
gelmeden
önce
mutlak
bir
harmoni
icerisinde
yüzer.
Onun
icin ne
irk
vardir,
ne din,
ne
allah.,
ne
devlet,
ne para,
ne
otorite,
ne
yasaklar,
ne
günahlar
ne de
ikiyüzlülük
ve
yalan.
Tüm
bunlari
kendinden
önce
dünyaya
gelen
hemcinslerinden
ögrenir.
Tabularla,
yasaklarla,
dogmalarla,
günah
haleleriyle
cevrili
bir
dünyaya
dogar ve
büyüklerinden
„esinlenerek“
bunlari
yavas
yavas
icsellestirir.
Cünkü
dünyada
baska
türlü
yasam
hakki
taninmaz
kendisine!
Saf ve
karsiliksiz
sevginin
yerini
cikar
eksenli
„sevgi“
almaya
baslar.
Tekrar o
saf
(katisiksiz)
ve bizi
biz eden
özümüze
dönebilmemizde
bizlere
sinirsiz
bilgelik,
sevgi ve
felsefe
yardimci
olabilir.
Bunlarin
disindaki
arayis
yollari
bizleri
karanliga
götürür.
Düsünmeyen,
hissetmeyen,
algilamayan
ve
sevmeyen
bir
insan
hayvansal
dogasindan
kurtulamaz,
güdülerinin
(nefsinin)
esiri
olarak
kalir.
9. Ey
Sufi;
kadin,
bilmeyene
nefs,
bilene
nefestir….
Gerek
patriyarsal
kültürler
ve o
kültürlerde
ortaya
cikmis
kitapli-kitapsiz
dinler
gerekse
yine
onlarin
bir
türevi
olan
kapitalist-emperyalist
sistemler,
her seyi
metalastirdigi
gibi
kadini
da
metalastirmaktadir.
Binlerce
yilin
ideolojik
ve
kültürel
bombardimani
buna
sadece
erkegi
degil
kadini
da
inandirmis!
Icsellestirilmis
olan bu
duyguyla
köklü
bir
hesaplasmaya
girilmedikce
kadin-erkek
esitligi
yalan
üzerine
insaa
edilmis
bir
kurgudan
öteye
gidemeyecektir.
Kadin,
sadece
bir
“karsi
cins”
degil
ayni
zamanda
yasamin
ve
sevginin
de
anahtaridir.
O bütün
insan
soyunu
yaratan
rahman
ve rahim
dir.
10.
Sevgi
bizim
dinimizdir,
baska
dine
inanmayiz.....
Alevilik,
Islam
ici-Islam
disi
gibi
tartismalara
da artik
son
vermek
gerekir.
Derin
felsefi
ve
batini
kökleri
olan
Aleviligi
her
hangi
bir dine
payanda
yapmanin
anlami
ve
geregi
yoktur.
O, sevgi
ve
bilgeligin
oldugu
her
yerde
yeserir;
boy
verir.
Icinde
sevgi ve
bilgelik
tasiyan
hic bir
sey
Alevilige
yabanci
degildir.
11. Bir
olalim,
iri
olalim,
diri
olalim…..
Tutuldugu
bilinc
travmalarindan
bir
türlü
kurtulamayan
genis
Alevi
yiginlarinin
bir
birlik
ve
dirlik
arayisi
ve
özlemi
icerisinde
oldugunu
hissetmemek
mümkün
degildir.
Her
insanimizin
suretinde
düsünsel
ve
inancsal
köklerinden
kopmus
olmanin
hüznünün
farkli
tonlari
okunmaktadir.
Kücücük
dag
köylerinde
kurdugumuz
birlik
ve
dirligin
yerinde
yeller
esiyor
artik.
Geriye
dönüs
asla
mümkün
olmayacak
belkide
fakat
dünyanin
en büyük
metropollerinde
yitirdigimiz
birlik
ve
dirligimizi
yeniden
yaratmamiz
mümkündür.
Bilge
insanlarimiz
bunun ip
uclarini
caglar
ötesinden
bizlere
sunmuslardir.
Yüzyillar
ötesinden
getirdigimiz
geleneklerimiz
bu
birlik
ve
dirligin
yapitaslarini
sunarken,
bilge
insanlarimizin
yasama,
insana
ve
dogaya
dair
felsefi
(düsünsel
ve
ruhsal)
söylemleri
de bu
yapinin
ruhunu
olusturacaktir.
Eger her
Alevi
kendi
bulundugu
yerden
bu
dogrultuda
bir
yürüyüse
baslarsa
birlik
ve
dirlik
de
kendiliginden
ortaya
cikar.
Temennimiz
ve bütün
cabalarimiz
bu
güzargahtan,
dogru
temeller
üzerine
kurulmus
olan
birliktelige
ulasmaktir.
Kiyasiya
konusacagiz,
tartisacagiz,
elestirecegiz
fakat
birligimizi
mutlaka
kuracagiz!!!
GENC
ALEVILER
HAREKATI
|
|
Yüzünüz
de mi
Kizarmiyor?
Din
tacirliginden
emekli
olan
eski
Diyanet
isleri
baskani
Mehmet
Nuri
Yilmaz,
Hürriyet
Gazetesinin
(5.11.04)
« Cuma
Sohbetleri
»
kösesinde
Hz.
Alinin
Sahadetini
konu
eden bir
yazi
yazdi.
Ilk
bakista,
Alevilere
de cazip
gelecek
bu
yazidan
kisa
alintilar
yaparak
kendi
yorumumuzla
birlikte
kamuoyuna
tekrar
sunmayi
gerekli
gördük.
Hz.
Aliyi
yüceltir
gibi
görünen
bu
yazida
ciddi
carpitmalar
bulunmaktadir.
Kurnazca
islenmis
olan bu
carpitmalarin
arka
planina
baktigimizda,
orada su
gercegin
kendisini
görebiliriz
: Hz.
Ali
üzerinden
Alevileri
sünnilestirmek
!!! Hz.
Alinin
Alevi
inanc ve
felsefesinde
kutsal
bir
deger
olarak
yasadigini
bildikleri
icin
oraya el
atma
ihtiyaci
duyuyorlar.
Din
tüccari
yazisinda
söyle
diyor:
“Hz.
Ebubekir,
Ömer ve
Osman
zamanlarinda
da
onlara
danismanlik
yapmis
ve
degerli
fikirleriyle
yol
göstermistir.”
Emekli
tacirin
burda
ima
etmek
istedigi
sudur:
“Ilk
dört
halife
arasinda
hicbir
anlasmazlik
yoktur.
Yürüdükleri
yol
aynidir,
Hz.
Alinin
kendinden
önceki
ilk üc
halifeye
canla
basla
yardimci
olmasi
bunun
kanitidir.”
Yazisinin
sonlarina
dogru
ise,
“Hz.
Ali´nin
nehcül-belaga
adli
eseri
bir
hikmet
hazinesidir”
diyor.
Dogrudur.
Fakat
bir
tacir
gözüyle
okununca
bazi
seyler
gözden
kacar.Örnegin
su
bölümü:
Peygamberin
ölümünden
sonra
hilafeti
bir
saltanat
gibi
düsünüp,
Mekkenin
sömürücü
sinifinin
da
destegiyle
hilafet
makamina
oturunca
ilk isi
ehli
beyte
boyun
egdirmek
olmustur.
“Ali,
Ebubekre
biat
etmeyince
Ebubekr,Ömere
gidip
Aliyi
nasil
olursa
olsun
getirmesini
buyurdu.
Ömer,
Alinin
yanina
varinca
aralarinda
tartismalar
oldu ve
bir
netice
cikmadi”(Nehcül
Belaga,
s.164).
Bunun
üzerine
Ömer
yanina
bir
yigin
capulcu
alarak
tekrar
döndü.
“Ömer
eline
bir
mesale
almisti.
Icerdekilerin
disariya
cikmalarini
söyledi.
Hic
kimse
cikmayinca,
Allaha
andolsunki
dedi,
evi
icindekilerle
beraber
yakarim.”(Nehcül
Belaga,s.164)
“Evin
icinde
Fatma,
Ali,Hasan
ve
Hüseyinden
baska
kimse
kalmadigi
halde,
evi
icindekilerle
birlikte
yakin
demekteydi.
Hz.
Fatma ,
kapi
önüne
gelmisti;
karnina
gelen
bir
satme
sonucunda
alti
aylik
cocugu
Muhsin,
düsmüstü….”(Nehcül
Belaga,
s.164)
Emekli
tacir
yazisinda
Ehli
Beyte
sevgi ve
saygi
gösterilmesinin
Kuranin
ve
peygamberin
emri
oldugunu
söyledikten
sonra
söyle
devam
ediyor:
“Bütün
Müslümanlar
da bu
davete
icabet
etmisler,
ehli
beyt
sevgisini
birlik
ve
beraberlik
suurunun
ortak
paydasi
haline
getirmislerdir.”
Din
tacirinin
söyledigi
bu
sözlere
tarihte
tek bir
tane
bile
dayanak
bulmak
mümkün
degildir.
Zira, o,
yere
göge
sigdirmadigi
müslümanlar,
Hz.
Aliye
karsi
önce,
bütün
erki
eline
geciren
despot
kabile
sefleri
olan
Ebubekir,
Ömer ve
Osmani
desteklemisler,
daha
sonra
ise,
Muaviye
ve
Yezidi.
Kerbela
ise,
Müslüman
kitlesinin
destekledigi
Yezit
iktidarinin
sadist
ruhunu
tatmin
etmek
icin
giristigi
en vahsi
ve
tarifsiz
bir
katliamdir.
O
tarihten
sonra
ise Arap
yarimadasinda
artik
barinmanin
mümkün
olmayacagini
anlayan
Ehli
Beyt ve
bir avuc
kalan
yandaslari,
Irana
dogru
kacarlar
ve bu
günkü
Alevilerin
atalarina
siginirlar.
Onlarla
kaynayip
karisirlar;
onlarin
gönlünde,
inac ve
erkanlarinda
bu güne
kadar
yasaya
gelirler.
Din
tacirliginden
emekli
olan
Mehmet
Nuri
Yilmaz
tipki
atalari
seriat
ulemalari
gibi
yüzü
kizarmadan
söyle
devam
ediyor
mavallarina:”
Hemen
her
Müslüman
Hazreti
Fatimadan
söz
ederken,
hem
saygi ve
hem de
her
türlü
gösteristen
arinmis,
son
derece
samimi
bir
ifadeyle
“anamiz”
sözcügünü
ekler.”
Alevilerden
baska
hic
kimse
Hz.
Fatmadan
anamiz
diye söz
etmez.
Üstelik
Fatmaya
en büyük
zulmü
bugün
müslümanlarin
Hazret
diye
tanimladiklari
Ömer
melunu
yapmistir.
Yukarda
alintiyi
verdik
tekrara
hacet
yok.
Onun
cocuklarini
da
Kerbelanin
kizgin
cöllerinde
ac susuz
birakarak
kilictan
geciren
yine
ayni
melunlardir.
Bunu da
her
Alevi
biliyor.
Müslümanlarin
“anamiz”
dedigi
Fatma
degil,
Ebubekirin
kizi
Aysedir.
Hatta,
Yasar
Nuri
Öztürk
gibi
zevatlar
kitaplarinda
Ayseden
“Müminlerin
Anasi”
diye
bahsederler.
O, nasil
bir
anadir
ki,
yanina
capulculari
toplayarak
Hz. Ali
gibi bir
insana
karsi
Camel
savasini
baslatti?
Bak
kravatli
Molla
efendi,
Ali öyle
sevilmez.
Sevginin
ne
oldugunu
bilmediginiz
asikardir.
Siz
insanlari,
kadin-kiz,
genc-
yasli,
coluk-cocuk
demeden
yakarsiniz;
ve
yakiyorsunuz
da…Alinin
nasil
sevildigini
Alevi
ozanlarindan
ve bilge
insanlarindan
dinleyin;
belki,
baglandiginiz
karanlik
kitaplardan
kurtulur,
evriminizi
insanlik
yönüne
cevirirsiniz…..
Gafil
kaldir
gönlündeki
gümani
Bu
mülkün
sahibi
Ali
degil mi
Yaratmistir
onsekizbin
alemi
Iriskini
veren
Ali
degil mi
(Kul
Himmet)
Var
ettin
evreni ,
bugünü
mekan
Gahi
asikar
oldun,
dahi de
pünhan
Nurundan
nur
kattin,
yarattin
insan
„La
ilahe
illa
Ali“
olan
Sah!
(Meluli)
Ali
ismi
dört
kitapta
okunur
“La
ilahe
illa
Ali”
yazili
Zikredenler
ezazilden
sakinir
“La
ilahe
illa
Ali”
yazili
(Kul
Himmet)
Pir
Sultan,
Ali
Sahimiz
Göge
ulasir
rahimiz
Onikimam
katarimiz
Uyamazsin
demedim
mi (Pir
Sultan
Abdal)
Ali
Candir
Ali
Canan
Ali
dindir
Ali iman
Genç
Aleviler
Harekatı...GAH
|
|
Aleviler
Tekrar
mi
Pazarlanmak
Isteniyor?
Alevi
diyasporasindaki
en büyük
Alevi
örgütlenmesi
olan
Avrupa
Alevi
Birlikleri
Konfederasyonu
(AABK)
ve yine
Türkiye`deki
kitlesel
bir
yapiya
sahip
olan
Alevi-Bektasi
Federasyonu`nun
AB
Komüsyonuna
sunmak
üzere
ortaklasa
hazirlamis
olduklari
raporda
Alevi
toplumunu
yakindan
ilgilendiren
cesitli
maddeler
bulunmaktadir.
Söz
konusu
olan
rapor „
Bilir
kisiler“
tarafindan
bir kac
yil önce
hazirlik
asamasindan
gecmis,
fakat bu
asamada
kitlenin
bilgi ve
iradesine
basvurma
geregi
duyulmamistir.
Bir kac
ay
icerisinde
AB
Komüsyonuna
sunulacak
olan bu
rapora
kendine
bagli
kurumlardan
tepkiler
gelince,
dar
cercevede
de olsa,
tartisma
ihtiyaci
duymustur.
Bize
göre,
bütün
Alevileri
ilgilendiren
bu rapor
sadece
kurumlar
tarafindan
degil
tüm
Aleviler
tarafindan
tartisilarak
neticelendirilmelidir.
Genc
Aleviler
Harekati
olarak
bizler
de bu
rapor
hakkindaki
düsüncelerimizi
toplumla
paylasmak
istedik.
Raporu
inceledigimizde;
Türkiye`nin
yeniden
yapilandirilmasi
sürecinde,
Aleviler
basta
olmak
üzere
toplumun
bütün
kesimlerinin
ihtiyac
duydugu
demokratik,
laik ve
hümanist
taleplerin
agir
bastigini
gördük.
Son
derece
hakli
olan bu
taleplerin
uygulama
alanina
girdiginde
kimi
toplumsal,
ekonomik
ve
siyasal
sorunlarin
daha
rahat
cözülecegi
asikardir.
Raporun
teferrutina
girmeden
genel
muhtevasina
baktigimizda
bir cok
aydin,
demokrat
ve
ilerici
insanin
gönül
rahatligiyla
bu
rapora
„iyi
not“
verebileceginden
kuskumuz
yoktur.
Öyle
görünüyor
ki; bu
rapor
hazirlanirken
sadece
Alevilik
olgusu
degil
ayni
zamanda
Türkiye`nin
demokratiklesme
süreci
de göz
önünde
bulundurulmus.
AB
kriterlerinin
uygulanmasi,
en
azindan
kitleler
üzerindeki
din ve
devlet
baskisini
bir
nebze de
olsa
hafifletecektir.
Ancak
uzun
vadede
düsünüldügünde
bunun
her
derde
deva
olamayacaginin
da
bilincindeyiz.
Aleviler
adina
AB`ye
sunulmak
üzere
hazirlanan
bu
rapora
Alevi
inanc ve
felsefesi
acisindan
baktigimizda
özellikle
raporda
yer
alan“
Tahminen
Avrupada
1 000
000
civarinda
Türk ve
Kürt
Alevisi
yasamaktadir“
ibaresinin
Alevi
inancina
vurulmus
bir
ÖRTÜLÜ
darbe
oldugunu
düsünüyor
ve bunun
DERHAL
düzeltilmesini
istiyoruz.
Raporun
9.
sayfasinda
yer alan
bu
„tanimin“
Alevi
inac ve
felsefinden
ziyade
politik
ve
ekonomik
kaygi ve
cikar
eksenli
oldugu
bariz
bir
sekilde
görülmektedir.
Alevilik
adina
hareket
eden
kurum ve
kuruluslarin
böylesi
bir
„hata“
yapma
lüksü
olamaz!!!
Bu
hatanin
beraberinde
getirecegi
vahim
sonuclari
ise hic
bir
kurum ve
kisi
asla
gögüsleyemez.
Her
seyden
önce
Alevilik,
kendine
özgü
etik,
moral ve
felsefi
boyutlari
olan bir
inanc
sistemidir.
Bu
yüzden
millet
kimligine
indirgenemez.
Bunu
daha iyi
anlamak
icin
Aleviligin
gelisim
ve
olusum
cizgisine
bakmak
gerekir.
Aleviligin
kültürel,
etik,
felsefi
ve inanc
boyutuna
baktigimizda
onun
bircok
kaynaklardan
beslenerek
ortaya
ciktigini
görürüz.
Bu
kaynaklari
kabaca
söyle
siralayabiliriz:
1.
Orta
Asya
saman ve
göktanri
inanci
2.
Budizm,
Zerdüstlük,
Maniheizm,
Mazdek
inanci
3.
Anadolu
medeniyetleri
ve
Hristiyan
sufi
inanci
4.
Antik
cag doga
felsefesi
ve Yeni
Platoncu
düsünceler
5.
Firat-Dicle
hafsasinda
sekillenerek,
önce
Fars
diyarina
daha
sonra
ise
Anadoluya
tasinan
Ehli-Beyt
inancininin
batini
ve
tasavvuf
yorumu
Anadolu
binlerce
yildan
beri
cesitli
büyük
medeniyet
ve
inanclarin
kesistigi
ve bu
vesileyle
harmanlandigi
bir
cografya
olagelmistir.
cesitli
halklar
konup
göcmüsler
ve bu
vesileyle
kaynayip
karisarak
yeni
yeni
düsünce,
kültür
ve inans
sentezleri
olusturmuslardir.
Zamanla
iktisadi,
ictimai
ve
siyasi
nedenlerden
dolayi
sözünü
ettigimiz
inanc ve
kültürel
akimlar
yöreden
yöreye
nüans
farklari
tasiyan
bir
evrim
gecirerek
yollarina
devam
etmisler;
fakat
sürekli
hem bir
birinden
etkilenmisler
hem de
etkilemisler.
Anadolu
Aleviliginin
temel
degerlerinden
olan
Cem,
Semah,
Duazimam,
Pir,
Mürsit,
Rehber,
Gülbeng,
Bade,
Dem,
Kadin
Erkek
esitligi,
Dört
Kapi
Kirk
Makam,
Hz.
Ali’nin
ilahi
olusu
vs. vs.
gibi
kavramlar
en
yogunluklu
bicimiyle
Anadolu
cografyasinda
vücut
bulabilmis
ve bir
bütünlük
halini
almistir.
Bu
sistemin
sadece
Anadoluda
ortaya
cikmis
olmasinin
sebebini
Anadolunun
medeniyetler
ve
kültürler
bakimindan
zengin
bir
muhtevaya
sahip
olmasinda
aramak
gerekir.
Bu
yüzden
Anadolu
Aleviliginin
olusum
sürecine
kaynaklik
eden
sayisiz
gözeler
vardir.
Haci
Bektasi
Veli,
Muhiddin
Arabi,
Hallaci
Mansur,
Nesimi,
Yunus
Emre,
Fazlullah,
Sah
Hatai,
Kul
Himmet
ve daha
niceleri
bu
gözelerden
beslenerek
Anadolu
cografyasina
akan
güclü
irmaklar
gibidirler.
Sosyolojik
anlamda
bakarsak
Anadolu
Aleviliginin
temel
özelligini
bagdastirici
(senkretist),
uzlastirici,
hosgörülü
ve
hümanist
bir
felsefe
ve yasam
bicimi
oldugu
görülür.
Hak-Muhammed-Ali
kavrami
bu
cerceve
üzerine
oturur.
Baska
bir
bicimde
bu
üclemeyi
ifadeye
koyacak
olursak;
Tanri-Insan-Evren
üclemesiyle
Vahdeti
Vücuttur
bu.
Hakikat
kendini
dogada
ve
insanda
ortaya
kor;
tecelli
eder. Bu
yüzden,
Hünkarin
da
belirttigi
gibi;
“Okunacak
en büyük
kitap
insandir”.
Bu sözün
felsefi
oldugu
kadar
bilimsel
de
degeri
vardir.
Dünyada
bir
esine
daha
rastlamanin
hemen
hemen
olanaksiz
oldugu
Alevilik,
bizlere
evrensel
bir
insan
portresi
cizer.
Böylesine
külliyatli
bir
inanc ve
yasam
felsefesini
Türk-
Kürt
kimligiyle
tarife
kalkmak;
Aleviligi
millet
ve
etnisite
kimligine
indirgemek
Alevilige
vurulacak
en büyük
darbedir.
Bilerek
ya da
bilmeyerek
takinilan
bu tutum
Aleviligi
ve bunun
akebinde
Alevileri
bölüp
parcalamaktan;
onlari
milliyetci
catismalarin
icine
sürüklemekten
baska
bir
amaca
hizmet
etmez.
Diger
inanclara
bir
bakalim:
Örnegin
Bahailige.
Dünyanin
bir cok
yerinde
yasayan
ve
cesitli
dilleri
konusan
bahailer
vardir.
Ama hic
kimse
Alman
Bahaisi,
Türk
Bahaisi,
Kürt
Bahaisi,
Fransiz
Bahaisi
vs. vs.
diye
kendini
tanimlamaz.
Fakat su
söylenebilir:
Türkce
konusan
Bahailer,
Kürtce
Konusan
Bahailer,
Almanca
konusan
Bahailer….
Yehova
Sahitleri
icin de
ayni
durum
gecerlidir.
Peki
Alevilik
icin
niye
böyle
bir sey
gecerli
olmasin???
Niye
dillerinden
dolayi
milletlere
bölünmek
isteniyor??
Peki
Zazaca
ve
Arapca
konusan
Alevileri
hangi
millet
kimligine
koyacaksiniz???
Onlari
Alevilikten
dislamaya
kimin
hakki
var??
Millet
kimligi
insanlari
birlestiren
degil
ayristiran
bir
kimliktir.
Hangi
milliyet
kimligi
düsman
imaji
yaratmadan
ayakta
kalabilmistir?
Var mi
dünyada
bunun
bir
örnegi??
Genc
Aleviler
Harekati
olarak
diyoruz
ki;
„Yetmis
iki
millete
ayni
nazardan
bak
diyen“
bir
felsefeyi
milletler
sorununa
alet
edemezsiniz.
Millet
kimligi
sorunu
olan
insanlar
o
sorunlarin
cözümünü
baska
bir
düzlemde
aramalidirlar.
Alevilik
millet
kimligine
asla
kurban
edilemez.
Tam
tersine
millet
sorunu
ancak
Aleviligin
engin,
hümanist
ve
bagdastirici
felsefesinin
isiginda
cözülebilir!
www.gencalevilerharekati.de
Genç
Aleviler
Harekatı...GAH
|
Alevi
Toplumuna
Uyarx
Seyhül-Islam'larin
yüzyillardir,
varliklari
bile
kabul
etmeyip
kücümseyerek
dinsiz,
kafir,
rafizi
diyerek
haklarinda
ölüm
fetvalari
cikardiklari
Alevileri
ne
hikmetse
bu gün
"tanimaya
ve
müslüman
kardeslerimiz"
demeye
basladilar.
Acaba,
aradan
ne gecti
de
birden
degismeye
basladilar?
bize
göre bu
sürec
üzerinde
her
Alevi
sapkasini
önüne
koyup
düsünmelidir.
Dikkat
edilirse
Diyanetin
(ki ayni
zamanda
bir din
kurumu
olarak
Seyhül
Islamin
devamidir)Alevilere
karsi bu
YUMUSAMA
süreci
Hasan
kilavuz
ve Ali
Doganin
"
Alevilik
Islam
disidir"
demelerinden
ve AB ye
girme
sürecinden
sonra
basladi.
Bu nokta
bize
göre pek
mühümdür.
Cünkü
söz
konusu
olan
sahislar
siradan
olmaktan
ziyade
kitlesi
ve gücü
olan
Alevi
Kurumlarinin
basinda
bulunan
insanlardir.
bize
göre
diyanet
ve
Islamcilarin
bu
yumusamalari
altinda
yatan en
önemli
sebeb AB
sürecinden
ziyade
Alevilerin
Islamla
bir
ayrisma
ve
hesaplasma
sürecine
girmis
olmasidir.
Gerci
Aleviler
de
tarihler
boyu
kendilerini
Islam
olarak
taktim
etmislerdir
fakat
bunun
sebebi
hem can
güvenligi
hem de
sindirme
ve
dislama
politikalari
karsisinda
kendilerini
kamufle
etme
zorunlulugu
idi. bu
gün ise
bu korku
ve
sindirme
ablukasi
dagilmaya
ve
cözülmeye
baslamistir.
Yüzlerce
yillik
bu korku
ablukasi
yavas
yavas
dagilmaya
basladigi
icin
Aleviler
kendi
gerceklerini
ortaya
koymaktadirlar.
Fakat
Alevilik
adina
harekat
eden ve
bu
sürecten
maddi ve
manevi
olarak
yararlanmak
isteyen
kimi
insanlar
Aleviligi
tekrar
Türk-Islam
sentezine
sokmaya
calismaktadirlar.
Sadece
ozan ve
bilge
insanlarimizin
tarihler
boyu
yazdiklari
deyis ve
nefeslere
baktigimizda
Aleviligin
Islamla
pek
alakasi
olmadigi,
hatta
Islami
astigi
acikca
görülür.Örnegin,
Alevi
siir ve
nefeslerinde
Hz.
Ali'ye
Allahin
bütün
sifatlari
yüklenerek,
onu
Allahin
insan
kiliginda
ortaya
cikisi
olarak
görürler
ve
gösterirler.
Sadece
bu
yaklasim
tarzi
dahi
Islamla
örtüsmedigini
göstermeye
yeter.
Cünkü bu
anlayis
Islama
göre
Allaha
sirk (es
kosmaktir).Peki
Alevi
ozanlari
buna
niye
ihtiyac
duymuslardir?
Aslinda
Hz.
Ali'ye
yüklenen
bütün
tanrisal
sifatlar
ayni
zamanda
INSANA'da
yüklenir.
Bunun da
bir cok
kaniti
vardir
Alevi
siirlerinde.
Alevilerin
Aleviligi
tartisarak
kendi
tarihsel
gercegine
dönmesinden
korkanlar
bu sürec
karsisinda
kimi
"Alevilik"
adina
harek
eden
insanlara
devlet
ve
diyanet
kademelerinde
belli
bir
payandalik
vererek
Alevilerin
bu hakli
cikislarini
bastirmak
ya da
kendi
istedikleri
bir
Aleviligi
yaratmak
niyetindeler.
Alevilik
evrensel
bir
felsefedir
ve bu
yüzden
dogma ve
tabulari
tanri
adina
bile
olsa
REDEDER.
Alevilik
insandaki
evrensel
özü
yakalamak
isteyen
ve
bundan
dolayi
esasinda
DÖRT
KITABIN
tamamen
disindadir.
Ne
yazikki,
baskilar
ve
horlamalar
sonucu
kendi
kavramlarini
yaratamamis,
mevcut
kavramlar
icerisinde
kendini
anlatma
ihtiyaci
duymustur.
Bu
kavramlarin
dis
anlamlarina
balarak
Aleviligi
anlamak
mümkün
degildir.
Iste bir
col
Alevi
icin
sorun da
burda
yatmaktadir.
Bu
yüzeysel
benzerlikten
yola
cikarak
kimi
tasaronlar
Aleviligi
Islama
yamamaktadirlar.
Oysa
bizim
Hz. Ali
anlayisi
dahi
tarihteki
Hz. Ali
den cok
farklidir.
Alevi
toplumuna
ve tek
tek
bütün
Alevilere
cagrimizdir:
Sünnü
islama
ve
milliyetcilige
gidiste
köprü
vazifesi
gören
TÜRK-ISLAM
sentezine
aldanmayin.
Bunlar
Aleviligi
asimile
etmek
icin
düsünülmüs
birer
devlet
tuzagidir.
Alevilik
Türk
Islam
sentezine
oldugu
kadar
Kürt
Islam
sentezine
de
uzaktir.
Alevilik
ancak
KENDI
DEGERLERI
üzerinde
yükselerek
karanliklardan
aydinliga
cikabilir.
Biz bu
sürece
ÖZE
DÖNÜS
süreci
diyoruz.
Ozanimiz
IBRETI
den bir
siir
koymayi
burda
anlamli
bulduk.
Ozanimiz
kisa ve
öz
olarak
Alevilikteki
insan
anlayisini
dile
getirmektedir.
Bir Sah
olsam
hükmederdim
cihana
Batil
meclisleri
yikar
giderdim
Mektepler
yaptirip
bütün
köylere
Cehaleti
kökten
söker
giderdim
Fabrikalar
kurar
idim her
yerde
Ikiligi
koymaz
idim bu
serde
Ayri
gözle
bakmaz
idim her
ferde
Cihana
bir
gözle
bakar
giderdim
Gercek
insanlari
bilirdim
Allah
Ondan
baskasina
bakmazdim
billah
Ne Kabe
kalirdi,
ne de
beytullah
Oraya
bir
bostan
eker
giderdim
Bir
olurdu
fakir,
zengin
her
zaman
Bütün
hastalara
olurdum
derman
Ne gavur
kalirdi,
ne de
müslüman
Hepsini
bir yola
cekip
giderdim
Insanlardan
baska
olmazdi
cennet
Yok
olurdu
Isa,
Musa ,
Muhammed
Kalkardi
dünyadan
din ve
tarikat
Hepsinin
bagini
söker
giderdim
Görseydim
o günü
yüzüm
gülerdi
Tüm
dünya
insani
bayram
ederdi
Ne bir
silah,
ne bir
atom
kalirdi
Bir
derin
kuyuya
döker
giderdim
Ibret’i
der
varligimiz
bitmezdi
Sofu
inat
edip
hacca
gitmezdi
Ayri
gayri
devlet
icab
etmezdi
Dünyaya
bir
bayrak
diker
gider
giderdim
Genç
Aleviler
Harekatı...GAH
|
|
Deäerli
Canlar,
Hürriyet
Gazete’sinin
konuk
köqesinde
yayxnlanan
Alevilikle
ilgili
yazxnxzx
okuduk.
Tepkisel
bir
wxkxq
yerine,
Alevi
edep ve
erkanxnx
uygun
bir
üslupla
düqüncelerinizi
dile
getirdiäiniz
iwin
sizlere
teqekkür
ederiz.
Alevilerin
yüzyxllardan
beri
kendilerini
Islam
iwerisinde
gördükleri
fikrinize
tamamen
katxlxyoruz.
Özellikle
yazxlx
kaynaklarx
olmadxäx
iwin
kendi
ulularxnxn
söylem
ve
amellerinden
esinlenerek
Aleviliäi
bu
günlere
getirdikleri
bilinen
bir
gerwektir.
Qeriat
ulemasx
Emevilerden
beri
kendi
dogmatik
kaynak
ve
yorumlarxna
ters
düqen
binlerce
kaynak
ve
belgeleri
yok
etmiqtir.
Cumhuriyet
döneminde
ise
Alevi
Dergah
ve
Tekkeleri
de dahil
olmak
üzere
laikliäe
ters
düqtüäü
gerkwesiyle
bütün
dini
kurumlar
kapatxlmxq,
yazxlx
kaynaklara
el
konmuqtur.
Ancak
özenle
saklanan
yakxn
waä
Alevi
kaynaklarxndan
kimileri
günümüze
kadar
ulaqmxqtxr.
Bunlar
da Alevi
tarihini
laikxyla
aydxnlatmaya
ne
yazxkki
yetmemektedir.
Son on
yxldan
beri,
gerek
kurum ve
kuruluqlarxmxz
tarafxndan
gerekse
yazar ve
araqtxrmacxlarxmxz
tarafxndan
Alevilik
yoäun
bir
qekilde
tartxqxlmaktadxr.
Kimi
maksatlx
ve
güdümlü
tartxqmalarx
bir
tarafa
bxrakxrsak,
bu
tartxqma
sürecinin
Alevilere
wok
qeyler
kazandxracaäx
kanxsxndayxz.
Yine de
iweriäi
ve
arkasxnda
yatan
maksatlar
ne
olursa
olsun,
tartxqmalarda
korkmamak
gerekir.
Yanlxq
ve
maksatlx
tartxqmalar
bile
bize
önemli
yararlar
saälar,
wünkü bu
vesileyle
doärularx
ortaya
koyma
qansxnx
yakalamxq
oluruz.
Alevilikle
ilgili
tartxqmalarxn,
aydxnlatxcx
olmak
yerine,
kxsxr ve
muallak
bir
wekiqmeden
öteye
gidememesi,
bize
göre
talihsizlikten
öte
birqey
deäildir.
Aleviliäi
Islam
iwi
görenlerin
olduäu
kadar,
Islam
dxqx
görenlerin
de ne
yazxkki
ortaya
koyduklarx
saälam
dayanaklar
yoktur.
Belli
kiqi ve
wevreler
tarafxndan
yürütülen
bu
tartxqmalar
bir
bilgi
alxq
veriqinden
ziyade
tatmin
olmamxq
egolarxn
bu
yoldan
tatmine
ulaqma
giriqimi
olduäu
gün gibi
ortadadxr.
Örneäin,
Izzettin
Doäan,
Ali
Doäan`x,
Tugut
Öker Cem
Vakfxnx,
Mustafa
Düzgün
Federasyonu,
federasyon,
kendisi
gibi
düqünmeyen
herkesi
Aleviliäe
ihanet
etmekle
suwluyor
ve kendi
güdümünde
hareket
edecek
uysal
piyonlar
yaratmak
istiyorlar.
Alevi
hoqgörü
ve
erkanxnx
iwlerine
pek
sindirememiqe
benziyorlar.
Hele bir
birlerini
dinsizlikle
suwlamalarx
iqin en
vahim
noktasx.
Wünkü,
bu
söylemler
yüzyxllardxr
Allahx
ve dini
kendi
tekellerinde
gören ve
buna
arkasxna
saklanarak
kendi
dünyevi
saltanatlarxnx
kurarak
özellikle
Alevilere
kann
kusturan
Qeriat
ulemasxnxn
söylemleridir.
Mustafa
Düzgün
bey
efendi“
Ateistler
federasyonu
ele
gewirdi,
din
elden
gidiyor“
yaygarasx
koparxrxken,
ne
hikmetse,
kendisinin
de bir
zamanlar
ateist
olduäunu,
bir dede
kökenli
olmasxna
raämen
uzun
yxllar
Alevevilikle
deäil de
kürtwülükle
uäraqtxäxnx
ve bu
yüzden
yxllarca
Türkiyeye
bile
girmesinin
yasak
olduäunu
unutarak
qimdi
Kraldan
wok
kxralcx
gewiniyor.
Elbette
bir wok
Alevi,
ister
dede
olsun
isterse
talip
Aleviliäin
dxqxnda
farklx
mevkki
ve
mecralarda
dolaqmxqtxr.
Bunda
ayxpsanacak
bir
durum
yoktur.
Bu,
biraz da
dönemin
sosyo-ekonomik-siyasal
qartlarxyla
alakalxdxr.
Her
Alevi,
kaynaäxna
tekrar
dönüq
yapabilir.
Fakat
kitle
huzurunda
özeleqtiri
verememek,
bundan
kawmak,
olsa
olsa
samimiyetsizliäin
bir
ifadesi
olabilir.
Awxkwa
söylemek
gerekirse,
Aleviliäe
samimi
bir
qekilde
inanan
her
insan,
bugün,
deäiqen
dünya
koqullarx
iwerisinde
bir
arayxq
iwerisindedir.
Bu,
günümüz
Alevi
toplumunun
yatsxnamaz
bir
gerweäidir.
Bu kxsxr
döngüden
Aleviler
ancak
kendi
tarihsel
ve
inanwsal
deäerleriyle
tekrar
bütünleqerek
wxkabilir.
Emevi
saltanatxnxn
bir
devamx
olan
Qeyhül
Islamlarxn
baskx,
zulüm ve
sindirme
politikalarx
yüzünden
kapalx
bir
toplum
olmaya
mahkum
ediler
Aleviler,
kendi
iwlerinde
gelenek,
görenek
ve toplu
ibadet
biwimleri
oluqturarak
bu
günlere
gelmiqlerdir.
Dedelerin,
derviqlerin,
Bektaqi
Babalarxnxn,
ocaklarxn
ve ulu
ozanlarxmxzxn
bu
gelenek
ve
kültürün
inanw
esaslarxna
göre
qekillendirilmesinde
önemli
katkxlarx
olmuqtur.
Bu
gerwek
herkes
tarafxndan
bilinir
ve kabul
edilir.
Ancak
qehirleqmeyle
birlikte
bu
gelenek
ve
erkanxn
oluqturduäu
toplumsal
zeminin
yavaq
yavaq
ayaklarxmxzxn
altxndan
kaydxäx
da bir
gerwektir.
Sadece
taliplerin
deäil
dedelerin
de aynx
sorunu
yaqadxäx
gözlemlenmektedir.
Örneäin,
post
kavgalarx,
ocak
kavgalarx
dedeler
arasxnda
da
gewmiqe
kxyasla
bugün
daha
yoäun
yaqanmaktadxr.
Bize
göre
bunun
nedenini
iwinde
yaqadxäxmxz
modern
dünyanxn
bizler
üzerindeki
sosyo-psikolojik
ve
ekonomik
nedenlerde
aramak
gerekir.
Alevilerin
önünde
duran en
büyük
sorun
bizce
budur.
Sanayi
toplumu,
insanx
kendi
özünden
kopararak
bir meta
yxäxnx
haline
getirmektedir.
Bunun
panzehiri
bize
göre,
Alevi
Sufiliäi
ve Kamil
insan
anlayxqxdxr.
Aleviliäi
illaha
da bir
dini
dogmaya
yada
zahiri
kurallara
baälamak
gerekmez.
Wünkü,
onun
gürül
gürül
akan bir
xrmaäx
anxmsatan
felsefe
ve
tasavvuf
yüklü
tarihinin
nabzxnda
evrensel
bir
inancxn
ve insan
anlayxqxnxn
nabzx
atmaktadxr.
Alevilik
ancak bu
sözünü
ettiäimiz
deäerlerin
iwselleqtirilip
bir
yaqantx
haline
getirilmesiyle
gerwek
özüne
kavuqmuq
olur.
Gerisi
qeriattan
(qekilcilik
ve
dogmalardan)
ibarettir.
Kuranxn
kimi
ayetleri
Alevilikle
baädaqsa
da,
bütünü
göz
önüne
alxndxäxnda
baädaqmadxäx
görülür.
Örneäin,
Kuran,
kadxn-erkek
eqitliäini
asla
kabul
etmez.
Nisa
Suresinde
ise
kadxnxn
gerektiäinde
dövülmesinde
bir
sakxnca
görmez.
Islam
ülkelerinde
uygulanan
bir wok
qeriat
kuralx
(el
kesme
cezasx,
islama
uymayanlara
karqx
cihat,
zinaya
kxrbaw
cezasx,
Hülle,
kadxna
mirastan
sadece
yarxsxnxn
verilmesi,
din
ayrxmx,
vs…..)
doärudan
Kurandan
alxnmxqtxr.
Oysa
bunlarxn
hiw biri
Alevi
inanw ve
geleneäinde
yoktur.
Eäer bu
kuran
Osmanxn
ve daha
sonraki
Emevilerin
tertiplediäi
(
yazdxäx
demiyorum,
düzenlemeler
ve
eklemeler
yaptxäx)
Kuran
ise
neden
bunlardan
alxntx
yaparak
Aleviliäi
awxklama
ihtiyacx
duyuluyor?
Hz.
Ali
Halifelik
yaptxäx
dönemde
bu
yanlxqlarx
niye
düzeltip
Kuranx
aslxna
kavuqturmadx?
Yoksa
Kuranxn
deäiqtirildiäi
yönündeki
fikri,
Kuranxn
bir wok
ayetlerinin
bizim
inanw ve
gelenek
biwimimize
uymadxäx
iwin
bizim
ortaya
attxäxmxz
bir sav
mxydx?
Kuranxn
bir
harfinin
dahi
deäiqtirilmediäini-
deäiqtirilemeyeceäini
savunan
ve Oniki
Imamlarxn
yolundan
gittiklerini
söyleyen
Iran
Qiileri
neden
Kuran
konusunda
Sünni-Ortodoks
Islam
anlayxqxyla
hemfikirdir?
Evet,
mevcut
Kuranda
ibadet
biwimlerinin
belirtilmediäi
doärudur
ancak
Hz. Ali
ve Oniki
Imamlarxn
namaz
kxldxklarx
bilinmektedir.
Hatta
mescitte
cemaata
birwok
defa
namaz
kxldxrdxklar,
imamlxk
yaptxklarx
da
bilinmektedir.
Hz.
Ali’nin
hutbe ve
din
hakkxndaki
konuqmalarxnxn,
vecis
sözlerinin
bir
derlenmesi
olan
Nehcül
Belaga’da
niye,
bizim
erkan ve
geleneklerde
önemli
bir yere
sahip
olan
Dede,
Mürqit,
Pir,
Rehber,
Cem gibi
kavramlara
rastlanmaz?
Hak-Muhammed-Ali
kavramxna
niwin
Nehcül
Belaga’da
rastlanmaz?????????
Bu ve
benzeri
sorularx
woäaltmak
mümkündür.
Ne
yazxkki,
Aleviliäi
Islamiyetten
türetmek
isteyen,
hatta
Islamxn
özü
olduäunu
ileri
sürenler
bugüne
kadar
doyurucu
bir
cevap
verememiqlerdir.
Fakat
Aleviliäi
tamamen
Islamdxqx
göstermeye
özel bir
itina
gösterenlerin
cevaplamasx
gereken
sorular
ise daha
woktur.
Pir
Sultan,
Kul
Himmet,
Qah
Hatayi,
Nesimi,
Virani,
Fuzuli
ve daha
bir wok
derviq
ozanlarxmxzxn
Hz. Ali
ve Oniki
Imamlara
yürekten
baälxlxäx
ve bu
husustaki
samimiyetleri
qiir ve
deyiqlerinde
awxkwa
görülür.
Özellikle
Hz.
Ali’ye
Allahxn
bütün
sxfat ve
özelliklerini
yüklemekten
kawxnmazlar.
Oysa
Islama,
Kurana
hatta
Hz.
Ali’ye
göre bu
awxkwa
qirktir,
küfürdür;
Allaha
eq
koqmaktxr.
Bunu
anlamak
iwin
Kurana
ve
Nehcül
Belagaya
bakmak
yeterlidir.
Alevilikte
önemli
bir yere
sahip
olan
Nesimi,
Fazlullah,
Hallacx
Mansur,
Qeyh
Bedreddin
ve daha
nice
Sufi ve
Derviq,
Allaha
qirk
koqma
gerekwesiyle
acxmasxzca,
kan-revan
iwersinde
öldürülmüqlerdir.
Qüphesiz
ki,
Anadolu
Aleviliäi
Hz.
Ali’den
etkilenmiqtir
ancak
Islamiyetin
olduäu
kadar
Hz.
Ali’nin
de
qeriat
yönünü
reddetmiq,
sadece
tasavvuf
yönünü
kabul
etmiqtir.
Wünkü
evrensel
olan
sadece
tasavvuftur,
qeriat
ise
halihazxrdaki
qartlarxn
da
etkisiyle
oluqturulan
ve
insanlarx
bir
düzen
iwinde
tutmanxn,
avutmanxn
ve
onlarx
sürü
gibi
gütmenin
ilahi
kxlxflara
büründürülmüq
bir
aracxdxr.
Tabiiki
insanlarxn
birbirini
boäazlamalarxnx
engellemek
iwin
toplumsal
kural ve
kaideler
kawxnxlmazdxr,
ancak
bunun
ilahi
bir
kxlxfa
büründürerek
kitlelere
taktim
edilmesi
insanlxk
awxsxndan
sakxncalx
ve
tehlikeli
sonuwlar
doäurur;
ki bunun
sadece
Islam
ülkelerinde
deäil,
aynx
zamanda
Hristiyan,
Yahudi
ve
benzeri
kurumlaqtxrxlmxq
dinler
tarihinde
bolca
örnekleri
vardxr.
Seyh
Bedreddin’in
“Eskiden
insanlar
somut
putlara
tapardx,
günümüzde
ise
hayali
puta
tapxyor”
sözleri,
Allahxn
putlaqtxrxlmasx
karqxsxnda
en
samimi
ve
uyarxcx
eleqtiridir.
Islam
ülkelerinin
neden
geri
kaldxäxnx
Islamcxlar
ne
yazxkki
bu gün
bile
izah
etmekte
güwlük
wekiyorlar.
Batxdan,
ordan
burdan
waldxklarx
düqünceleri
Islam ve
kurana
cila
yaparak
qirin
gösterme
gayretleri
altxnda
yatan en
önemli
neden
Islamxn
hxzla
wöküqe
doäru
gidiqinin
bir
göstergesidir.
Oysa
bundan
bin yxl
önce
Islam
topraklarxnda
Ibni
Rüqt,
Ibni
Sina,
Farabi,
Ibni
Haldun
gibi bir
dizi
önemli
filozoflar
yetiqmiq;
batx
dünyasxndan
yüzlerce
yxl önce
aydxnlanmanxn
temellerini
atmxqlar
fakat
qeriat
ulemasx
tarafxndan
kafirlikle
suwlanarak
tecrit
edilmiqlerdi.
Bugün
ise
Islam
ülkeleri
aydxnlanma
trenini
woktan
kawxrmxq;
bu
yüzden
batx
uygarlxäxnxn
meta
köplüäüne
muhtaw
duruma
düqmüqtür.
Evet,
kafir
dedikleri
batx
uygarlxäxna
el avuw
awmayan
tek
Islam
ülkesi
dahi
yoktur.
Anadolu
Aleviliäi
de
esasen
bir
aydxnlanma
hareketi
olarak
ortaya
wxkmxq;
insanxn
karanlxk
wehresini
aydxnlatmaya
yönelmiqtir.
Hacx
Bektaqi
Veli’nin
“
Ilimden
gidilmeyen
yolun
sonu
karanlxktxr”
ya da
“Düqünce
karanlxäxna
xqxk
tutanlara
ne
mutlu”
demesinin
altxnda
yatan
gerwek
budur.
Lakin,
qeriat
ve
cehalet
belasx
bu
aydxnlxäx
buämuqtur.
Türkiye
toplumunu
göz
önünde
bulundurduäumuzda;
Qeriatwxlarxn
Allahx,
Kemalistlerin
Atatürkü,
Marksistlerin
ise
Marksx
putlaqtxrarak
birer
dogmalar
yxäxnx
haline
getirdikleri
ve o
putlar
altxnda
ezildiklerini
görmekteyiz.
Putlarxn,
dogmalarxn
ve
tabularxn
olduäu
yerde
gerwek
sevgi,
saygx ve
hoqgörüden
asla
bahsedilemez.
Bahsedilirse
bu bir
yalan
olur….
Evet,
sevgili
canlar,
evrensel
insanx
ve ona
giden
yollarx
arama
sevdamxz
halen
devam
etmektedir.
Düqünce
ve
görüqlerimizi
bölük-pörwük
te olsa
bu
yazxda
dile
getirmeye
walxqtxk.
Bu
konudaki
görüqleinizi
bizimle
paylaqxrsanxz
wok
seviniriz.
Dostwa
selam ve
sevgiler....
Genc
Aleviler
Harekati |
Günümüzün
Hxzxr
Paqalarx
yine
iqbaqxnda
1 Ekim
2004
tarihli
Hürriyet
gazetesinde
wxkan
Alevilik
ile
ilgili
tartxqmalarxn
maksatlx
olarak
devlet
tarafxndan
gündeme
getirildiäini
biliyoruz.Alevilerin
sorunlarxnx
sunni
gündemler
yaratarak
bastxrmak
yada yok
saymak
istiyorlar.
Bunu
yaparken
de ne
yazxkki
aciz
insanlarx
ön plana
wxkartarak
Alevi
toplumunda
kafa
karxqxklxäx
yaratmak
istiyorlar.
Bu iq
iwin
öteden
beri
devlete
kapx
kulluäu
yapan ve
onlarxn
sadxk
uqaklxäxnx
gönüllü
olarak
üstlenen
taqaron
Vakxflar
Aleviliäi
özünden
saptxrxp
xrkwx ve
qovenist
ideolojilerin
mecralarxna
sürüklemektedirler.
Bunu
yaparkende
gerici
ve xrkwx
bir
ideoloji
olan
türk
islam
sentezini
Aleviliäe
empoze
etmektedirler.
Evrensel
ve
dinler
üstü bir
felsefe
olan
Aleviliäi
yozlaqtxrmak
iwin
özel bir
waba
harwamaktadxrlar.
Bu,
devletin
Alevilere
karqx
sistemli
bir
qekilde
uyguladxäx
resmi
politikalarxn
uzantxsxdxr.
Aleviliäi
sünnileqtirmek
ve
qeriata
köprü
yapmak
iwin
sadece
ilahiyetci
yobazlarxn
deäil
aynx
zamanda
yerli
taqaronlarxnda
özel
wabalarx
mevcuttur.
Elbette
Alevi
inancxnda
Allah
Muhammet
Ali
üwlemesi
önemli
bir yere
sahiptir.
Pir
Sultan
Abdal ve
daha bir
wok
ozanlarxmxzxn
deyiq ve
nefeslerinde
oniki
imamlarxn
adx
sxkwa
gewmektedir.
Ancak
onlara
dahir
getirlen
yorumlar
sünni
islamdan
ayrxldxäx
gibi
Qiilerden
de
temelden
ayrxlxr.
Bilindiäi
gibi
Qiilerde
oniki
imamlarxn
adxnx
kullanxrlar
ancak
sünni
Islamdan
Qeriat
bakxmxndan
hiw bir
farklxlxklarx
yoktur.
Anadolu
Aleviliäi
ise
Islamxn
Qeriat
boyutunu
tarihinin
hiw bir
safasxnda
onca
baskxlara
raämen
asla
kabul
etmemiqtir.
Bunun
nedeni
Aleviliäin
insanx
evrensel
bir
boyutta
ele alxp
ona
dogmalardan
ve
tabulardan
uzak bir
gözle
bakmasxndan
ve
Insanx
ilahi
bir
varlxk
olarak
görmesinde
ileri
gelir.
Ortadoks
Islamda
ise din
anlayxqx
tamamen
efendi
köle
iliqkisini
anxmsatxr.
Alevi
örgütlenmeleri
yeni
olduäundan
dolayx
bir
takxm
zaaf ve
eksiklikleri
mevcuttur.
Bu
yönleri
eleqtiriye
awxk
olmakla
beraber
yine de
olumlu
ögeler
taqxmaktadxr.
Wünkü
kendi
yaäx ile
kavrulmaktadxr.
Ancak bu
kadarxna
bile
tahammül
edemeyen
devlet,
taqaronlarxnx
Alevi
örgütlerinin
üzerine
salarak
kafa
karxqxklxäx
yaratmak
istemektedir.
Bunlarxn
önde
gelenlerinde
birisi
ise Cem
Vakfxdxr.
Alevi
toplumu
iwerisinde
hiw bir
kitlesel
desdeäi
olmayan
bu
paravan
yapxlar
tamamen
devlet
desteäi
ile
ayakta
durmaktadxrlar.
Izmirden
bir
Alevi
canxmxzxn
nufus
cuzdanxndaki
din
hanesine
Islam
yerine
Alevi
yazxlmasx
talebi
ile
awtxäx
dava
asliye
hukuk
mahkemesi
tarafxndan
ret
edilmesi
Alevi
toplumu
iwin
süpriz
bir
karar
deäildir.
Bu karar
bile tek
baqxna,
devletin
Alevilere
bakxq
awxsxnx
ortaya
koymaya
yeter.
Ayrxca
Türkiye
Cumhuriyetinin
sunni
anlayxqxn
dxqxndaki
inanw ve
kültürlere
tahamül
etmediäinin
awxk bir
göstergesidir.
Genw
Aleviler
Harekatx
olarak
bizim
görüqümüz
dileyen
her
insanxn
nufus
kaäxdxna
istediäi
inanw
kimliäini
yazmakta
hür
olmasxdxr.
Tek
millet,
tek xrk,
tek din,
tek dil
anlayxqx
ve
dayatmasx
düpedüz
zorbalxktxr.
Her
insan
kendini
serbestce
dilediäi
gibi
ifade
edebilmelidir.
72
millete
aynx
nazar
ile
bakmayan
bir
zihniyet
insanlarx
doärudan
faqizme
götürür.
Bu
evren
hepimizindir,
hepimiz
bu
evrenin
wocuklarxyxz.
Genç
Aleviler
Harekatı...GAH
|
Dersimde
Orman
yangxnlarx
Ülkemizin
doäal
tabiyatx
devlet
yetkilileri
tarafxndan
tarip
edilmektedir.
Hele bu
bölgelerde
yoäun
olarak
Aleviler
yaqxyorsa
her
türlü
tahribat
devlet
tarafxndan
mübah
görülmektedir.
Dersim`de
devam
eden
orman
yangxnlarxna
devletin
her
hangi
bir
kurumu
tarafxndan
müdahale
edilmediäini
bölge
halkx
tarafxndan
dile
getirilmektedir.
Dersim
de
yananan
orman
yangxnlarxnxn
askerler
tarafxndan
bilinwli
bir
qekilde
wxkarxldxäxnx
bölge
halkx
söylemektedir.
Devletin
bu
yangxna
duyarsxz
kalmasx,
Alevilere
ait olan
tüm
güzeliklerin
gelewekte
de
acxmasxzca
tarip
edileceäinin
bariz
bir
göstegesidir.
Yine bu
coärafyada
en az
sekiz
tane
baraj
porojesinin
iq
adamlarxna
ihaleye
wxkarxldxäxnx,
bölge
halkxnxn
tüm
tepkilerine
rahmen
devletin
bu
ihaleleri
pazarlamasx
ne
yazxkki
devam
etmektedir.
Burda qu
soru
geliyor
aklxmxza:
Yangxnlarxn
ve
barajlarxn
devletin
bilincli
olarak
bölgede
Alevi
yerleqim
alanx
olan
Dersimi
insansxzlaqdxrmak
iwin
yaptxäx
bir
giriqimdir.
Duyarlx
insanlarxn
dikkatine:
Bu
bölgede
Alevi
Erenlerinin
(
Ocaklarinin
ve
Ziyaret
yerlerinin
) yoäun
olmasx
da
devletin
bu
bölgeye
yönelik
insansxzlaqtxrma
ve
tahribat
hamlesini
cazib
kxlmaktadxr.
Bölge
halkxnx
kendi
tarihsel
ve
kültürel
deäerlerinden
koparmak
iwin
yapmxq
olduäu
tehlikeli
bir
giriqimdir.
Genw
Aleviler
Harekatx
olarak
kültürümüze
ve
inancxmxza
yönelik
taribatlar
nerden
gelirse
gelsin
Alevi
Genwliäi
olarak
daima
karqxsxnda
olacaäxz.
Munzurun
wocuklarx
yanlxz
deäildir.
Doäayx
da
Aleviliäide
tarip
edemiyeceksiniz.
Alevi
Genwliäi
buna
asla
izin
vermiyecektir.
Genç
Aleviler
Harekatı...GAH
|
|
Istiklal
Marqx
ile Cem
Töreni
Cem
Vakfxnxn
Alevi
toplumuna
ait
deäerleri
basitleqdirdiäini
devletin
ve
Müslumanlarxn
taqaronluäunu
yaptxäxnx
Alevi
toplunmu
bilmektedir.
Son
yxlarda
gerek
Avrupada
gerek
Türkiyedeki
Alevi
toplumuna
ait
kurumlarxn
geliqen
birlikteliäine
karqx
Devlet
yine
taqaronlarx
göreve
waäxrdx.
Cem
Vakfx
yöneticileri
Alevi
toplumunun
katilleri
ile
birlikte
hareket
etmektedir.
Alevi
Aydxnlarxnx
diri,
diri
yakan
Devlet
destekli
gerici
Faqitler
kendilerini
dünya
kamuoynunda
temize
wxkarmak
iwin Cem
Vakfxyla
birlikte
hareket
ettikleri
bir
gerwektir.
Üw beq
Milliyara
karqx
Alevi
toplumunun
gerwekliäinden
taviz
veren
Izzettin
Doäan
qimdi
yeni
senaryolar
yapmaktadxr
milliyetcilerle
birlikte.
geliqen
güwlenen
aktiflenen
Alevi
toplumunun
birlikteliäine
karqx
devletin
hazxrladxäx
bir
Alevi
muhalefetidir
Cem
Vakfx.
Alevi
toplumunun
katilleriyle
hareket
eden Cem
Vakfx
Alevi
toplumunun
temsilcisi
olamaz.
Genw
Aleviler
Harekatxn
´dan
Alevi
toplumuna
waäxrx !
Cem
Vakfxnin
kuruluqundan
beri
devlet
desteäiyle
Alevi
inancx
ile
kültürünü
miliyetwilik
doärultusunda
asimile
etmekden
ve
yozlaqtxrmaktan
baqka
bir
amacx
olmayan
bu tur
paravan
örgütlerden
Alevi
toplumunu
uzak
durmaya
ve
duyarlxäa
waäxrxyoruz

Alevi
toplumuna
ait
degerleri
basitlestirmek
icin
misyonerler
görev
basinda.
Genç
Aleviler
Harekatı...GAH
|
|