Munzura sefer olur zafer olmaz

Devletin Alevilere ait tüm güzellikleri ve tarihsel köklerini yok etmek icin Dersime yaptirmayi düsündügü bir dizi barajlarin aslinda ülkenin kalkinmasi amacli degil,de Dersimlileri Degerlerinden uzaklastirmak icin yapilan bir girisimdir

sehylü islamcilarin Dersimi yok etmek icin yaptigi seferleri tarihimize baktigimizda görüyoruz.

Sehylü islamcilarin Devami olan tarikatlar cumhuriyeti atalarinin basaramadiklarini basarmak icin 1924,de kurulan Diyanete baktigimizda ülke nufusunun ücte biri olan Alevilerin inancini inkar ederek kendini göstermistir.

"1934" yilinda özel Tunceli kanunlarini cikardiklarina tanik oluyoruz.
Özel tunceli kanunu ardinda 3 yil Dersimlileri asi ve eskiya gösteren binlerce yazitlar ve propagandalar yapildi Dersimi yok etmek icin "1934,den 1937" yili aralari askeri yiginak yaptilar.

"1937" yilinda Devlet Tarafindan Dersimde yasiyan Alevilere karsi imha harekati baslatildi.
"On binlerce cocuk yasli insan inanclarindan dolayi" Gah süngülenerek Gah yakilarak sigindiklari migaralarda dinamitleterek katletmistir Devlet.

"On binlerce Dersimliyide sunnilerin yasadigi bölgelere sürgün ettirip asimile" olmasina sebep olmustur.

Alevileri Öldürmekle bitiremiyecegini anliyan katillerler Alevileri asimile etmek icin akademisiyenlerini devreye koydular.

Beyaz asimile ile Alevilerin cocuklarina okulda mecburi din Dersleri ile asimile ederken bir taraftanda Alevilerin yogun olarak yasadigi yerlede bir dizi fiziki katliamida Gah,Malatyada Gah marasta Gah corumda Gah Sivasta Gah gazide Devletin bu katliamlari yaptigina tanik oluyoruz.
Alevilerin sunnilesmesi icin Devlet her türlü baski ve inkarla karsi karsiya birakmistir Alevi Toplumunu..

Ama yine basaramadilar Alevileri yok edemediler simdide Alevileri yok etmenin yeni bir katliamini sahneye koymak istiyorlar.

Alevileri köklerinden koparmak icin Alevilere ait Dergahlari, ziyaret ve ocaklarimizi ya müze yapiyorlar yada sular altinda birakarak Alevileri köklerinden koparmak istiyor Devlet ve Diyanet..

Alevileri imha etmek icin öncelikle diri olan damari kökünden koparmak gerektigini ve bu damarin Dersimde yasadigini bilen Devlet Dersimi sular altinda birakip Alevileri ziyaretlerinden ocaklarindan koparmak icin tüm zamanlarin en büyük imhasina hazirlaniyor

Bu katliamla birlikte Alevileri köklerinden koparmis olacaklar.
Bizi yok etmek icin bin yildir ugrasan bu mantiga karsi sabrimiz kalmadi
Degerlerimize uzanan kanli ellere karsi Dersim Derneklerinin Munzur özgür aksin sesine sesimizi katiyoruz.

Alevi toplumuna ait degerleri sular altinda ve müze yapmak istiyen inkarcilara karsi Birlikte hareket etme bilinci ile. GAH taraftarlarini ve Tüm duyarli canlari bu etkinlige Destek vermelerini istiyoruz..

Sevgi Bizim dinimizdir Baska Dine inanmayiz
sevgi ve bilgeligin oldugu her yerde boy veririz.
Icinde sevgi ve bilgelik tasiyan hic bir sey Alevilige yabanci degildir.
icinde sevgi tasiyan her kesi dünyada esi olmuyan doga harikasi "Munzurun" cigligina duyarli olmasini bekliyoruz.

BU EVREN HEPIMIZIN

HEPIMIZ BU EVRENIN COCUKLARIYIZ

 

Genç Aleviler Harekatı...GAH


     23. Subat.2007

Seyhül-Islam'larin Hinzir pasalarla Birlikteligi
 

Seyhül-Islam'larin yüzyillardir, varlikligimizi bile kabul etmeyip kücümseyerek dinsiz, kafir, rafizi diyerek haklarinda ölüm fetvalari cikardiklari Alevileri ne hikmetse bu gün "tanimaya ve müslüman kardeslerimiz" demeye basladilar.

Acaba, aradan ne gecti de birden degismeye basladilar?

Bize göre bu sürecin üzerinde her Alevi canin sapkasini önüne koyup düsünmesi gereken bir sürectir..

AABF--Bagli kurumlarda kafa karisikligi yaratmaya calisan Devlet ve Diyanetin tasaronlugunu yapan cagin Hinzir pasasaligina soyunan paravan örgüt olan cem vakfi ve Benzeri paravan Alevi vakiflarina Alevilerin Dikkat etmeleri gerektiginin altini ciziyoruz.

Alevi toplumunu varligindan bu güne kadar inkar eden,katleden,iftiralar atan,asimile eden.müslüman olmadigimiz icin 21 yüz yilda dünyanin gözü önünde saatlerce yanmamizi izliyenler simdi Alevi dostlarimi oldular..?


Devletin tüm imkanlarini kullanan Diyanet hokkabazlariyla akademisiyenleriyle Alevileri asimile etmek icin icimizde bir avuc cikar ve öbür dünya masallari karsiliginda Toplumsal degerlerimizi karsitlarimiza pazarliyanlar Alevi edap- Erkanina göre "Düskündürler" Düskün,lerin ardindan gidenlerde ayni katagorideler,

Düskünler cemiyeti olan cem vakfinin.. Seyhül-Islam'larin istemleri dogrultusunda degerlerimizi basitlestirmek icin Berlinde yaptigi ceme Alevilerin varligini inkar eden mantigin bekcileri katilmakla birlikte.Alevi degerlerini savunduklarini idia eden bazi sasirmislarda cem vakfinin böl parcala semsiyesi altina gittiklerini görüyoruz.


Alevi Toplumu kendi kurumlarini kendi imkanlariyla yaratmistir.

Varligimizi degerlerimizi temsil eden cem evlerimizi yasal olarak kabul etmiyen Devlet ve Diyanet Alevilerin örgütlenmesini bölüp parcalamak icin diyanetin Alevi dedeleri olarak piyasaya sürdükleri kimliksizlerin Alevi dedeleri olmadigini bir avuc cikar karsiliginda Aleviligi yok etmek icin özel görev yaptiklarini algiliyoruz.

Toplumsal degerlerimizi inkar eden her kesin dikkatine...

Bin yildir tafinizdan ugradigimiz katliamlar bin yildir tafinizdan ugradigimiz iftiralar bin yildir tarfinizdan asimile ve inkarlara karsi uyanan Alevi toplumunu icimizdeki bir avuc hinzir pasalar ve siz karanliklarin efendileri nasilki yüz yillardir pir sultani öldürmeyi basaramadiniz..?
Bundan sonrada yok edemiyeceksiniz bu degerleri ve Degerlerin sahibi olan Alevi Toplumunun bu uyanisi karanliklarin korkulu rüyasi olmaya devam edecektir.

"inancimizdan dolayi dilimizden dolayi kültürümüzden dolayi farkliligimizdan" dolayi yasadigimiz cografyada bin yildir egemen islam tarafindan yok sayilmayi Dünya Halklari nezdinde karanliklara hizmet eden mantigi mahküm edecegiz ...
Bu Gercekten kacamiyacaksiniz..

Devlet diyanet paravan vakiflar is birligi

Alevi Toplumunun kendi imkanlariyla yarattigi kurumlari ve imkanlari yok etmek icin Devlet,Diyanet ve paravat alevi vakiflarinin bu ugraslarini bosa cikarmak icin Alevi Toplumunu Toplumsal Degerleri etrafinda birlik ve beraberlige cagiriyoruz.

INKARA KARSI VARLIGINI HAYKIR


ASIMILEYE INKARA HAYIR


CEM EVLERI TOPLUMSAL DEGERLERIMIZI TEMSIL EDEN KURUMLARIMIZDIR SAHIP CIKALIM...

DEGERLERIMIZ ETRAFINDA BIRLESELIM

 

Genç Aleviler Harekatı...GAH


 

     10.Temmuz.2006

Alevi Yolu sitesinin Alevi Birliğine karşı tutumunu kınıyoruz..

 

Sitenizi yakından takip ediyoruz , sizin Alevilik diye bir sorununuz yok.
Yalınızca „Derin devlete" hizmet etmek için Alevi şahsiyetlerini katillerinize ihbar edecek kadar özel bir görev yaptığınızı görüyoruz.
Hacı Bektaş belediye başkanı derin devletin uşaklarından Selman Pakoğlu it’ini nasıl "Alevilerin piri olan Gazi Metin"ile aynı kefeye koyup değerlendirirsiniz? Selman Pakoğlu Hınzır paşaların yolunda yürüyor "Gazi Metin,de Pir Sultanın" Yolunda yürüyor,!!
AABF ve ABF,ye karşı olan düşmanca tutumunuzdan dolayı bir gün Alevi toplumu siz ihanetçileri tükürerek tükürüğünde boğacaktır. Sakın unutmayın yakın bir zaman sonra gerekli cevabı Alevilerden alacaksınız.
Sığındığınız o katillerde sizi Alevi toplumunun öfkesinden kurtaramayacaktır!!.
Yüzlerce yıldır İslam’ın hakim olduğu coğrafyada hapsedilen Aleviler değişen dünya koşulları ile hapsedildiği coğrafyadan "evrenin" her yerine dağıldık..
Yüzlerce yıldır İslamcılar tarafından yasaklanan "inancımızı Dünya Halklarına tanıtmak için Aleviler evrende Semah dönüyorlar"
Medeni dünya Halkları ( insanı ) merkezine alan "Alevi değerlerini tanıdıkça" İslam tarafından katledilen. Alevi toplumuna ait değerlerin ( insanlığın ) kendisinin değerleri olduğunu dile getirmektedirler. "Ancak İslam’ın Alevi toplumuna ait değerlere yeni katliamlar ve asimileler yaşatmaması içinde orta çağ ilkelliğine çareler aramaktalar".
Siz işe yüzlerce yıldır ecdatlarımızı Alevi olduklarından dolayı katleden gerici İslam’la bireysel çıkarlarınız temelinde işbirliği içindesiniz.
Bu duruşunuz bir ihanettir; bu ihanetin bedelini de Alevi toplumu kesinlikle sizden soracaktır.
Alevi „ edep erkanına „ göre siz ( Düşkünsünüz ) önce kendinizi işlediğiniz suçtan arındırın,da ondan sonra pirlerimizi ve Alevi liderlerini eleştiriniz.
sizlerin ardınızda ancak sizin gibi ihanetçiler yürür Gazi Metin Pirimizin ardında milyonlarca can var. AABF ve ABF’nin kitlesi keza ortada Alevi toplumunun sorununu gerçek anlamda bu kurumlar savunmaktalar.
Neden Alevilerin içine girip bu söylemden öteye gitmeyen suçlamalarınızı Alevi kitlelerine aktarmıyorsunuz, kapalı kapılar arkasında atıp tutuyorsunuz ?

"Su tv Düzgün tv hakkında "sitenizdeki suçlamalarınızı okuduğumuzda sizler Alevi değil Anadolu Halklarını katleden mantığın savunucularısınız;
ırkçı, milliyetçi, gerici güçlerle birlikte koro halinde bu düşüncelere sahip insanlarla yürümektesiniz.
Cem tv, ye olan övgülerinizde İzzetin Doğan gibi Türk - İslam sentezcisiyle Alevileri Türkleştirmeye çalışan devlet memurluğunu yapan, yaşamı boyunca ihanet etmekten başka Alevilere bir şey vermeyen tiplemelerle ne kadarda iyi anlaşıyorsunuz değil mi ?

Sarılın birbirinize alçaklar Alevilere kötülük yapanlar elbette bir gün hesabını da verecekler.
Bu sefer kaybedeceksiniz Alevi toplumu ve Anadolu Halkları sizin gibi Halklara düşman çıkarlarınız için kendi değerlerini satanlara son sözü elbet söyleyecektir..


Genç Aleviler Harekatı..GAH

 


     

Kamuoyuna Duyuru

Yakın bir zaman sonra AABF nu kongresini yapacak.

Bu kongre çok önemlidir.

Her Alevi canın bu kongrede mutlak katkısı olmalıdır. Alevi Hareketını bölmek icin Derin Devlet is baısnda.

yüz yıllardır kafir, Dinsiz.düsük,ahlaklı olarak itham ettikleri Alevileri  bugün niye Siz,de müslümansınız. Hatta Türkiyenin yüzde doksan dokuzu müslümandır diyorlar.?

Dersimde Alevi oldukları için Katledilen on binlerce Aleviyi unutmadık.
Malatyada. Marasta,
çorumda  Gazi mahlesinde Devlet Taraıfndan katledilen Alevileri unutmadık.

Sivasta islam bayraklarıyla  tekbir sesleriyle camiden çıkıp Alevileri yakanlar  bu gün Alevilerde müslüman kardeslerimizdir demektedirler.

Bu gün gülerek Alevileri çagırıyorlar sefkat gösteriyorlar Dedelerimize sus payı olarak (aylık ) vereceklerini vaad ediyorlar.

Gelisen Alevi Hareketını  bölmek için içimizden çagın Hınzır pasalarınıda yanına alarak Alevi toplumunun sesi olan Alevi hareketini parçalamak için Devlet kolları sıvadı.

Cem evlerimizi ibadet yerleri olarak görmüyen Devlet Cem evlerimize cümbüs evi diyenler Kendileri gibi olmamız için bize Arap milliyetçiliginin dinsel kılıflı (kuran) ideolojisini dayatıyorlar, oysa kuran kendi dısında  bir din ve yasam biçimi tanımıyor, hepsi batlıdır (sapkınlıktır) diyor Allahı kendi tekelinde  görüyorlar..

Alevilerin kendi inan
çsal  ve kültürel özüne dönmelerinden korkuyorlar. çünkü hem kendi kanlı tarihleri ortaya çıkacak hem,de yüz yıllarca insanları içine sokarak kandırdıkları illüzyonları bozulacak.

 Evet ne dogu ne batı, onların muhtesem yalan ve üllizyonlarını bozacak. Tek felsefe ve yasam iksiri Aleviliktir.

Bu yüzden din ve diyanetini hokkabaz ve kravatlı ulemalarını içimizdeki hınzır pasalarla birlikte üzerimize geliyorlar, bizleri  tekrar  uyusturarak hayal alemine  sürüklemek icin.

Fakat bu arap büyüsü artık tutmuyacak  çünkü geçmisimizi ve erenlerimizin, devrin tahribatından korunmak için  sifreleyerek  devrettikleri  o, hakikat  aleminin sırlarını çözmeyi  ögrendik artık.

Bu Toplumsal uyanıs, bu özedönüs  hareketıyle baslayan Alevi dirilisi kendini  bir çok alanda göstermeye basladı.

Hic kimse bizi bu dirilis ruhundan  vaz geçiremez.

Lakin kimi Dedeler bu gerçegi göremiyecek kadar özünden uzak ve özüne yabancı. Kimi Devletin ortaya sürmüs oldugu sus payı olan paradan pay almak için  kimi mevki ve post kaygısında, kimide derin kıs uykusundan uyanmak istemiyor.

Sii ve sunni sarlatanların Aleviligi asimile etme konusunda birer köprü vazifesi gördüklerinin  farkında bile degiller.?

fakat gerçekler er yada gec onlarıda uyandıracaktır.

 

Gelin Canlar Bir Olalım

bizi milliyetlere dinlere, ırklara ve sınıflara bölmek istiyorlar.vicdan ve merhametten yoksun; görevi sadece insan ögütmek olan bu kandegirmenlerinin çarkı bu yoldan bizleri tüketmek istiyorlar. Bunu yaparken de kah dini,kah ideolojiyi,kah parayı,kah payendeligi,kah metalastırılmıs sehveti önümüze koyuyorlar.Toplumca bunları red edelim.

Her ne arar isen kendinde ara, kudüs'te Mekke'de,Hac'da degildir.

Her ne varsa bu alemde,hepsi mevcuttur Ademde....

Benim Kabem insandır....

okunacak en büyük kitap insandır...

Ilimden gidilmiyen yolun sonu karanlıktır.....

Sevgi bizim dinimizdir baska dine inanmayız...

Derin felsefi ve batini kökleri olan Aleviligi her hangi bir dine payanda yapmanın anlamı ve geregi yoktur.

O sevgi ve bilgeligin  oldugu her yerde yeserir; boy verir.icinde sevgi ve bilgelik tasıyan hiç bir sey Alevilige yabancı degildir....

Alevi toplumu yüz yıllardır   ilk kez bu derece sesli düsünme sansını elde etmis

toplum olarak bu sansımızı elimizden almaya çalısan karsıtlarımıza karsı

Avrupa Alevi Birlikleri Federasyo'nun vermis oldugu mücadeleyi destekliyoruz.

Alevi toplumunun birligini bölmek icin Derin devlete karsı.

Kendi Degerlerimiz Etrafında Birleselim...

 

Genç Aleviler Harekatı...GAH

 
Alevilerin Birlik Sorunu

Alevilerin Sivas olaylarindan sonra icine girdikleri toplumsal ve kültürel süreci anlamak icin, 80 yillik Cumhuriyet tarihindeki yerini ve gecirdigi sosyo-psikolojik evreleri yakindan irdelemek gerekir. Bu yapilmadigi taktirde, Alevilerin kurumlasma sürecinde yasadiklari sorunlarin kaynagina isik tutmak ve saglikli bir örgütlenme yaratmak mümkün degildir. Irili ufakli yüzlerce Alevi kurumunu bu baglamda Alevi toplumunun icsellesmis ve bastirilmis olan sosyo-psikolojik sorunlarinin yansidigi birer ayna olarak ele alabiliriz. Bu durum, ister Türkiye boyutu olsun, isterse Avrupa boyutu, bütün ciplakligiyla ortadadir.

Cumhuriyet tarihine Aleviler acisindan baktigimizda, bir birini takip eden üc ayri „durumalistan" söz edebiliriz. Bunlari sirasiyla söyle formüle koyabiliriz: Sempatiyle gelen umut, hayal kirikligiyla gelen sukunet ve yasal sinirlari zorlayan toplumsal tepki. Baska bir düzlemde sunlarda söylenebilir: Islam paradigmasi, ulus-devlet paradigmasi ve degisen dünya kosullarinda ortaya cikan küresellesme süreci. Simdi bu evreleri ana hatlariyla irdeleyelim:

1. Sempatiyle gelen umut

Anadolu topraklarinda kücük bir beylik olarak ortaya cikan Osmanli, sürec icerisinde diger beylikleri de kendine baglayarak bir devlete dönüsmüs ve giderek balkanlara dogru acilmaya baslamisti. Sinirlarini hizla genisleten Osmanli devleti bir imparatorluga dönüsürken sarilacagi güclü bir paradigmaya ihtiyac duymaktaydi. Arap ülkelerini de sinirlari icine katan Osmanli Imparatorlugu, kendine özgü bir paradigma yaratamadigi icin sonunda Islam`i bir paradigma olarak benimsemek zorunda kaldi. Imparatorlugun basina gecen her padisah bu yoldan, hem dünyevi yetkeyi(erki) hemde ilahi yetkeyi birlestirerek "Allahin yeryüzündeki gölgesi" konumuna yükselmekteydi. Bu durum padisahlara kendi üzerinde hicbir erk tanimama hakkini vererek sinirsiz bir otorite olmalarini mesrulastirmaktaydi. 15.yüzyildan sonra Osmanlida saltanatla hilafetin birlestirildigine tanik oluyoruz. Ortacagda Bizans imparatorlugunda da benzeri bir zihniyet hakimdir; onlarda hristiyanlikla kralligi birlestirerek "kutsal savaslar" devrini acmislardi.

Osmanli Imparatorlugu Islam paradigmasina sarildigi nisbette Islam seriatinin akidelerini de toplumun yönetilmesi ve denetlenmesi hususunda bir arac olarak görmekteydi. Ruhban sinifini temsil eden Seyhül Islamlar artik padisahlarin birer kapikulu gibi calismakta ve onlarin cikarlari dogrultusunda dini fetvalar vermekteydiler. Hristiyan devletlerin uyarilari karsisinda Anadoludaki hristiyan cemaatlarina pek dokunmayan Seyhül Islamlar, Alevilere kan kusturmakta bir sakinca görmemekte ve ihtiyac duyuldugu nisbette "katli vaciptir" türünden fetvalar vermekteydiler.

Islamin disinda diger kitapli dinlere mensup olan bir cok Rum, Ermeni, Sirp vs. kökenli insanlarin devletin en üst kademelerinde yer aldiklarini görmek mümkündür. Sadrazamlarin bir cogu Balkan ve Makedon kökenliyli. Sünni Kürtlere de devlet erkinde ve ruhban tayfasinda önemli mevkiler verilmisti. Hatta kimi Seyhül Islamlar Kürt kökenliydi. Seyhül Islamlarin Aleviler hakkindaki fetvalari da ilgincti: Eger bir Alevi Müslüman olmak isterse, önce hristiyan dinine gececek, daha sonra ise Müslüman olabilecekti. Bir Alevi icin dogrudan Müslümanliga gecmek dinen mümkün degildi.

Dislanma, horlanma, sömürü ve baskilar karsisinda dönem dönem Alevilerin Anadoluda ayaklandiklari devirler oldu. Bu ayaklanmalari bastirmak icin Osmanli Imparatorlugu kimi zaman hristiyan batidan parali asker bile takfiye etmekteydi. Celali isyanlari ve Sah Ismail`in Anadoluya yönelme cabalari böyle bastirilmislardi.

1789 da Franda`da ortaya cikan devrim dalgalari (Fransiz Ihtilali) Avrupanin oldugu kadar Osmanli Imparatorlugunun da kaderini degistirmisti. Batida monarsi ve krallik yerini yavas yavas ulus-devletlerine birakmaktaydi. Kapitalizm, gelisebilmesi icin ulus devletlerine ihtiyac duyuyordu.

Osmanli Imparatorlugu sinirlari icerisinde kalan Balkan halklari pes pese ulusal bir mücadele vererek, bagimsizliklarini ilan etmeye basladilar. Balkanlardan geri püskürtülen Osmanli, önce Balkanlardaki hakimiyetini daha sonra ise Afrika ve yakin Asyadaki egemenligini kaybetti. Üc kita üzerinde hakimiyet kurmakla övünen Osmanli, cagin ihtiyaclarina cevap veremedigi icin hizla bir yenilgi-kaosuna sürüklendi. Bu yenilgi esasen, Araplardan devraldiklari Islam paradigmasinin ümmetcilik zihniyetinin degisen cag karsisindaki yenilgisiydi.

Osmanlinin, babadan ogula gecen saltanat ve hilafet anlayisina son darbeyi ise Osmanlini son subaylarindan Atatürk ve yandaslari vurdu.

Atatürk, halifelik ve saltanati ortadan kaldirirken, yerine, batidan esinlenerek laik ve parlamanter temele oturan bir ulus-devleti getirmek istiyordu. Cumhuriyet böylesi bir cabanin ürünü olarak dogdu. Osmanlidan kalma hilafet ve saltanatta böylece miyadini doldurarak tarihe karisti. Yeni kurulan devlet erkinde artik seriat kurallarina yer yoktu.

Bu durum karsisinda en cok rahatlayanlar süphesiz ki Aleviler olmustu. Seyhül Islamlarin ve din softalarinin Aleviler üzerindeki seriat baskisi da son bulmustu.

Aleviler, tarihlerinde ilk defa rahat soluk almanin cosku ve heyecanini yasamaktaydilar. Yeni Kurulan Cumhuriyetin Birinci dönem parlamentoda Lazlarin, Kürtlerin, Zazalarin, Alevilerin ve Sünnilerin, kendilerini temsilen mebuslar gönderdiklerine tanik oluyoruz. Cumhuriyetin kurulusunu selamlayan ilk devlet, Sovyet Sosyalist cumhuriyetleri oluyor ve Lenin Atatürkle sicak iliskiler kuruyor.

2. Hayal kirikligiyla gelen sukunet

Fakat, her ulus-devleti gibi, Atatürk`ün kurdugu devlette, yerel ve kültürel farkliliklari millet ideolojisi icerisinde eritme yoluna giderek tek ulus, tek millet, tek bayrak, tek dil yaratma cabasi veriyor. Sünni-seriatci kurum ve kuruluslarin yanisira Alevi dergah ve tekkelerini de yasakliyor. Muskacilik, büyücülük, fetvacilik gibi dini yaptirimlar kalkarken Alevilerin cem törenleri de yasaklaniyor. Dergahlardaki kimi el yazmalari ve yapitlara el konuyor. Aleviler üzerinden müftü ve imamin dini baskisi kalkiyor fakat bunun yerini yer yer jandarma dipcigi aliyor. Ve Aleviler Cumhuriyetten umduklarini bulamiyorlar.

Yeni kurulan Cumhuriyet, batidan ithal edilmis olan ulus-devleti ideolojisi ekseninde Anadolunun yerel kimlik ve kültürlerini kucaklamakta yetersiz kaliyor. Anadolunun kendi dokusu üzerine yükselen bir yapiyi insaa edemiyor.

Ulus devlet modeli Anadoluya uymuyor.

Kültürel farkliliklar kaynastirilamadigi icin kismen yerel ve etnik kimliklere dönüs basliyor. Dersim, tarihten gelen otonomisini korumak istedigi icin önce sert bir sekilde uyariliyor, daha sonra ise esine ender rastlanan bir katliamla tarümar ediliyor. (devlet kaynaklarina göre 40 bin, yabanci kaynaklara göre ise 70 bin insan öldürülüyor)

Alevilerin devlete olan güvenleri tamanen sarsiliyor ve kendi gelenek ve inanclarini gizli gizli de olsa sürdürmeye devam ediyorlar.

Atatürkün kurdugu CHP gittikce güc kaybediyor ve 50 lerden sonra da iktidardan düsüyor. Mendereslerle birlikte Türkiye Amerikan güdümüne giriyor. Amerikanin Sovyetlere karsi baslattigi „yesil kusak" projesiyle birlikte dincilik kisveli mandacilik hizla yayiliyor. Amerika 60 yillarda, Türkiye`de olasi bir halk ayaklanmasini bastirmak icin gizli bir güc olan Kontr-gerillayi kuruyor ve basina da Albay Türkesi getiriyor. 68´li yillarda bütün avrupaya yayilan ögrenci hareketi Türkiye`de de yansimalarini buluyor. Bunun Türkiye`de de sosyal bir harekete dönüsmesini engellemek icin Kontr-gerilla bütün gücüyle ögrenci hareketine saldirarak onlari silahli catismalarin icine cekerek provaka ediyor. Devrimci hareket Amerikan emperyalizmine karsi yogun bir protesto eylemi baslatiyor. Bu eylemlerin karsisina devlet, hem kontr-gerilla ve benzeri karanlik gücleri hem de seriatci-dinci-amerikanci cenahi dikiyor. (Kanli Pazar olayi ve benzeri)

Corum, Maras, Malatya ve daha bir yerlerde pes pese Alevi katliamlari yasaniyor. MHP`nin basini cektigi bu katliamlara devlet göz yumuyor ve bunlari sag-sol catismasi olarak gösteriyor. Amac; hem Alevilere göz dagi vermek hem de kendi kimligiyle ortaya cikmalarini engellemek.

Generaller Amerikanin emriyle her on yilda Türkiye`de yükselen demokrat ve devrimci muhalefeti durdurmak icin darbeler yapiyor. Onbinlerce devrimci, demokrat, aydin ve sanatciyi zindanlara atiyor; yogun iskencelerden geciriyor.

Kenan Evren öncülügünde yönetime el koyan askeri cunta, irkci ve seriatci düsüncelerin bir sentezi olan Türk-Islam sentezini resmii ideoloji olarak benimsiyor ve anayasaya koyuyor. Kenan evren gittigi her yerdeki mitinglerde Kurandan sureler okumaya basliyor. Kuran kurslari, imam hatipler, diyanet ve sünni tarikatlara devlet aciktan destek vererek onlarin devasi boyutta kurumlasmasinin önünü aciyor. Amerikanin dogrudan ajanligini yapan Fetullahlar, E. Cosanlar, Yasar Nuriler bu dönemde palazlanmaya ve misyonerlik yapmaya soyunuyorlar.

Devlet, din derslerini zorunlu hale getirerek, bir yandan Alevi cocuklarini sünnülestirmeye basliyor diger yandan da Alevi köylerine cami yaparak imamlar atiyor.

Naksibendi seyhi olan Esat Cosan, Nurculugun Ilahiyatcisi Yasar Nuri Öztürk ve daha bir cok Türk-Islam sentezinin misyonerleri Alevilerin ulularindan olan Haci Bektasi Veli, Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Hallaci Mansur ve benzeri zatlar hakkinda „akedemik" calismalar yaparak onlari Islam eksenine oturmaya calisan „eserler" yazmaya basliyorlar. Aleviler yogun bir sünnilestirilme propaganda bombardimanina tutuluyorlar.

Yogun seriat propagandalari ürünlerini vermeye basliyor.1993 te Seriatci yobazlar Sivas senliklerine saldiriyor ve ardindan da oteli atese verip 37 insani cayir cayir yakiyorlar. Devlet seyrediyor, ilahiyatci yobazlar ise sucu Aziz Nesin`in üzerine yikiyorlar. Bu zulüm, bardagi tasiran son damla oluyor ve Aleviler yakin tarihlerinde ilk defa kendi kimliklerine sarilarak ayaga kalkiyorlar.

3. Yasal Sinirlari Zorlayan Toplumsal Tepki

Degisen dünya kosullarinda kurumlasmanin bir ihtiyac oldugu bilincine varan Alevilerin, Sivas olaylarindan sonra, irili ufakli binlerce kurum-kurulus ve cemevleri kurarak tarih sahnesine yeniden ciktiklarina tanik oluyoruz. Ancak, bu uyanistan maddi ya da manevi menfaat saglama pesind kosan icte ve dista bir cok sahsiyetlerin de peydah oldugu bir gercektir. Henüz kendi mecrasini bulamamis olan Alevilerin toplumsal, kültürel ve inancsal alandaki birikmis ve cözüm bekleyen sorunlari böylesi bir "yagma" ortamina zemin hazirlamaktadir.

Alevi kurumlarinin önemli bir bölümü, Alevi inanc ve kültürünün anayasal güvence altina alinmasini istemektedirler. Aleviligin resmen taninmasi, cemevlerinin inanc merkezleri olarak yasal olarak kabul edilmesi, Aleviler üzerinden diyanet ve devlet baskisinin kaldirilmasi vs türünden istek ve talepler bunun dogrudan bir ifadesidir. Ancak, ne devlet ne de onun yedek gücü konumunda olan Diyanet Alevilerin bu hakli taleplerine yanasmamaktadir.

Alevilerin, icinden gecmekte olduklari tartisma sürecinde kendilerini özgürce tanimlama sansi tanimayan devlet ve diyanet Alevi bellegini yeniden dumura ugratmak ve "toplumsal bunalima" sürüklemek icin cok yönlü araclar kullanmaktadir. Amac, Alevi toplumunun birlik ve beraberlik cabalarini bosa cikartmak ve elde etmek istedikleri toplumsal haklari engellemek.

Cem Vakfi ve Ehlibeyt Vakfi gibi "Alevi kurumlari" üzerinden Kurani Alevilere pompalamak isteyen devlet, ancak bu yoldan Alevileri Islam paradigmasi icerisinde eritebilecegine inanmaktadir. Bu yüzden, kendi ideolojisine yakin duran Alevi kurumlarina sinirsiz imkan ve destek sunmakta.

Alevileri bekleyen bir ikinci tehlike ise milletlere bölünme tehlikesi. Fakat, bunun da tutmayacagi aciktir. Yeni yetisen Alevi gencligi, hem islam paradigmasini hem de milliyet paradigmasini asacaktir. Bunun yolu, tarihi mirasa sahip cikarak öze dönüs hareketiyle mümkündür. Öze dönüse giden yolda Alevilerin Yeniden Yapilanarak evrensel bir cerceveden kendi tarihine ve dünyaya bakmasi artik kendini dayatmaktadir.

Genç Aleviler Harekatı...GAH

Demokratik Alevi Platformu

„Degismeyen“ dünyadan degisen dünyaya geciste Alevilerin sosyo-psikolojik trajedisi:

Tahakkümün sembolik evrelerini temsil eden hakim zümre ve siniflarin zorba ve tecrid edici baskilarindan kendini korumak ve varligini sürdürebilmek icin yüzyillardan beri kapali yasam tarzina mahkum edilen Aleviler, tarihin bu uzun solugu icerisinde kendi kendine yetinecek kültür ve yasam bicimleri gelistirerek bugünlere gelebilmislerdir.

Aciyi bal eylemek durumunda kalan bu insanlar tarih icerisinde sadece sevginin, paylasimin, dostlugun ve askin degil, ayni zamanda özlemlerin, yitirmelerin, hüzünlerin ve yalnizligin da en derin destanlarini yazmislardir. Yetistirdikleri büyük ozanlarinin siirsel imgeleri yüregi yanik insanlarin aci cigliklariyla doludur. Istisnasiz bütün ozanlarinin ayni zamanda birer dervis oluslari bir rastlanti degildir!

Dag-bayir gezen ve kuslarla, kurtlarla, ceylanlarla; gögün derinliklerinde parildayan yildizlarla konusan bu dervisler icin zaman nerdeyse durmustu. Insanin yasi doganin yasiyla özdeslesirken doga, öncesiz ve sonrasiz bir mekana dönüserek kaddim bir sonsuzluk oluvermisti dervislerinin belleginde.

Kusatma icerisindeki bütün insanlar; coluk-cocuk, genc-yasli bütün canlar sanki hep birden birer dervise dönüsmüslerdi. Sosyal sartlarin dayanilmaz agirligi karsisinda ancak dervise dönüserek ayakta kalmak mümkündü...! Ve takvimlere vurulamayacak kadar uzun olan zaman böyle unutulabilinirdi ancak. Gerci arada bir isyan ve tepkilerde yok degildi ancak bunlar bile ayakta kalmanin birer emarelerinden ibaretti... Cünkü öte dünyaya oldum olasi inanmamislardi.....

Fakat bir „öte dünya“ yine de vardi ve bu „öte dünyanin“ amansiz firtinasi bizi kusatmakta gecikmedi. Adina kuresellesme denilen bu dünyanin firtinasi bizi biz eden bütün degerlerimizi, özlemlerimizi ve düslerimizi param parca ederek bizleri atom güllerinin katmer actigi bir dünyanin orta yerinde yapayaliniz birakti. Ve biz ilk defa kökünden ayri düsmenin acisini bu denli derinden duyumsadik... Ve kaybettiklerimizi artik kaybedemeyecektik.....

Üzerimizde binlerce voltluk neon isiklari asiliydi, fakat biz bir birimizi artik görünüsten taniyamiyorduk. Bundan böyle birbirimizi o yüregimizin en derin kösesinden süzülüp gelen hüzünlü ve yanik seslerimizden taniyacaktik….

Su yarim ömür gecirdigimiz „yeni dünyada“ ne yazikki tutunabilecegimiz yeni seyler yaratamamistik. Umut edip gittigimiz yollar ise bizi sürekli bir cikmaza ve kisirdöngüye ugratmisti. Sanki bilge insanlarimiz bizim bu durumumuzu önceden  sezinlemis gibi bize karsilasacagimiz zorluklarin üstesinden gelebilmenin anahtar kavramlarini teslim ederek zamanin dipsizliginde kaybolup gitmislerdi. Onlar artik yoktu fakat onlarin biraktiklari  sözler bizlere yol gösterecekti!

Bu tufan sehrinde temel siarimiz söyle olacaktir:

1. Gelin Canlar bir olalim....

Bizi milliyetlere, dinlere, irklara ve siniflara bölmek istiyorlar. Vicdan ve merhametten yoksun; görevi sadece insan ögütmek olan bu kandegirmenlerinin carki bu yoldan bizleri tüketmek istiyor. Bunu yaparken de kah dini, kah ideolojiyi, kah parayi, kah payandeligi, kah metalastirilmis sehveti önümüze koyuyorlar. Biz bunlari reddediyoruz!

2. Yetmis iki millete ayni nazar ile bak….  

Milliyetci ve irkci yaklasimlar yüzyillardan beri üzerinde yasadigimiz dünyayi kan gölüne cevirdi ve halen de cevirmektedir. Irk, din, dil, deri, cinsiyet ve kültürel ayrimciliga dayanan savaslardan karli cikanlar daima para babalari, tahakküm baronlari ve din tacirleri olmustur. Kalabaliklari olusturan genis kitlelerin payina ise bu savaslardan sadece gözyaslari ve acilar kalmistir. Bir avuc azinligin mutlulugu icin yapilar bu savaslari reddediyoruz.

3.Eline, beline, diline sahip ol….

Icinde yasadigimiz kapitalist-emperyalist toplumsal düzen etik degerlerden yoksun, sadece cikar ve menfaatlerine kilitlenmis egosentrik bireyler yaratmaktadir. Düzen, sadece akil fukarasi degil ayni zamanda duygu ve deger fukarasi insan tipi üreterek devasi bir makinaya benzeyen duygusuz-sevgisiz sistemine entegre etmektedir. Bir kez entegre olan insan ise kendi modelini hayatin her alaninda yeniden üretmektedir. Yardimlasma, paylasim, dayanisma gibi duygular yerini cikar ve menfaat üzerine kurulmus birlikteliklere birakiyor. Bu da insanlarin bütün ferdi ve toplumsal degerlerden soyutlanarak birer „bitirim“ , „menfaat abidesi“ne dönüsmesine yol aciyor. Maddi ya da manevi menfaata dayanmayan bir dayanisma ve yasam ruhu ancak insanin kendine ve o evrensel anlamdaki insana saygi ve muhabbet duymasiyla olanaklidir. Kendi beninde bütün benleri birlestiren insan ancak bu evrenselligi yaratmaya adaydir. Hicbir firtina ve deprem karsisinda yikilmadan ayakta kalan sihatli ve saglam bir kisilik ancak etik degerle mümkündür. Sevgi ve evrensellik eksenli etik deger insani hem sürülesmekten hem de kisilik parcalanmasindan koruyarak güclü bir bireye dönüstürür. Ancak güclü bireyler, icsellestirilmis toplumsal ve ilahi mabutlarin önünde egilmeyi reddeder.

 

4. Her ne arar isen kendinde ara, Kudüs`te, Mekke`de, Hac`da degildir.... 

Aleviler bugün yogun bir ilahi kisveli arap milliyetciliginin propaganda bombardimaninin altindadir. Bilge insanlarimizin yarattigi insan ve doga merkezli yüce degerleri cöllestirmek istiyorlar. Bunun icin de, bin bir surete bürünmüs din adamlari ve hokkabazlariyla üzerimize geliyorlar. Duyumsamadigimiz, hissetmedigimiz ve bize yabanci olan somut putlara oldugu kadar hayali putlara da karsiyiz! Isteyen istedigine tapsin fakat bizden uzak olsun onlarin mabutlari.

5. Benim Kabem insandir...

Insani yüce bir deger olarak görmeyen hic bir düsünce, dogasi geregi, insana da saygi duymaz. Cani istedigi zaman onu atese verip yakmakta ya da kursuna dizmekte hicbir sakinca görmez. Alevi felsefesi, insani tanri katina cikarirken, tanriyi da insan seviyesine indiriri. Büyük insan Nesimi`nin dedigi gibi: „Gah cikarim gök yüzüne seyreylerim alemi, gah inerim yer yüzüne alem seyreyler beni“

6. Her ne varsa bu alemde, hepsi mevcuttur Ademde….

Insan soyunun tarihler boyu ortaya koydugu bütün yaratilar, insan dogasinin sinirsiz ve sonsuz derecede gelisme ve degismelere acik oldugunu göstermektedir. Bu yaratilar insanin mutlu ve huzurlu yasayacagi bir dünyanin kurulusu dogrultusunda kullanildigi taktirde insan hayali cennet tasariminin boyundurugundan kurtulup, cenneti bu dünyada tesis edebilir. O zaman insanin ne cehennem korkusu ne de cennet kaygisi kalir. Üstelik önünde egilecegi bir mabuda da ihtiyac duymaz.

7. Okunacak en büyük kitap insandir…

insan hem filogenetik (soy) bakimindan hem de ontolojik(varlik) bakimindan büyüleyici bir varliktir. Okyanuslarin derinliklerinde baslayan tek hücreli canlilardan günümüzün insanina kadar uzanan uzun bir evrim cizgisinin bütün izlerini mevcudiyetinde tasir. Makro kosmosun oldugu kadar mikro kosmosun da aynasidir. Insan bu iki ucu bir birine baglayan bir halkadir. Cok uzaklardan gelip cok uzaklara giden bir varliktir insan ve onun hareket ettigi mekan dogadir.

8. Ilimden gidilmeyen yolun sonu karanliktir….

Her insan dünyaya gelmeden önce mutlak bir harmoni icerisinde yüzer. Onun icin ne irk vardir, ne din, ne allah., ne devlet, ne para, ne otorite, ne yasaklar, ne günahlar ne de ikiyüzlülük ve yalan. Tüm bunlari kendinden önce dünyaya gelen hemcinslerinden ögrenir. Tabularla, yasaklarla, dogmalarla, günah haleleriyle cevrili bir dünyaya dogar ve büyüklerinden „esinlenerek“ bunlari yavas yavas icsellestirir. Cünkü dünyada  baska türlü yasam hakki taninmaz kendisine! Saf ve karsiliksiz sevginin yerini cikar eksenli „sevgi“ almaya baslar. Tekrar o saf (katisiksiz) ve bizi biz eden özümüze dönebilmemizde bizlere sinirsiz bilgelik, sevgi ve felsefe yardimci olabilir. Bunlarin disindaki arayis yollari bizleri karanliga götürür. Düsünmeyen, hissetmeyen, algilamayan ve sevmeyen bir insan hayvansal dogasindan kurtulamaz, güdülerinin (nefsinin) esiri olarak kalir.

9. Ey Sufi; kadin, bilmeyene nefs, bilene nefestir….

Gerek patriyarsal kültürler ve o kültürlerde ortaya cikmis kitapli-kitapsiz dinler gerekse yine onlarin bir türevi olan kapitalist-emperyalist sistemler, her seyi metalastirdigi gibi kadini da metalastirmaktadir. Binlerce yilin ideolojik ve kültürel bombardimani buna sadece erkegi degil kadini da inandirmis! Icsellestirilmis olan bu duyguyla köklü bir hesaplasmaya girilmedikce kadin-erkek esitligi yalan üzerine insaa edilmis bir kurgudan öteye gidemeyecektir. Kadin, sadece bir “karsi cins” degil ayni zamanda yasamin ve sevginin de anahtaridir. O bütün insan soyunu yaratan rahman ve rahim dir.

10. Sevgi bizim dinimizdir, baska dine inanmayiz.....

Alevilik, Islam ici-Islam disi gibi tartismalara da artik son vermek gerekir. Derin felsefi ve batini kökleri olan Aleviligi her hangi bir dine payanda yapmanin anlami ve geregi yoktur. O, sevgi ve bilgeligin oldugu her yerde yeserir; boy verir. Icinde sevgi ve bilgelik tasiyan hic bir sey Alevilige yabanci degildir.

11. Bir olalim, iri olalim, diri olalim…..

Tutuldugu bilinc travmalarindan bir türlü kurtulamayan genis Alevi yiginlarinin bir birlik ve dirlik arayisi ve özlemi icerisinde oldugunu hissetmemek mümkün degildir. Her insanimizin suretinde düsünsel ve inancsal köklerinden kopmus olmanin hüznünün farkli tonlari okunmaktadir. Kücücük dag köylerinde kurdugumuz birlik ve dirligin yerinde yeller esiyor artik. Geriye dönüs asla mümkün olmayacak belkide fakat dünyanin en büyük metropollerinde yitirdigimiz birlik ve dirligimizi yeniden yaratmamiz mümkündür. Bilge insanlarimiz bunun ip uclarini caglar ötesinden bizlere sunmuslardir. Yüzyillar ötesinden getirdigimiz geleneklerimiz bu birlik ve dirligin yapitaslarini sunarken, bilge insanlarimizin yasama, insana ve dogaya dair felsefi (düsünsel ve ruhsal) söylemleri de bu yapinin ruhunu olusturacaktir. Eger her Alevi kendi bulundugu yerden bu dogrultuda bir yürüyüse baslarsa birlik ve dirlik de kendiliginden ortaya cikar.

Temennimiz ve bütün cabalarimiz bu güzargahtan, dogru temeller üzerine kurulmus olan birliktelige ulasmaktir. Kiyasiya konusacagiz, tartisacagiz, elestirecegiz fakat birligimizi mutlaka kuracagiz!!!

 

 

GENC ALEVILER HAREKATI

Yüzünüz de mi Kizarmiyor?

Din tacirliginden emekli olan eski Diyanet isleri baskani Mehmet Nuri Yilmaz, Hürriyet Gazetesinin (5.11.04) « Cuma Sohbetleri » kösesinde Hz. Alinin Sahadetini konu eden bir yazi yazdi. Ilk bakista, Alevilere de cazip gelecek bu yazidan kisa alintilar yaparak kendi yorumumuzla birlikte kamuoyuna tekrar sunmayi gerekli gördük. Hz. Aliyi yüceltir gibi görünen bu yazida ciddi carpitmalar bulunmaktadir. Kurnazca islenmis olan bu carpitmalarin arka planina baktigimizda, orada su gercegin kendisini görebiliriz : Hz. Ali üzerinden Alevileri sünnilestirmek !!! Hz. Alinin Alevi inanc ve felsefesinde kutsal bir deger olarak yasadigini bildikleri icin oraya el atma ihtiyaci duyuyorlar.

Din tüccari yazisinda söyle diyor: “Hz. Ebubekir, Ömer ve Osman zamanlarinda da onlara danismanlik yapmis ve degerli fikirleriyle yol göstermistir.”

Emekli tacirin burda ima etmek istedigi sudur: “Ilk dört halife arasinda hicbir anlasmazlik yoktur. Yürüdükleri yol aynidir, Hz. Alinin kendinden önceki ilk üc halifeye canla basla yardimci olmasi bunun kanitidir.” Yazisinin sonlarina dogru ise, “Hz. Ali´nin nehcül-belaga adli eseri bir hikmet hazinesidir” diyor. Dogrudur. Fakat bir tacir gözüyle okununca bazi seyler gözden kacar.Örnegin su bölümü: Peygamberin ölümünden sonra hilafeti bir saltanat gibi düsünüp, Mekkenin sömürücü sinifinin da destegiyle hilafet makamina oturunca ilk isi ehli beyte boyun egdirmek olmustur.

“Ali, Ebubekre biat etmeyince Ebubekr,Ömere gidip Aliyi nasil olursa olsun getirmesini buyurdu. Ömer, Alinin yanina varinca aralarinda tartismalar oldu ve bir netice cikmadi”(Nehcül Belaga, s.164).

Bunun üzerine Ömer yanina bir yigin capulcu alarak tekrar döndü.

“Ömer eline bir mesale almisti. Icerdekilerin disariya cikmalarini söyledi. Hic kimse cikmayinca, Allaha andolsunki dedi, evi icindekilerle beraber yakarim.”(Nehcül Belaga,s.164) “Evin icinde Fatma, Ali,Hasan ve Hüseyinden baska kimse kalmadigi halde, evi icindekilerle birlikte yakin demekteydi. Hz. Fatma , kapi önüne gelmisti; karnina gelen bir satme sonucunda alti aylik cocugu Muhsin, düsmüstü….”(Nehcül Belaga, s.164)

Emekli tacir yazisinda Ehli Beyte sevgi ve saygi gösterilmesinin Kuranin ve peygamberin emri oldugunu söyledikten sonra söyle devam ediyor: “Bütün Müslümanlar da bu davete icabet etmisler, ehli beyt sevgisini birlik ve beraberlik suurunun ortak paydasi haline getirmislerdir.”

Din tacirinin söyledigi bu sözlere tarihte tek bir tane bile dayanak bulmak mümkün degildir. Zira, o, yere göge sigdirmadigi müslümanlar, Hz. Aliye karsi önce, bütün erki eline geciren despot kabile sefleri olan Ebubekir, Ömer ve Osmani desteklemisler, daha sonra ise, Muaviye ve Yezidi. Kerbela ise, Müslüman kitlesinin destekledigi Yezit iktidarinin sadist ruhunu tatmin etmek icin giristigi en vahsi ve tarifsiz bir katliamdir. O tarihten sonra ise Arap yarimadasinda artik barinmanin mümkün olmayacagini anlayan Ehli Beyt ve bir avuc kalan yandaslari, Irana dogru kacarlar ve bu günkü Alevilerin atalarina siginirlar. Onlarla kaynayip karisirlar; onlarin gönlünde, inac ve erkanlarinda bu güne kadar yasaya gelirler.

Din tacirliginden emekli olan Mehmet Nuri Yilmaz tipki atalari seriat ulemalari gibi yüzü kizarmadan söyle devam ediyor mavallarina:” Hemen her Müslüman Hazreti Fatimadan söz ederken, hem saygi ve hem de her türlü gösteristen arinmis, son derece samimi bir ifadeyle “anamiz” sözcügünü ekler.”

Alevilerden baska hic kimse Hz. Fatmadan anamiz diye söz etmez. Üstelik Fatmaya en büyük zulmü bugün müslümanlarin Hazret diye tanimladiklari Ömer melunu yapmistir. Yukarda alintiyi verdik tekrara hacet yok. Onun cocuklarini da Kerbelanin kizgin cöllerinde ac susuz birakarak kilictan geciren yine ayni melunlardir. Bunu da her Alevi biliyor. Müslümanlarin “anamiz” dedigi Fatma degil, Ebubekirin kizi Aysedir. Hatta, Yasar Nuri Öztürk gibi zevatlar kitaplarinda Ayseden “Müminlerin Anasi” diye bahsederler. O, nasil bir anadir ki, yanina capulculari toplayarak Hz. Ali gibi bir insana karsi Camel savasini baslatti?

Bak kravatli Molla efendi, Ali öyle sevilmez. Sevginin ne oldugunu bilmediginiz asikardir. Siz insanlari, kadin-kiz, genc- yasli, coluk-cocuk demeden yakarsiniz; ve yakiyorsunuz da…Alinin nasil sevildigini Alevi ozanlarindan ve bilge insanlarindan dinleyin; belki, baglandiginiz karanlik kitaplardan kurtulur, evriminizi insanlik yönüne cevirirsiniz…..


Gafil kaldir gönlündeki gümani
Bu mülkün sahibi Ali degil mi
Yaratmistir onsekizbin alemi
Iriskini veren Ali degil mi (Kul Himmet)

Var ettin evreni , bugünü mekan
Gahi asikar oldun, dahi de pünhan
Nurundan nur kattin, yarattin insan
„La ilahe illa Ali“ olan Sah! (Meluli)

Ali ismi dört kitapta okunur
“La ilahe illa Ali” yazili
Zikredenler ezazilden sakinir
“La ilahe illa Ali” yazili (Kul Himmet)

Pir Sultan, Ali Sahimiz
Göge ulasir rahimiz
Onikimam katarimiz
Uyamazsin demedim mi (Pir Sultan Abdal)

Ali Candir Ali Canan
Ali dindir Ali iman


Genç Aleviler Harekatı...GAH

Aleviler Tekrar mi Pazarlanmak Isteniyor?

Alevi diyasporasindaki en büyük Alevi örgütlenmesi olan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve yine Türkiye`deki kitlesel bir yapiya sahip olan Alevi-Bektasi Federasyonu`nun AB Komüsyonuna sunmak üzere ortaklasa hazirlamis olduklari raporda Alevi toplumunu yakindan ilgilendiren cesitli maddeler bulunmaktadir. Söz konusu olan rapor „ Bilir kisiler“ tarafindan bir kac yil önce hazirlik asamasindan gecmis, fakat bu asamada kitlenin bilgi ve iradesine basvurma geregi duyulmamistir. Bir kac ay icerisinde AB Komüsyonuna sunulacak olan bu rapora kendine bagli kurumlardan tepkiler gelince, dar cercevede de olsa, tartisma ihtiyaci duymustur. Bize göre, bütün Alevileri ilgilendiren bu rapor sadece kurumlar tarafindan degil tüm Aleviler tarafindan tartisilarak neticelendirilmelidir. Genc Aleviler Harekati olarak bizler de bu rapor hakkindaki düsüncelerimizi toplumla paylasmak istedik.

Raporu inceledigimizde; Türkiye`nin yeniden yapilandirilmasi sürecinde, Aleviler basta olmak üzere toplumun bütün kesimlerinin ihtiyac duydugu demokratik, laik ve hümanist taleplerin agir bastigini gördük. Son derece hakli olan bu taleplerin uygulama alanina girdiginde kimi toplumsal, ekonomik ve siyasal sorunlarin daha rahat cözülecegi asikardir.

Raporun teferrutina girmeden genel muhtevasina baktigimizda bir cok aydin, demokrat ve ilerici insanin gönül rahatligiyla bu rapora „iyi not“ verebileceginden kuskumuz yoktur. Öyle görünüyor ki; bu rapor hazirlanirken sadece Alevilik olgusu degil ayni zamanda Türkiye`nin demokratiklesme süreci de göz önünde bulundurulmus. AB kriterlerinin uygulanmasi, en azindan kitleler üzerindeki din ve devlet baskisini bir nebze de olsa hafifletecektir. Ancak uzun vadede düsünüldügünde bunun her derde deva olamayacaginin da bilincindeyiz.

Aleviler adina AB`ye sunulmak üzere hazirlanan bu rapora Alevi inanc ve felsefesi acisindan baktigimizda özellikle raporda yer alan“ Tahminen Avrupada 1 000 000 civarinda Türk ve Kürt Alevisi yasamaktadir“ ibaresinin Alevi inancina vurulmus bir ÖRTÜLÜ darbe oldugunu düsünüyor ve bunun DERHAL düzeltilmesini istiyoruz. Raporun 9. sayfasinda yer alan bu „tanimin“ Alevi inac ve felsefinden ziyade politik ve ekonomik kaygi ve cikar eksenli oldugu bariz bir sekilde görülmektedir. Alevilik adina hareket eden kurum ve kuruluslarin böylesi bir „hata“ yapma lüksü olamaz!!! Bu hatanin beraberinde getirecegi vahim sonuclari ise hic bir kurum ve kisi asla gögüsleyemez.

Her seyden önce Alevilik, kendine özgü etik, moral ve felsefi boyutlari olan bir inanc sistemidir. Bu yüzden millet kimligine indirgenemez. Bunu daha iyi anlamak icin Aleviligin gelisim ve olusum cizgisine bakmak gerekir.

Aleviligin kültürel, etik, felsefi ve inanc boyutuna baktigimizda onun bircok kaynaklardan beslenerek ortaya ciktigini görürüz. Bu kaynaklari kabaca söyle siralayabiliriz:

1.      Orta Asya saman ve göktanri inanci

2.      Budizm, Zerdüstlük, Maniheizm, Mazdek inanci

3.      Anadolu medeniyetleri ve Hristiyan sufi inanci

4.      Antik cag doga felsefesi ve Yeni Platoncu düsünceler

5.      Firat-Dicle hafsasinda sekillenerek, önce Fars diyarina daha sonra ise Anadoluya tasinan Ehli-Beyt inancininin batini ve tasavvuf yorumu

Anadolu binlerce yildan beri cesitli büyük medeniyet ve inanclarin kesistigi ve bu vesileyle harmanlandigi bir cografya olagelmistir. cesitli halklar konup göcmüsler ve bu vesileyle kaynayip karisarak yeni yeni düsünce, kültür ve inans sentezleri olusturmuslardir. Zamanla iktisadi, ictimai ve siyasi nedenlerden dolayi sözünü ettigimiz inanc ve kültürel akimlar yöreden yöreye nüans farklari tasiyan bir evrim gecirerek yollarina devam etmisler; fakat sürekli hem bir birinden etkilenmisler hem de etkilemisler.

Anadolu Aleviliginin temel degerlerinden olan Cem, Semah, Duazimam, Pir, Mürsit, Rehber, Gülbeng, Bade, Dem, Kadin Erkek esitligi, Dört Kapi Kirk Makam, Hz. Ali’nin ilahi olusu vs. vs. gibi kavramlar en yogunluklu bicimiyle Anadolu cografyasinda vücut bulabilmis ve bir bütünlük halini almistir. Bu sistemin sadece Anadoluda ortaya cikmis olmasinin sebebini Anadolunun medeniyetler ve kültürler bakimindan zengin bir muhtevaya sahip olmasinda aramak gerekir. Bu yüzden Anadolu Aleviliginin olusum sürecine kaynaklik eden sayisiz gözeler vardir. Haci Bektasi Veli, Muhiddin Arabi, Hallaci Mansur, Nesimi, Yunus Emre, Fazlullah, Sah Hatai, Kul Himmet ve daha niceleri bu gözelerden beslenerek Anadolu cografyasina akan güclü irmaklar gibidirler.

Sosyolojik anlamda bakarsak Anadolu Aleviliginin temel özelligini bagdastirici (senkretist), uzlastirici, hosgörülü ve hümanist bir felsefe ve yasam bicimi oldugu görülür. Hak-Muhammed-Ali kavrami bu cerceve üzerine oturur. Baska bir bicimde bu üclemeyi ifadeye koyacak olursak; Tanri-Insan-Evren üclemesiyle Vahdeti Vücuttur bu. Hakikat kendini dogada ve insanda ortaya kor; tecelli eder. Bu yüzden, Hünkarin da belirttigi gibi; “Okunacak en büyük kitap insandir”. Bu sözün felsefi oldugu kadar bilimsel de degeri vardir.

Dünyada bir esine daha rastlamanin hemen hemen olanaksiz oldugu Alevilik, bizlere evrensel bir insan portresi cizer. Böylesine külliyatli bir inanc ve yasam felsefesini Türk- Kürt kimligiyle tarife kalkmak; Aleviligi millet ve etnisite kimligine indirgemek Alevilige vurulacak en büyük darbedir. Bilerek ya da bilmeyerek takinilan bu tutum Aleviligi ve bunun akebinde Alevileri bölüp parcalamaktan; onlari milliyetci catismalarin icine sürüklemekten baska bir amaca hizmet etmez.

Diger inanclara bir bakalim: Örnegin Bahailige. Dünyanin bir cok yerinde yasayan ve cesitli dilleri konusan bahailer vardir. Ama hic kimse Alman Bahaisi, Türk Bahaisi, Kürt Bahaisi, Fransiz Bahaisi vs. vs. diye kendini tanimlamaz. Fakat su söylenebilir: Türkce konusan Bahailer, Kürtce Konusan Bahailer, Almanca konusan Bahailer…. Yehova Sahitleri icin de ayni durum gecerlidir. Peki Alevilik icin niye böyle bir sey gecerli olmasin??? Niye dillerinden dolayi milletlere bölünmek isteniyor??  Peki Zazaca ve Arapca konusan Alevileri hangi millet kimligine koyacaksiniz??? Onlari Alevilikten dislamaya kimin hakki var??

Millet kimligi insanlari birlestiren degil ayristiran bir kimliktir. Hangi milliyet kimligi düsman imaji yaratmadan ayakta kalabilmistir? Var mi dünyada bunun bir örnegi??

Genc Aleviler Harekati olarak diyoruz ki; „Yetmis iki millete ayni nazardan bak diyen“ bir felsefeyi milletler sorununa alet edemezsiniz. Millet kimligi sorunu olan insanlar o sorunlarin cözümünü  baska bir düzlemde aramalidirlar. Alevilik millet kimligine asla kurban edilemez. Tam tersine millet sorunu ancak Aleviligin engin, hümanist ve bagdastirici felsefesinin isiginda cözülebilir!

www.gencalevilerharekati.de

 

Genç Aleviler Harekatı...GAH

Alevi Toplumuna Uyarx

Seyhül-Islam'larin yüzyillardir, varliklari bile kabul etmeyip kücümseyerek dinsiz, kafir, rafizi diyerek haklarinda ölüm fetvalari cikardiklari Alevileri ne hikmetse bu gün "tanimaya ve müslüman kardeslerimiz" demeye basladilar.
Acaba, aradan ne gecti de birden degismeye basladilar? bize göre bu sürec üzerinde her Alevi sapkasini önüne koyup düsünmelidir.

Dikkat edilirse Diyanetin (ki ayni zamanda bir din kurumu olarak Seyhül Islamin devamidir)Alevilere karsi bu YUMUSAMA süreci Hasan kilavuz ve Ali Doganin " Alevilik Islam disidir" demelerinden ve AB ye girme sürecinden sonra basladi. Bu nokta bize göre pek mühümdür.
Cünkü söz konusu olan sahislar siradan olmaktan ziyade kitlesi ve gücü olan Alevi Kurumlarinin basinda bulunan insanlardir.

bize göre diyanet ve Islamcilarin bu yumusamalari altinda yatan en önemli sebeb AB sürecinden ziyade Alevilerin Islamla bir ayrisma ve hesaplasma sürecine girmis olmasidir. Gerci Aleviler de tarihler boyu kendilerini Islam olarak taktim etmislerdir fakat bunun sebebi hem can güvenligi hem de sindirme ve dislama politikalari karsisinda kendilerini kamufle etme zorunlulugu idi. bu gün ise bu korku ve sindirme ablukasi dagilmaya ve cözülmeye baslamistir.

Yüzlerce yillik bu korku ablukasi yavas yavas dagilmaya basladigi icin Aleviler kendi gerceklerini ortaya koymaktadirlar.

Fakat Alevilik adina harekat eden ve bu sürecten maddi ve manevi olarak yararlanmak isteyen kimi insanlar Aleviligi tekrar Türk-Islam sentezine sokmaya calismaktadirlar. Sadece ozan ve bilge insanlarimizin tarihler boyu yazdiklari deyis ve nefeslere baktigimizda Aleviligin Islamla pek alakasi olmadigi, hatta Islami astigi acikca görülür.Örnegin, Alevi siir ve nefeslerinde Hz. Ali'ye Allahin bütün sifatlari yüklenerek, onu Allahin insan kiliginda ortaya cikisi olarak görürler ve gösterirler. Sadece bu yaklasim tarzi dahi Islamla örtüsmedigini göstermeye yeter. Cünkü bu anlayis Islama göre Allaha sirk (es kosmaktir).Peki Alevi ozanlari buna niye ihtiyac duymuslardir? Aslinda Hz. Ali'ye yüklenen bütün tanrisal sifatlar ayni zamanda INSANA'da yüklenir. Bunun da bir cok kaniti vardir Alevi siirlerinde.

Alevilerin Aleviligi tartisarak kendi tarihsel gercegine dönmesinden korkanlar bu sürec karsisinda kimi "Alevilik" adina harek eden insanlara devlet ve diyanet kademelerinde belli bir payandalik vererek Alevilerin bu hakli cikislarini bastirmak ya da kendi istedikleri bir Aleviligi yaratmak niyetindeler.

Alevilik evrensel bir felsefedir ve bu yüzden dogma ve tabulari tanri adina bile olsa REDEDER. Alevilik insandaki evrensel özü yakalamak isteyen ve bundan dolayi esasinda DÖRT KITABIN tamamen disindadir. Ne yazikki, baskilar ve horlamalar sonucu kendi kavramlarini yaratamamis, mevcut kavramlar icerisinde kendini anlatma ihtiyaci duymustur. Bu kavramlarin dis anlamlarina balarak Aleviligi anlamak mümkün degildir. Iste bir col Alevi icin sorun da burda yatmaktadir. Bu yüzeysel benzerlikten yola cikarak kimi tasaronlar Aleviligi Islama yamamaktadirlar. Oysa bizim Hz. Ali anlayisi dahi tarihteki Hz. Ali den cok farklidir.

Alevi toplumuna ve tek tek bütün Alevilere cagrimizdir: Sünnü islama ve milliyetcilige gidiste köprü vazifesi gören TÜRK-ISLAM sentezine aldanmayin. Bunlar Aleviligi asimile etmek icin düsünülmüs birer devlet tuzagidir. Alevilik Türk Islam sentezine oldugu kadar Kürt Islam sentezine de uzaktir. Alevilik ancak KENDI DEGERLERI üzerinde yükselerek karanliklardan aydinliga cikabilir. Biz bu sürece ÖZE DÖNÜS süreci diyoruz.

Ozanimiz IBRETI den bir siir koymayi burda anlamli bulduk. Ozanimiz kisa ve öz olarak Alevilikteki insan anlayisini dile getirmektedir.



Bir Sah olsam hükmederdim cihana

Batil meclisleri yikar giderdim

Mektepler yaptirip bütün köylere

Cehaleti kökten söker giderdim



Fabrikalar kurar idim her yerde

Ikiligi koymaz idim bu serde

Ayri gözle bakmaz idim her ferde

Cihana bir gözle bakar giderdim



Gercek insanlari bilirdim Allah

Ondan baskasina bakmazdim billah

Ne Kabe kalirdi, ne de beytullah

Oraya bir bostan eker giderdim



Bir olurdu fakir, zengin her zaman

Bütün hastalara olurdum derman

Ne gavur kalirdi, ne de müslüman

Hepsini bir yola cekip giderdim



Insanlardan baska olmazdi cennet

Yok olurdu Isa, Musa , Muhammed

Kalkardi dünyadan din ve tarikat

Hepsinin bagini söker giderdim



Görseydim o günü yüzüm gülerdi

Tüm dünya insani bayram ederdi

Ne bir silah, ne bir atom kalirdi

Bir derin kuyuya döker giderdim



Ibret’i der varligimiz bitmezdi

Sofu inat edip hacca gitmezdi

Ayri gayri devlet icab etmezdi

Dünyaya bir bayrak diker gider giderdim                

                                                                                               

Genç Aleviler Harekatı...GAH

Deäerli Canlar,

Hürriyet Gazete’sinin konuk köqesinde yayxnlanan Alevilikle ilgili yazxnxzx okuduk. Tepkisel bir wxkxq yerine, Alevi edep ve erkanxnx uygun bir üslupla düqüncelerinizi dile getirdiäiniz iwin sizlere teqekkür ederiz. Alevilerin yüzyxllardan beri kendilerini Islam iwerisinde gördükleri fikrinize tamamen katxlxyoruz. Özellikle yazxlx kaynaklarx olmadxäx iwin kendi ulularxnxn söylem ve amellerinden esinlenerek Aleviliäi bu günlere getirdikleri bilinen bir gerwektir. Qeriat ulemasx Emevilerden beri kendi dogmatik kaynak ve yorumlarxna ters düqen binlerce kaynak ve belgeleri yok etmiqtir. Cumhuriyet döneminde ise Alevi Dergah ve Tekkeleri de dahil olmak üzere laikliäe ters düqtüäü gerkwesiyle bütün dini kurumlar kapatxlmxq, yazxlx kaynaklara el konmuqtur. Ancak özenle saklanan yakxn waä Alevi kaynaklarxndan kimileri günümüze kadar ulaqmxqtxr. Bunlar da Alevi tarihini laikxyla aydxnlatmaya ne yazxkki yetmemektedir. Son on yxldan beri, gerek kurum ve kuruluqlarxmxz tarafxndan gerekse yazar ve araqtxrmacxlarxmxz tarafxndan Alevilik yoäun bir qekilde tartxqxlmaktadxr. Kimi maksatlx ve güdümlü tartxqmalarx bir tarafa bxrakxrsak, bu tartxqma sürecinin Alevilere wok qeyler kazandxracaäx kanxsxndayxz. Yine de iweriäi ve arkasxnda yatan  maksatlar ne olursa olsun, tartxqmalarda korkmamak gerekir. Yanlxq ve maksatlx tartxqmalar bile bize önemli yararlar saälar, wünkü bu vesileyle doärularx ortaya koyma qansxnx yakalamxq oluruz.

Alevilikle ilgili tartxqmalarxn, aydxnlatxcx olmak yerine, kxsxr ve muallak bir wekiqmeden öteye gidememesi, bize göre talihsizlikten öte birqey deäildir. Aleviliäi Islam iwi görenlerin olduäu kadar, Islam dxqx görenlerin de ne yazxkki ortaya koyduklarx saälam dayanaklar yoktur. Belli kiqi ve wevreler tarafxndan yürütülen bu tartxqmalar bir bilgi alxq veriqinden ziyade tatmin olmamxq egolarxn bu yoldan tatmine ulaqma giriqimi olduäu gün gibi ortadadxr. Örneäin, Izzettin Doäan, Ali Doäan`x, Tugut Öker Cem Vakfxnx, Mustafa Düzgün Federasyonu, federasyon, kendisi gibi düqünmeyen herkesi Aleviliäe ihanet etmekle suwluyor ve kendi güdümünde hareket edecek uysal piyonlar yaratmak istiyorlar. Alevi hoqgörü ve erkanxnx iwlerine pek sindirememiqe benziyorlar. Hele bir birlerini dinsizlikle suwlamalarx iqin en vahim noktasx. Wünkü, bu söylemler yüzyxllardxr Allahx ve dini kendi tekellerinde gören ve buna arkasxna saklanarak kendi dünyevi saltanatlarxnx kurarak özellikle Alevilere kann kusturan Qeriat ulemasxnxn söylemleridir. Mustafa Düzgün bey efendi“ Ateistler federasyonu ele gewirdi, din elden gidiyor“ yaygarasx koparxrxken, ne hikmetse, kendisinin de bir zamanlar ateist olduäunu, bir dede kökenli olmasxna raämen uzun yxllar Alevevilikle deäil de kürtwülükle uäraqtxäxnx ve bu yüzden yxllarca Türkiyeye bile girmesinin yasak olduäunu unutarak qimdi Kraldan wok kxralcx gewiniyor. Elbette bir wok Alevi, ister dede olsun isterse talip Aleviliäin dxqxnda farklx mevkki ve mecralarda dolaqmxqtxr. Bunda ayxpsanacak bir durum yoktur. Bu, biraz da dönemin sosyo-ekonomik-siyasal qartlarxyla alakalxdxr. Her Alevi, kaynaäxna tekrar dönüq yapabilir. Fakat kitle huzurunda özeleqtiri verememek, bundan kawmak, olsa olsa samimiyetsizliäin bir ifadesi olabilir.

Awxkwa söylemek gerekirse, Aleviliäe samimi bir qekilde inanan her insan, bugün, deäiqen dünya koqullarx iwerisinde bir arayxq iwerisindedir. Bu, günümüz Alevi toplumunun yatsxnamaz bir gerweäidir. Bu kxsxr döngüden Aleviler ancak kendi tarihsel ve inanwsal deäerleriyle tekrar bütünleqerek wxkabilir. Emevi saltanatxnxn bir devamx olan Qeyhül Islamlarxn baskx, zulüm ve sindirme politikalarx yüzünden kapalx bir toplum olmaya mahkum ediler Aleviler, kendi iwlerinde gelenek, görenek ve toplu ibadet biwimleri oluqturarak bu günlere gelmiqlerdir. Dedelerin, derviqlerin, Bektaqi Babalarxnxn,  ocaklarxn ve ulu ozanlarxmxzxn bu gelenek ve kültürün inanw esaslarxna göre qekillendirilmesinde önemli katkxlarx olmuqtur. Bu gerwek herkes tarafxndan bilinir ve kabul edilir. Ancak qehirleqmeyle birlikte bu gelenek ve erkanxn oluqturduäu toplumsal zeminin yavaq yavaq ayaklarxmxzxn altxndan kaydxäx da bir gerwektir. Sadece taliplerin deäil dedelerin de aynx sorunu yaqadxäx gözlemlenmektedir. Örneäin, post kavgalarx, ocak kavgalarx dedeler arasxnda da gewmiqe kxyasla bugün daha yoäun yaqanmaktadxr. Bize göre bunun nedenini iwinde yaqadxäxmxz modern dünyanxn bizler üzerindeki sosyo-psikolojik ve ekonomik nedenlerde aramak gerekir. Alevilerin önünde duran en büyük sorun bizce budur. Sanayi toplumu, insanx kendi özünden kopararak bir meta yxäxnx haline getirmektedir. Bunun panzehiri bize göre, Alevi Sufiliäi ve Kamil insan anlayxqxdxr.

Aleviliäi illaha da bir dini dogmaya yada zahiri kurallara baälamak gerekmez. Wünkü, onun gürül gürül akan bir xrmaäx anxmsatan felsefe ve tasavvuf yüklü tarihinin nabzxnda evrensel bir inancxn ve insan anlayxqxnxn nabzx atmaktadxr. Alevilik ancak bu sözünü ettiäimiz deäerlerin iwselleqtirilip bir yaqantx haline getirilmesiyle gerwek özüne kavuqmuq olur. Gerisi qeriattan (qekilcilik ve dogmalardan) ibarettir. Kuranxn kimi ayetleri Alevilikle baädaqsa da, bütünü göz önüne alxndxäxnda baädaqmadxäx görülür. Örneäin, Kuran, kadxn-erkek eqitliäini asla kabul etmez. Nisa Suresinde ise kadxnxn gerektiäinde dövülmesinde bir sakxnca görmez. Islam ülkelerinde uygulanan bir wok qeriat kuralx  (el kesme cezasx, islama uymayanlara karqx cihat, zinaya kxrbaw cezasx, Hülle, kadxna mirastan sadece yarxsxnxn verilmesi,  din ayrxmx, vs…..) doärudan Kurandan alxnmxqtxr. Oysa bunlarxn hiw biri Alevi inanw ve geleneäinde yoktur. Eäer bu kuran Osmanxn ve daha sonraki Emevilerin tertiplediäi ( yazdxäx demiyorum, düzenlemeler ve eklemeler yaptxäx) Kuran ise neden bunlardan alxntx yaparak Aleviliäi awxklama ihtiyacx duyuluyor? 

Hz. Ali Halifelik yaptxäx dönemde bu yanlxqlarx niye düzeltip Kuranx aslxna kavuqturmadx? Yoksa Kuranxn deäiqtirildiäi yönündeki fikri, Kuranxn bir wok ayetlerinin bizim inanw ve gelenek biwimimize uymadxäx iwin bizim ortaya attxäxmxz bir sav mxydx? Kuranxn bir harfinin dahi deäiqtirilmediäini- deäiqtirilemeyeceäini savunan ve Oniki Imamlarxn yolundan gittiklerini söyleyen Iran Qiileri neden Kuran konusunda Sünni-Ortodoks Islam anlayxqxyla hemfikirdir? Evet, mevcut  Kuranda ibadet  biwimlerinin belirtilmediäi doärudur ancak Hz. Ali ve Oniki Imamlarxn namaz kxldxklarx bilinmektedir. Hatta mescitte cemaata birwok defa namaz kxldxrdxklar, imamlxk yaptxklarx da bilinmektedir. Hz. Ali’nin hutbe ve din hakkxndaki konuqmalarxnxn, vecis sözlerinin bir derlenmesi olan Nehcül Belaga’da niye, bizim erkan ve geleneklerde önemli bir yere sahip olan Dede, Mürqit, Pir, Rehber, Cem gibi kavramlara rastlanmaz? Hak-Muhammed-Ali kavramxna niwin Nehcül Belaga’da rastlanmaz?????????

Bu ve benzeri sorularx woäaltmak mümkündür. Ne yazxkki, Aleviliäi Islamiyetten türetmek isteyen, hatta Islamxn özü olduäunu ileri sürenler  bugüne kadar doyurucu bir cevap verememiqlerdir. Fakat Aleviliäi tamamen Islamdxqx göstermeye özel bir itina gösterenlerin cevaplamasx gereken sorular ise daha woktur. Pir Sultan, Kul Himmet, Qah Hatayi, Nesimi, Virani, Fuzuli ve daha bir wok derviq ozanlarxmxzxn Hz. Ali ve Oniki Imamlara yürekten baälxlxäx ve bu husustaki samimiyetleri qiir ve deyiqlerinde awxkwa görülür. Özellikle Hz. Ali’ye Allahxn bütün sxfat ve özelliklerini yüklemekten kawxnmazlar. Oysa Islama, Kurana hatta Hz. Ali’ye göre bu awxkwa qirktir, küfürdür; Allaha eq koqmaktxr. Bunu anlamak iwin Kurana ve Nehcül Belagaya bakmak yeterlidir. Alevilikte önemli bir yere sahip olan Nesimi, Fazlullah, Hallacx Mansur, Qeyh Bedreddin ve daha nice Sufi ve Derviq, Allaha qirk koqma gerekwesiyle acxmasxzca, kan-revan iwersinde öldürülmüqlerdir.

Qüphesiz ki, Anadolu Aleviliäi Hz. Ali’den etkilenmiqtir ancak Islamiyetin olduäu kadar Hz. Ali’nin de qeriat yönünü reddetmiq, sadece tasavvuf yönünü kabul etmiqtir. Wünkü evrensel olan sadece tasavvuftur, qeriat ise halihazxrdaki qartlarxn da etkisiyle oluqturulan ve insanlarx bir düzen iwinde tutmanxn, avutmanxn ve onlarx sürü gibi gütmenin ilahi kxlxflara büründürülmüq bir aracxdxr. Tabiiki insanlarxn birbirini boäazlamalarxnx engellemek iwin toplumsal kural ve kaideler kawxnxlmazdxr, ancak bunun ilahi bir kxlxfa büründürerek kitlelere taktim edilmesi insanlxk awxsxndan sakxncalx ve tehlikeli sonuwlar doäurur; ki bunun sadece Islam ülkelerinde deäil, aynx zamanda Hristiyan, Yahudi ve benzeri kurumlaqtxrxlmxq dinler tarihinde bolca örnekleri vardxr. Seyh Bedreddin’in “Eskiden insanlar somut putlara tapardx, günümüzde ise hayali puta tapxyor” sözleri, Allahxn putlaqtxrxlmasx karqxsxnda en samimi ve uyarxcx eleqtiridir.

Islam ülkelerinin neden geri kaldxäxnx Islamcxlar ne yazxkki bu gün bile izah etmekte güwlük wekiyorlar. Batxdan, ordan burdan waldxklarx düqünceleri Islam ve kurana cila yaparak qirin gösterme gayretleri altxnda yatan en önemli neden Islamxn hxzla wöküqe doäru gidiqinin bir göstergesidir. Oysa bundan bin yxl önce Islam topraklarxnda Ibni Rüqt, Ibni Sina,  Farabi, Ibni Haldun  gibi bir dizi önemli filozoflar yetiqmiq; batx dünyasxndan yüzlerce yxl önce aydxnlanmanxn temellerini atmxqlar fakat qeriat ulemasx tarafxndan kafirlikle suwlanarak tecrit edilmiqlerdi. Bugün ise Islam ülkeleri aydxnlanma trenini woktan kawxrmxq; bu yüzden batx uygarlxäxnxn meta köplüäüne muhtaw duruma düqmüqtür. Evet, kafir dedikleri batx uygarlxäxna el avuw awmayan tek Islam ülkesi dahi yoktur.

Anadolu Aleviliäi de esasen bir aydxnlanma hareketi olarak ortaya wxkmxq; insanxn karanlxk wehresini aydxnlatmaya yönelmiqtir. Hacx Bektaqi Veli’nin “ Ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlxktxr” ya da “Düqünce karanlxäxna xqxk tutanlara ne mutlu” demesinin altxnda yatan gerwek budur. Lakin, qeriat ve cehalet belasx bu aydxnlxäx buämuqtur.

Türkiye toplumunu göz önünde bulundurduäumuzda; Qeriatwxlarxn Allahx, Kemalistlerin Atatürkü, Marksistlerin ise Marksx putlaqtxrarak birer dogmalar yxäxnx haline getirdikleri ve o putlar altxnda ezildiklerini görmekteyiz. Putlarxn, dogmalarxn ve tabularxn olduäu yerde gerwek sevgi, saygx ve hoqgörüden asla bahsedilemez. Bahsedilirse bu bir yalan olur….

Evet, sevgili canlar, evrensel insanx ve ona giden yollarx arama sevdamxz halen devam etmektedir. Düqünce ve görüqlerimizi bölük-pörwük te olsa bu yazxda dile getirmeye walxqtxk. Bu konudaki görüqleinizi bizimle paylaqxrsanxz wok seviniriz. Dostwa selam ve sevgiler....

                                                                                                                 Genc Aleviler Harekati

Günümüzün Hxzxr Paqalarx yine iqbaqxnda

1  Ekim 2004 tarihli Hürriyet gazetesinde wxkan Alevilik ile ilgili tartxqmalarxn maksatlx olarak devlet tarafxndan gündeme getirildiäini biliyoruz.Alevilerin sorunlarxnx sunni gündemler yaratarak bastxrmak yada yok saymak istiyorlar. Bunu yaparken de ne yazxkki aciz insanlarx ön plana wxkartarak Alevi toplumunda kafa karxqxklxäx yaratmak istiyorlar. Bu iq iwin öteden beri devlete kapx kulluäu yapan ve onlarxn sadxk uqaklxäxnx gönüllü olarak üstlenen taqaron Vakxflar Aleviliäi özünden saptxrxp xrkwx ve qovenist ideolojilerin mecralarxna sürüklemektedirler. Bunu yaparkende  gerici ve xrkwx bir ideoloji olan türk islam sentezini Aleviliäe empoze etmektedirler. Evrensel ve dinler üstü bir felsefe olan Aleviliäi yozlaqtxrmak iwin özel bir waba harwamaktadxrlar. Bu, devletin Alevilere karqx sistemli bir qekilde uyguladxäx resmi politikalarxn uzantxsxdxr. Aleviliäi sünnileqtirmek ve qeriata köprü yapmak iwin sadece ilahiyetci yobazlarxn deäil aynx zamanda yerli taqaronlarxnda özel wabalarx mevcuttur.

Elbette Alevi inancxnda Allah Muhammet Ali üwlemesi önemli bir yere sahiptir. Pir Sultan Abdal ve daha bir wok ozanlarxmxzxn deyiq ve nefeslerinde oniki imamlarxn adx sxkwa gewmektedir. Ancak onlara dahir getirlen yorumlar sünni islamdan ayrxldxäx gibi Qiilerden de temelden ayrxlxr. Bilindiäi gibi Qiilerde oniki imamlarxn adxnx kullanxrlar ancak sünni Islamdan Qeriat bakxmxndan  hiw bir farklxlxklarx yoktur. Anadolu Aleviliäi ise Islamxn Qeriat boyutunu tarihinin hiw bir safasxnda  onca baskxlara raämen asla kabul etmemiqtir. Bunun nedeni Aleviliäin insanx evrensel bir boyutta ele alxp ona dogmalardan ve tabulardan uzak bir gözle bakmasxndan ve Insanx ilahi bir varlxk olarak görmesinde ileri gelir. Ortadoks Islamda ise din anlayxqx tamamen efendi köle iliqkisini anxmsatxr.

Alevi örgütlenmeleri yeni olduäundan dolayx bir takxm zaaf ve eksiklikleri mevcuttur. Bu yönleri eleqtiriye awxk olmakla beraber yine de olumlu ögeler taqxmaktadxr. Wünkü kendi yaäx ile kavrulmaktadxr. Ancak bu kadarxna bile tahammül edemeyen devlet, taqaronlarxnx Alevi örgütlerinin üzerine salarak kafa karxqxklxäx yaratmak istemektedir. Bunlarxn önde gelenlerinde birisi ise Cem Vakfxdxr. Alevi toplumu iwerisinde hiw bir kitlesel desdeäi olmayan bu paravan yapxlar tamamen devlet desteäi ile ayakta durmaktadxrlar. Izmirden bir Alevi canxmxzxn nufus cuzdanxndaki din hanesine Islam yerine Alevi yazxlmasx talebi ile awtxäx dava asliye hukuk mahkemesi tarafxndan ret edilmesi Alevi toplumu iwin süpriz bir karar deäildir. Bu karar bile tek baqxna, devletin Alevilere bakxq awxsxnx ortaya koymaya yeter. Ayrxca Türkiye Cumhuriyetinin sunni anlayxqxn dxqxndaki inanw ve kültürlere tahamül etmediäinin awxk bir göstergesidir. Genw Aleviler Harekatx olarak bizim görüqümüz dileyen her insanxn nufus kaäxdxna istediäi inanw kimliäini yazmakta hür olmasxdxr.

 

Tek millet, tek xrk, tek din, tek dil anlayxqx ve dayatmasx düpedüz zorbalxktxr.

Her insan kendini serbestce dilediäi gibi ifade edebilmelidir.

72 millete aynx nazar ile bakmayan bir zihniyet insanlarx doärudan faqizme götürür.

Bu evren hepimizindir, hepimiz bu evrenin wocuklarxyxz.   

                                                 

  Genç Aleviler Harekatı...GAH                                                                               

Dersimde Orman yangxnlarx

Ülkemizin doäal tabiyatx devlet yetkilileri tarafxndan tarip edilmektedir.
Hele bu bölgelerde yoäun olarak Aleviler yaqxyorsa her türlü tahribat devlet tarafxndan mübah görülmektedir. Dersim`de devam eden orman yangxnlarxna devletin her hangi bir kurumu tarafxndan müdahale edilmediäini bölge halkx tarafxndan dile getirilmektedir. Dersim de yananan orman yangxnlarxnxn askerler tarafxndan bilinwli bir qekilde wxkarxldxäxnx bölge halkx söylemektedir.

Devletin bu yangxna duyarsxz kalmasx, Alevilere ait olan tüm güzeliklerin gelewekte de acxmasxzca tarip edileceäinin bariz bir göstegesidir.
Yine bu coärafyada en az sekiz tane baraj porojesinin iq adamlarxna ihaleye wxkarxldxäxnx, bölge halkxnxn tüm tepkilerine rahmen devletin bu ihaleleri pazarlamasx ne yazxkki devam etmektedir.

Burda qu soru geliyor aklxmxza:
Yangxnlarxn ve barajlarxn devletin bilincli olarak bölgede Alevi yerleqim alanx olan Dersimi insansxzlaqdxrmak iwin yaptxäx bir giriqimdir.

Duyarlx insanlarxn dikkatine:

Bu bölgede Alevi Erenlerinin ( Ocaklarinin ve Ziyaret yerlerinin ) yoäun olmasx da devletin bu bölgeye yönelik insansxzlaqtxrma ve tahribat hamlesini cazib kxlmaktadxr. Bölge halkxnx kendi tarihsel ve kültürel deäerlerinden koparmak iwin yapmxq olduäu tehlikeli bir giriqimdir.
Genw Aleviler Harekatx olarak kültürümüze ve inancxmxza yönelik taribatlar nerden gelirse gelsin Alevi Genwliäi olarak daima karqxsxnda olacaäxz.


Munzurun wocuklarx yanlxz deäildir.
Doäayx da Aleviliäide tarip edemiyeceksiniz.
Alevi Genwliäi buna asla izin vermiyecektir.

                                                                       
 

Genç Aleviler Harekatı...GAH

Istiklal Marqx ile Cem Töreni

Cem Vakfxnxn Alevi toplumuna ait deäerleri basitleqdirdiäini devletin ve Müslumanlarxn
taqaronluäunu yaptxäxnx Alevi toplunmu bilmektedir.
Son yxlarda gerek Avrupada gerek Türkiyedeki Alevi toplumuna ait kurumlarxn geliqen birlikteliäine karqx Devlet yine taqaronlarx göreve waäxrdx.
Cem Vakfx yöneticileri Alevi toplumunun katilleri ile birlikte hareket etmektedir. Alevi Aydxnlarxnx diri, diri yakan Devlet destekli gerici Faqitler kendilerini dünya kamuoynunda temize wxkarmak iwin Cem Vakfxyla birlikte hareket ettikleri bir gerwektir.
Üw beq Milliyara karqx Alevi toplumunun gerwekliäinden taviz veren Izzettin Doäan qimdi yeni senaryolar yapmaktadxr milliyetcilerle birlikte.
geliqen güwlenen aktiflenen Alevi toplumunun birlikteliäine karqx devletin hazxrladxäx bir Alevi muhalefetidir Cem Vakfx.
Alevi toplumunun katilleriyle hareket eden Cem Vakfx Alevi toplumunun temsilcisi olamaz.

Genw Aleviler Harekatxn ´dan Alevi toplumuna waäxrx !
Cem Vakfxnin kuruluqundan beri devlet desteäiyle Alevi inancx ile kültürünü miliyetwilik
doärultusunda asimile etmekden ve yozlaqtxrmaktan baqka bir amacx olmayan bu tur paravan örgütlerden Alevi toplumunu uzak durmaya ve duyarlxäa waäxrxyoruz

 

 

Alevi toplumuna ait degerleri basitlestirmek icin  misyonerler görev basinda.

                                                                                                                 

  Genç Aleviler Harekatı...GAH

 

 

GAH
Genç Aleviler Harekatı