Sofu:
-Daha İslam'ın şartının 5 olduğunu
bilmiyorsun, birde bilimden dem vuruyorsun. Deyince. Bektaşi: -
Îmanım, haç ve zekatı siz kaldırdınız, oruçla
namazı da biz kaldırdık, geriye kelimeyi şahadetten
başka ne kaldı ?.
(22)
GÖMLEĞÎM
KURUMASIN DİYE:
Yılın
birinde çok kuraklık olur. Köylüler bu yıl açlıktan
kırılırız diye yakınırlar. Oradan geçen
Bektaşi dervişini görünce, yağmur yağdırması
için yardim isterler. Köylülerin üzüntüsünü gören Bektaşi,
bir tas su ister ve gelen su ile gömleğini ıslayıp
bir tasın üstüne serer. Az sonra kara bulutlar çöker şarıl
şarıl yağmur yağmaya baslar. Bunu gören köylüler:
-
Sen Evliyalar Evliyasısın! deyip, ayağına kapanırlar.
Bektaşi:
- Bu isin Evliyalığımla bir ilgisi yok, bu günlerde
yukarıda ki ile aram biraz açık, gömleğim kurumasın
diye yağdırıyor yağmuru.
(21)
SU
İLE FAZLA OYNAMAYA GELMEZ.
Bir
mecliste Bektaşi'yi namaza davet etmişler, bakmış
herkes kalkıyor, O da kalkmak zorunda kalmış. Yanında
ki sofu:
-Erenler
sen abdest aldın mi? Diye sormuş.
Bektaşi:
- İmanım hamurumuz topraktan yoğrulmuş, su ile
fazla oynamaya gelmez, demiş.
(20)
CIVITIN
HA
Bir sofu Bektaşiyi yemege çağırmış,
yemekten sonrada Namaz kılmaya davet etmiş. Bektaşi
hiçte istekli olmasda yediği yemekten dolayı ev sahibini
kırmak istememiş, bir an önce bitirmek için hemen
namazgahın başına yürümüş. Bunu gören
evsahibi: - Erenler önce abdest alacaksın demiş. Bektaşi
dayanamamış,: - Sende iyice cıvıtın ha....
demiş..
(19)
ALLAH
SİMDİ NE YAPIYOR?
Bir
atlı, yol kenarında yorgun Bektasiyi dinlenirken görünce,
sununla biraz alay edeyim der ve sorar;
-Erenler
bilgin olurmuş, size bir sorum olacak; Çok merak ediyorum,
acaba Allah su anda ne yapıyor?. Bektaşi yolcunun
edep-sizliğine bozulur ve:
-
Îmanım çok büyük bir soru sordun, böyle yüksek bir soruyu
ancak yüksek bir yere çıkıp öyle cevaplayabilirim.
Burada senin attın sırtında başka yüksek yer
yok, sen in, ben ata binip, oradan cevaplayım bu sorunu. Adam
attan iner ve Bektaşi biner ve, Bektaşi su cevabi verir:
-Allah
şu anda, senin gibi bir akılsızdan ati aldı
benim gibi bir akıllıya verdi. Deyip oradan dört nala
uzaklaşır.
(18)
HERKES
KENDİNDE OLMAYANI İSTER .
Bektaşinin
biri her nasılsa camiye gitmiş, yani başında
namaz kılan adam.
-Allahım!
Beni dinden, imandan eksik etme, diye dua ediyormuş. Bektaşide
başlamış duaya.
-
Allah'ım bana bir şişe rakı parası ihsan
eyle... Bunu duyan adam.
-
Bre dinsiz imansız herif , hiç Allahtan rakı parası
istenir mi?. Bektaşi
-
Kızma be Îmanım, herkes kendinde olmayanı ister. Sen
biraz daha din, iman istiyorsun. Benim dinim, Îmanım tamamdır,
onun için bende rakı parası istiyorum.
(17)
MESCİT NE TARAFTAYDI
Yıllarca dergahta eğitim
görüp, saz çalıp, semah döndüren, Cem yürüten Bektaşi
dervişini, Piri var git falanca bölgede kendi dergahını
kur diye salmış. Gideceği yere varan Bektaşi,
hemen yoldan çeçen birine;
- Mescit şu tarafta değimliydi
hemşerim yahu? diye sormuş.
Mescit şu tarafta arka
sokakta demiş yolcu. Bektaşi; Yahu niye, o yol meyhaneye
gitmiyor mu? Yolcu:
- Yok tövbe, meyhane soldan aşağıda
3. sokakta demiş. Bektaşi
sağ ol demiş. Mescide gider gibi yapıp, dönüp
meyhaneye dalmış.
(16)
SEELAM ALEYKÜM
KÜP
Alevi/Bektaşîlikte
her şey usulü erkânı ile yapılır, içki içmekte.
Bektaşi bir gün meyhaneye girmiş,
bağıran çağıran, döküp deviren, Bektaşinin
selamını alanı bırak, geldiğini bile
duyup gören yok. Bektaşi kapının arkasında
duran yıllanmış şarap küpüne dönüp yüksek
sesle;
- Selamın aleyküm KÜP,
demiş.. Bir anda meyhanede
ses solup kesilmiş, herkes Bektaşiye bakıyor. Biri
sormuş;
- Erenler noldu kafayı
mı oynatın, burada insanlar varken dönüp küpe selam
veriyorsun. Bektaşi;
- Bakın, şu küp yılladır içer,
yinede edebiyle oturup, gelen gideni de selamsız bırakmaz,
siz iki bardak atınca, kendinizi de unutuyorsunuz, selamı
sabahı da.
(15)
HAK İÇİN
OLSUN BACIM
Bektaşi meyhanede bir masaya
oturmuş gel babam, git babam, demini de almış,
birazda efkarlanmış, gece geç saatlerde, bu güne kadar
hiç görmediği, bir şey; bir dansöz çıkmış
ortaya kirmen gibi dönmeye başlamış. Yıllarca
dergahta sadece semahçıları, dönerken gören Bektaşi
dervişi, kendini hava kaptırmış;
- Gösteriş için değil,
Hak için olsun bacım, hak için olsun.. demeye seslenmiş.
(14)
ENEL-BATIL
MI DEMELİYDİ?
Bir
mecliste konuşmacının biri Halacı Mansuru çok
över. Dinleyicilerden biri ; - Yahu Hiç En-el Hak ben
Allahın denir mi ? Toplantıda bulunan Bektaşî. -
Dur hele efendi. En-el-batıl mi demeliydi. (Enel-batıl; doğru
olmayan, haksiz, inançsız, gerçek dişi, bos)
(13)
ULAMANIN
GÖZÜ KALMIŞTIR.
-Hocayım
diye köye gelmişti. Zamanın bilgini olarak geçinirdi.
Bir gün şunları söyledi: - Ey ümmeti Müslim'in!
Cenabil Rabbil Alemin, Ahalinin rızkını üçe ayırmıştır.
Bu rızkın birini dilleri ile, ikincisini elleri ile ulâmalar
almıştır. Üçüncü hisse de sair halka bırakılmıştır.
Deyince Bektaşi de: - O hissede de ULAMANIN gözü kalmıştır,
dedi. (Ulâma; seçkin, zengin, üst-sınıf, devletin ileri
gelenleri)
(12)
SENDE
Mİ ÇOCUKLARA UYDUN.
Mahallenin
yaramaz çocukları, gezgin Bektaşi dervişiyle alay
edip onu taslamaya başlamışlar. Bektaşi yaramaz
çocukların taslarından kaçıp kasabanın dışına
kendini zor atmış. Tam bu arada ceviz gibi büyük büyük
bir dolu yağmaya başlamış. Bektaşi başını
yukarı kaldırmış, hey Allah"im sende mi çocuklara
uydun, demiş.
(11)
BEN
NASIL OLSA ARABAYLA GİDİYORUM.
Mahşer
günü herkes günahlarını sırtlamış, hesap
vermeye gidiyormuş. Bektaşi'nin günahı o kadar çokmuş
hiç öyle sırtlamakla cırtlamakla götürülecek gibi değil.
Hepsini bir arabaya yüklemişler, üstünde Bektaşi"yi
atmışlar. - Git Allah"in belası, git de günahlarının
cezasını çek demişler. Bektaşi türkü söyleyerek
giderken yolda yaslı bir nine görmüş. Nineni günahı
bir keseden az ama, zavallıcık kendini götüremiyor ki günahlarını
taşısın. Bektaşi seslenmiş: - Nine, nine".
At o torbayı benimkilerin üstüne. Ben nasıl olsa
arabayla gidiyorum.
(10)
GİDER
GELİR.
Bektaşi"ye
: - Koskoca ramazan geçti gidiyor, sen hala oruç tutmadın! Bu
nasıl istir? diye sormuşlar. Bektaşi: - Îmanım,
demiş ramazan gider yine gelir. Bu can giderse bir daha zor
gelir.
(9)
ANCAK
BU KADAR OLUR.
Bektaşi"ye
sormuşlar. - Niye bu dünya düz değil de, böyle dağlık
tepelik, inişli çıkışlı? - İmanım
diye cevap vermiş Bektaşi; 6 günde yaratılan dünya
ancak bu kadar olur. (Kuran İncil gibi dini kitaplarda, tanrının
dünyayı 6 günde yaratığı yazılıdır.)
(8)
BAŞKA
İŞİMİZ YOKTA.
Uzun
süre yolda olan Bektaşi'nin mintanı kirlenmiş. Görenler
ayıplamışlar. - Erenler gömleğin çok kirli yıkasana!.
Bektaşi nasıl olsa yine kirlenecek değil mi?. - Sende
yine yıkarsın. -Yine kirlenir. Yine yıkarsın.....
Bektaşi dayanmamış. - Îmanım başka isimiz
yokta, biz bu dünyaya gömlek yıkamaya mi geldik.
(7)
ZOR
VE KOLAY OLAN
Bektaşiye
sormuşlar: - Dünyanın en zor ve en kolay şeyleri
nedir? Bektaşi söyle demiş: -En kolayı, nasihat
vermek, en zoru kendini bilmektir.
(6)
OLMAZ
OLUR MU ?
Biri
Bektaşi'ye sormuş. - Allah var mi? Baba Erenler: - Olmaz
olur mu, demiş. Yetmiş senedir birbirimizle uğraşıyoruz
hep onun dediği oluyor.
(5)
SANA
DÜSEN.
Bektaşiyi
toplum içinde küçük düşürmek isteyen biri. -Bektaşi
efendi, borcunuz var mı? Diye sormuş. -Evet bakkala biraz
borcum var. -Canim onu sormuyorum. Namaz borcun var mı?. Bektaşi
kızmış: -Onu ancak tanrı sorar, Sana düsen
bakkal borcunu sormak.
(4)
GÖZÜM
ORASINI SEÇMİYOR.
Bektaşi'ye
sormuşlar. - Niye namaz kılmıyorsun? Kuranı açıp
göstermiş. -Burada namaz kılmayın diyor. -İyi
ama, üstünde abdestiniz bozulmuşsa namaz kılmayın
diye yazıyor. Bektaşi basını sallamış.
- Valla, benim gözüm orasını seçmiyor.
(3)
OLSUN
-
Ahlâk bozuldu, böyle giderse, Dünyanın altı üstüne
gelecek! der birisi.
Bektaşi:
- Olsun, bakarsın altı üstünden iyidir.
Bir yağmur, dolu,
sel, Bektaşinin bostan tarlasında ne varsa hepsini
silip süpürüp alıp götürmüş, daha da hava gürleyip
şimşekler çakıyormuş, Bektaşi tarlada
saklandığı kulübeden çıkmış gökyüzüne
dönüp: - Daha ne çakmak çakıp duruyorsun, geriye hiç bir
şey bırakmadın işte.. demiş.
(1)
CAMİYE SOKMADIK YA
1970 yılların
başında solcu öğrenci gerillalar, dağda aç kalınca,
Alevi köylüden, yemek istemişler, köylü PİR evini göstermiş.
Dede tanrı misafiri deyip bunların karnını
doyurmuş, sonra muhabbete dalmışlar.. Solcu öğrenciler,
siyasi konulardan sömürüden, adaletsizlikten vs. konuşmuşlar,
aklına yatan Dede haklısınız çocuklar haklısınız
demiş. Öğrenciler evirip çevirip konuyu, dedelerinde
hakkulah yiyip halkı sömürdüklerini, onları dinle
uyuduklarını, halk için hiç bir şey yapmadıklarını
söylemişler.. Dede biraz düşünmüş: - O kadarda değil,
hiç bir şey yapmadıysak, en azından bu halkı
bin yıldır camiye
sokmadık.. demiş..