Genc Aleviler Harekati


GAH nedir  ?
 


 

G.A.H, Genç Aleviler Harekatı nın kısatılmış adıdır.

G.A.H, şu ya da bu şekilde yakınen tanıdığımız; merkez komitesi olan ve bu komitenin vereceği emirle hareket eden tipik siyasal örgütlenmelerden kökten ayrılan bir toplumsal harekatı amaçlar. Şimdiye kadar bildiğimiz siyasal oluşumlardaki hirarşik örgütlenme modelini redederek;doğrudan demokrasiyiiçinde yaşatan yatay bir örgütlenme anlayışını esas alır. Bu anlayış, Alevi inancında önemli bir yeri olan Kırklar Inancı modelidir. Kırkımız bir, birimiz kırk düşturundan hareketle, her ferdi, bir birinin hem öğretmeni hemde öğrencisi olarak görür. Insan insanın aynasıdır felsefe ve inancını ölçü aldığı için yeryüzunde hiç bir insanı değersiz veya kıymetsiz olarak görmez; aksine, yeryüzünden arşa kadar el ele el Hakka der. 

Biz Kimiz ?

Bizler; uzun yıllarını Alevi Kurum ve Kuruluşlarında geçirmiş; hiç bir ünvan mertebe gözetmeden, verilen her görevin gönüllü olarak “hammallığını” yapmış Alevi gençleriyiz. Alevilik adına atılan her adımı sevinçle karşılamış ve her türlü eksik ve zaaflarına rağmen yine de bu adımları Öze Dönuşe giden yolun kilometre taşları olarak görmuştur.  Ancak, Alevilerin bu son derece masumane ve barışçıl örgütlenmeleri dahi içlerine sindiremeyen kimi güçler, bu gelişmenin önünü kesmek için çeşitli mekanizmaları devreye sokarak onları ya birbirine düşürmüş yada pasifize etmeye çalışmışlardır. Bu yüzden, ne yazıkki, bir çok Alevi kurumu kendi kitlesine yeterince hizmet edememekte; insanlarını layıkıyla kucaklayamamaktadır. Binbir umut ve sıcaklık arayışıyla geldikleri kurumlardan hayalkırıklığıyla ayrılan sayısız Alevi genci var. Diskolar, Kahvehaneler, hapishaneler ve uyuşturucu bataklığı umudu kırılmış Alevi gençleriyle dolup taşmaktadır. Kimileri de şu yada bu mafya örgütün tetikcisi ve maşası olmaktadır. Kısacası, bir toplumun geleceği yani gençliği kültür ve inancına yabancılaşarak yavaş yavaş kendini tüketmektedir. Bu durum karşısında birilerinin ortaya çıkıp bu surece Dur demesi gerekiyordu. Işte biz onlarız.

 

G.A.H ne istiyor ?

G.A.H; ne, insanı ruhsuzlaştırarak birer meta haline getiren endusturi toplumunu, ne onun bir turevine dönuşen sosyalist devleti ne de insanların Allahla korkutulduğu şeriat devleti istiyor. G.A.H’ın istediği, Alevi inanç ve felsefesinin de nihayi amacı olan "Buyrukta" erenlerin tasvir ettiği ve tum insan ilişkilerinin rızalık üzerine kurulduğu; her türlu baskının, sömuru ve haksızlığın, bencilliğin ve köleliğin son bulduğu "Rıza Kenti’ni" bu dünyada tesis etmek istiyor. Evet, bu dünyanın en zor işidir fakat imkansız değildir. Buna, ham hayal diyerek burun kıvıranlar ya Alevi felsefesini bilmiyor ya da bu felsefenin arzladığı toplumsal yaşama katkıda bulunmak gibi bir derdi yok. Oysa yakından irdelendiğinde, tarihler boyu suregelmiş ve ne yazıkkı bugün işlevsizleştirilmiş olan Cemlerimizin, Dergahlarımızın ve Dedelik kurumunun esas amacının  "Kamil Insan" yetiştirerek Rıza Kenti’ni kurma çabaları olduğu açıkça görulur. Bu sadece Aleviler için değil, bütün insanlar için duşünülmüş olan tum zamanların en büyük projesidir. Büyük ozan Pir Sultan Abdal’ın “ Yemenden öte bir yerde Duldul halen savaştadır” sözlerinden esinlenen G.A.H, kendini bu “savaşta” birer er olarak görür.

“Sen kendini küçük bir cisim sanarsın, oysa bütün alem sende dürülüdür" diyen, Hz. Ali; “Okunacak en büyük Kitap insandır” diyen, Hünkar Hacem Bektaşı Veli; “Çok keramet var insanda”diyen, Pir Sultan Abdal; “Yarın yanağından gayri herşey ortaktır” diyen Şeyh Bedreddin; “Enel Hakk”diyen, Hallacı Mansur;  “Gerçi bugün Nesimi’yem, Haşimiyem, Kureyşiyem; bundan uludur ayetim, ayet i şan’a sığmazam” diyen Nesimi  ve daha bir çok bu Yol’un usdatları, dun olduğu gibi bugün de Yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Onları, Rıza Kenti’ne giden Yol’da birer rehber olarak görüyorüz.

 

Rıza Kenti’nin Anahtarı nerdedir ?

Ademden bu yana akıp gelen tarihsel ve toplumsal değerlerin bilgelik yüklü ırmağının bütün izleri  her Alevinin kollektif hafızasında mevcuttur. Çözum; çeşitli devirlerin eğemenlerinin çeşitli aralarla sürekli uyuşturmaya, dumura uğratmaya ve bize unutturmaya çalıştıkları bu kollektif hafızayı yeniden uyandırmak; bilinç düzeyine çıkarmak; yaşamak;  yaşatmak ve bütün evrene yaymaktır. Biz buna "Öze Dönuş hareketi" diyoruz. Bu hareketin kıpırtıları bir birinden bağımsız birçok yerde zaten başlamış durumdadır. Akarsuya nasıl kilit vurulamazsa bu toplumsal uyanışa da kilit vurulamayacaktır.

Diyanetin başındaki kravatlı şeriat ulemaları neden “yumuşama” ihtiyacı duydu?

Avrupa ve Türkiye’deki Alevi Federasyonlarının en üst düzeydeki yetkililerinin büyük bir curretle ortaya çıkış: “Alevilik Islam dışı bir inançtır” demelerinden sonra şeriat ulemalarının paçaları tutuştu. Aslında doğru söylem şöyle olmalıydı: "Alevilik, Islamdan da etkilenen fakat onu aşan evrensel bir inacın adıdır." Ve şimdiye kadar adam yerine koymayıp, sapkın bir meshep olarak itham ettikleri Aleviler karşısında “180 derece dönuş yaparak”: “Eğer Diyanet’in, bilmeyerek bir hatası olmuşsa derhal düzeltilmelidir, Alevi kardeşlerimiz de müslümandır.” demeye başladılar. “Gerekirse Kuranı yeniden yorumlayalım” diyorlar. "At kılına bağlanmış Demokrasi kılıcı" gibi tepemizde bin yıldır sallandıklarını unutuyorlar. Mollalarıyla, Akedemisyenleriyle, Misyonerleriyle, Diyanet ve dini hokkabazlarıyla tekrar bizi uyuşturmak için üzerimize geliyorlar.

Iran ve Mısır başta olmak üzere bütün Islam ülkeleri Alevilerin bu tarihsel uyanışını endişeyle izliyorlar; telaşa kapılıyorlar. Yahudilik ve Hristiyanlık gibi kurumlaşmış dinlerin toplum uzerindeki hegomonyası çöktu.  Alevi rönesansı (uyanışı)  Islama şeriatına altenatif tek inançtır.  Belki bu çökuş yuzyıl alacak biz görmeyeceğiz fakat gelecek nesiller buna şahit olacaktır. Hz. Ali Alevilikte yaşamaya devam edecek. Çunku biz Ali’yi ölümsüzleştirdik. Biz var olduğumuz surece, o, bizde yaşayacak!!! Alevilik Anadolu coğrafyasından çıkıp bütün dünyaya yayılarak tüm insanlığı kuşatacak….

 

Şiddet çözum mu ?

Çökmek üzere olan her egemen sistem bu çöküşu önlemek için son çare olarak şiddete  başvurur. Dışta yeni duşmanlar yaratarak “içeride” birlik sağlama maksatlı psikolojik bir reflekstir bu. El Kaide’nin Islamı şiddeti Afkanistan’dan, Kafkaslar’a; İrak’a ve ordan bütün Arap ülkelerine yaymasının bunun açık bir nişanesidir. Son yıllarda icat edilen „Dinler arası diyalog „ ise can çekişmekte olan ruhban sınıflarının birbirine sarılarak ayakta kalma telaşından başka birşey değildir. Oysa bu dinler tarihler boyu acımasızca birbirinin oluk oluk kanını akıtmış; kendi kitabından başka doğru kabul etmemiştir.

Alevi uyanıqını cebren durdurmak isteyenler çıkarsa ne olacak ?

Şimdilik görunuşte böyle bir emare yok. Şeriat ulemaları Alevilik adına hareket eden kimi insanlara Diyanet ve devlet kademelerinde belli payandeler vererek Alevileri tekrar uyuşturmayı deniyor. „Camilere gelmezsenizde olur, yeterki Islamı tartışmaya açmayın, Kuranı kurcalamayın, öze dönuş gibi şeylerden bahsetmeyin“ diyorlar. Bu söylemlerle Alevilerin bir bölumunu kandırsalar da önemli çoğunluğu buna kanmayacak.

Alevilerin tarihsel uyanışı karşısında elbette bundan rahatsız olup bu uyanışın önünü kesmek için şiddete başvurmak isteyenler de çıkacaktır. Alevi uyanışına düşünsel ve felsefi olarak katkıda bulunan Alevi aydın ve bilge insanları hedef seçilecek. Işte o zaman Genç Aleviler Harekatı nın fertleri birer Fedai olup onların karşısına dikilecektir.

   GENÇ ALEVILER HAREKATI  G.A.H
 

Anasayfa

Genç Aleviler Harekatı